Dilek Büyük

Dilek Büyük
@dilekitap_
6/10
·480 syf.··
2025 1. kitabı
#k:34618zül Zülfü Livaneli Konstantiniyye Oteli, bir otelden çok Türkiye’nin ve İstanbul’un derinliklerine açılan bir atlas gibi… Okudukça kendinizi, sevdiklerinizi ve yaşadığınız ülkeyi fark ediyorsunuz. Zehra’nın hikâyesi eşliğinde Roma’dan Bizans’a, Osmanlı’dan bugüne uzanan bir akışta ilerliyorsunuz… Tarih ve sosyoloji sevenler bu romana bayılır. Livaneli okumak huydur bende; onu çok severim. Eserlerindeki derinliğe, bilgi ve birikime hep şaşırmış ve etkilenmişimdir. Ancak bu kitabı okumak için gerçekten Livaneli’yi tanımak, onun yazı diline aşina olmak gerekiyor. Eseri beğensem de diğer kitaplarına kıyasla daha ağır ilerliyor. Geniş karakter kadrosu ve buna bağlı olarak gelişen pek çok olay olması yazara ilk kez başlayacaklar için zorlayıcı olabilir. Bu yüzden Livaneli’yle yeni tanışacaklara Serenad’ı öneririm. Öğretici ve etkileyici olan bu roman, kitapseverlere tavsiyemdir.
Konstantiniyye OteliZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202022,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·172 syf.··
2024 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2024 00:00
Otomatik Portakal, edebi olarak distopik bir roman. Asıl karakter Alex ile arkadaş grubunun şiddet dolu olayları devlet, ahlak ve birey eksininde anlatılmış. İyi ve kötü ayrımının yapıldığı eser, iyiyi de kötüyü de bariz bir şekilde sorgulatıyor. “Kötülüğü başka bir kötülükle alt etmek mümkün mü?” Bunun cevabını aradım okurken. Ayrıca yazar, Otomatik Portakal’ı yazdığı dönemde ölümcül bir hastalığa yakalandığını sanıyormuş. Bu yanlış teşhis, onun ruh hâlini derinden etkileyip esere karanlık ve distopik bir atmosfer kazandırmış. İçerikte de zaten en çok üzerinde durulan şey insanın içindeki karanlık yönler. Yazar eseri için şöyle diyor: “Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…” 1962’de yayımlanan eser, film ve roman olarak hâlâ popülerliğini korumakta. Benim de arkadaşımın filmine yaptığı yorumdan sonra ilgimi çekti ve önce okumaya karar verdim. Ancak hiç böyle bir eser beklemiyordum. İlk sayfalarından itibaren “Ne okuyorum ben ya?” dedirten, çarpıcı ve rahatsız edici sahneleriyle edebiyatın sınırlarını zorlayan bu romanı; yüksek rahatsızlık seviyesine rağmen merak uyandıran ve akıcı dili sayesinde bir çırpıda okudum. Eğer şaşırmak ve rahatsız olmak istiyorsanız, ilginç bir kitap tavsiyesi olarak önerebilirim.
Edebiyat & Roman
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
Yaşar Kemal bu eseri için şöyle diyor: “Doğanın en büyük hayvanı fili sömürücü olarak aldım. Sömürülenlerin çokluğunu, çalışkanlığını göstermek için de karıncayı. Neye üzülüyorum biliyor musunuz, bu kitabı okuyan çocuklar belki de filleri hiç sevmeyecek, bu bana çok dokunuyor…” Eser, çocuk kitabı olarak yazılsa da ezen-ezilen çatışmasını işleyerek dünyanın her yerinden ezilen, dilini unutan, mücadele eden insanlara sesleniyor. Hayvanları sembolize ederek toplumsal bir eleştiriyi içermesiyle edebiyatçılar tarafından “Hayvan Çiftliği”ne benzetilir. Bence ondan daha güzel. Ne değişik bir kitap ismi, diye okumaya başlayıp ilk sayfadan itibaren romandan çok bir masal, halk hikâyesi okuyormuşum hissiyle bir çırpıda bitirdim. Hem çocukların hem yetişkinlerin severek okuyup, mesajlar çıkaracağı içeriğinin olması çok özel. Şiddetle tavsiye, herkes okumalı. Pek çok kişi gibi ben de Yaşar Kemal okumanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sadece bizim edebiyatımızın bilinen bir ismi değil, işlediği evrensel konular sebebiyle dünyaca tanınan ve okunan bir yazar. Hatta Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk Türk yazar olmuştur. Edebiyatımızın koca çınarı, Yaşar Kemal iyi ki… “Yüreği alıp sattı insanoğlu, yürek, yüreklikten çıktı. Aşkı, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, barışı, arkadaşlığı, kandaki sıcaklığı, güzelliği alıp sattı insanoğlu, insanlıktan çıktı…” “Dünyanın bu delirmiş çağı da bu alçalmış, bu obur, bu bencil çağı da geçecek ama ne zaman geçecek?” “Ama bilmeliydiniz ki haklı azınlık, haksız çoğunluktan daha güçlüdür.”
Duygu ve Düşünce
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2024 8. kitabı
Birkaç ay önce (11 Şubat 2024) hayatını kaybeden aynı zamanda senarist ve yönetmen olan Füruzan, İlk kitabı “Parasız Yatılı”yla Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanan ilk kadın yazarımızdır. Vefatından bir yıl önce ve 90 yaşında yayımladığı son öykü kitabı “Akim Sevgilim”de üç öykü var: Akim Sevgilim, Sesi Olmayan Türkü, Varoşlarda. Hepsinin incelemesini yazmak uzun ve okunması zor olacağı için kitaba ismini veren ilk öykü, “Akim Sevgilim”i ele almak istedim. Akim’in kelime anlamı gibi verimsiz bir sevda kitapta anlatılan. Akim, varlıklı bir ailenin köşkünde bahçıvan olarak çalışan Balkan göçmeni, yakışıklı bir erkektir. Evin kızı Keriman ile aşk yaşarlar. Olaylar evin küçüğü, yeğen Gönül’ün gözünden anlatılır. Bir de öykünün baskın karakteri, büyük teyze Mihriban Hanım var: geleneği, klasik ahlak anlayışını, kusursuz görünme çabasını, otoriteyi yansıtır. Öykü, bu aileden hareketle Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan kuşaklar arasındaki çatışmayı, değişen değer yargıları, incelikli ve cesurca yaşanan bir aşkın dramını derin ve dokunaklı bir şekilde işlemesiyle beni içine çekti. Okurken roman okuyormuşum hissine kapıldım hatta filmin içinde gibi hissettim. Anlatımı ise akıcı ama aynı zamanda zorlu hem yüreğe dokunan hem de huzursuz eden... Alışılmış öykücüler gibi kısa, basit cümleler kurmuyor. Devrik cümleler fazla. Bu yönüyle belki sizi okurken biraz zorlayabilir. Modern ve klasik anlatımın bir arada olmasını çok sevdim. Üç hikâyeden hangisini daha çok sevdiğime ise karar veremedim. Hepsinin ayrı bir tadı vardı. Füruzan’ın diğer kitaplarını merakla okuyacağım. 🩷 “Ne çalışırken ne çalıştırırken paranın zaman olduğunu unutmayınız. Bu zihniyet bize de er geç yerleşecektir. Avrupa’ya da başka türlü ayak uyduramayız.” “Kadının hanımefendisi çocuk doğurmak, aile
Füruzan
Akim SevgilimFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 2023493 okunma
Puan vermedi·293 syf.··
2024 5. kitabı
Şizofreni nasıl bir şey? Bu sorunun cevabı eserde fazlasıyla gerçekçi bir şekilde verilmiş. Bunun en önemli sebebi kitabın yazarının da bir zamanlar akıl hastanesi deneyimi olması. Bu sebeple eser aslında yarı otobiyografik bir roman. Şizofreni hastası 16 yaşındaki Deborah, kendine Yr krallığı adını verdiği bir dünya kurar, gerçek yaşamdan tamamen kopup orada yaşar ve oranın diliyle konuşmaya başlar. Akıl hastanesinde tedavi gören Deborah acaba hastalığı yenebildi mi? Kitabı aslında isminden dolayı merak edip almıştım ve içeriğini hiç böyle beklemiyordum. Yazarın da akıl hastanesi deneyimi olması merak uyandırdı. Dramaya girmeden olayların gerçekçi bir şekilde anlatılması etkileyiciydi. Fakat okunması kolay bir kitap değil; dil durağan. İçerikte birden fazla dünya, psikolojik süreçler ve betimlemeler fazla olduğu için akış karışıp, sıkabiliyor. Bu yüzden merak edenlere ara vermeden okumasını öneririm. “Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. Aana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım.” “Yaşamak, savaşmak demektir.”
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma