Tarihin Sıfır Noktasında İnancın İzini Sürmek
9/10
·116 syf.··
2026 176. kitabı
Kutsal kitapların (Kur'an, İncil, Tevrat) kökenlerini ve anlatılarını tarihsel bir süzgeçten geçirdiğimizde, karşımıza çıkan en devasa ve en kadim ayna kuşkusuz Sümer Medeniyeti'dir. Sümerler, insanlık hafızasının ilk yazıya döküldüğü o muazzam kütüphanedir. Bugün kutsal metinlerde "vahiy" olarak karşıladığımız pek çok anlatının, sembolün ve hukuki yapının ilk izlerini, Mezopotamya’nın o balçık tabletlerinde, çivi yazısının o vakur sessizliğinde buluyoruz. ​Edebi ve tarihsel bir düz yazı ile bu "kadim aktarımı" dile getirmem gerekirse; Sümerler, tek tanrılı dinlerin üzerinde yükseldiği o devasa zigguratın temel taşlarını döşemişlerdir. Muazzez İlmiye Çığ gibi ömrünü bu tabletlere adamış bilgelerin de altını çizdiği üzere; tufan hikâyelerinden yaratılış efsanelerine, cennetten kovuluştan etik yasalara kadar pek çok tema, Sümer mitolojisinden süzülüp binlerce yıl içinde dönüşerek kutsal kitapların ruhuna nakşolmuştur. Bu bir "kopya" değil, insanlığın ortak bilincinin, o kadim hikmetin zamana ve coğrafyaya göre yeniden form bulmasıdır. ​Bu tarihsel süreklilikteki en çarpıcı durakları şöyle özetleyebiliriz: ​Sümer Mirasının Kutsal Metinlerdeki İzleri ​Tufan Anlatısı: Tevrat’ta Nuh, Kur'an’da Nuh Tufanı olarak geçen o büyük yıkım; Sümer tabletlerinde Ziusudra (Babil'de Utnapiştim) karakteriyle karşımıza çıkar. Tanrıların gazabı ve bir gemiyle kurtulan insanlık teması, ilk kez Sümer’in o çamurlu topraklarında dile gelmiştir. ​Yaratılış ve Kaburga Kemiği: Tevrat’taki Havva’nın Âdem’in kaburga kemiğinden yaratılması anlatısının kökeni, Sümercedeki "Ti" kelimesinin hem "kaburga" hem de "yaşam veren" anlamına gelmesine dayanır. Sümer mitolojisindeki "Kaburganın Hanımı" (Ninti), kutsal kitaplardaki "Yaşam Veren" (Havva) imgesine dönüşmüştür. ​Cennet (Dilmun) Tasviri: Sümerlerin
Duygu ve Düşünce
Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki KökeniMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20065,3bin okunma
5/10
·98 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 14:13
2024’te birincisi düzenlenen Ganeşa Mitolojik Öykü Yarışması’nın sonucunda finale kalan eserlerin toplandığı bu kitap, insanlığa dair bu iki olguyu farklı açılarıyla beraber bir araya getiriyor: Mitoloji ve öyküler. Her birinde kendinizden bir şeyler bulacağınız on iki öykü Yunan-Roma, Sümer, Maya-Aztek ve Türk. Her bir öykü, mitolojik bir bakış açısıyla kişisel ve toplumsal mücadeleleri sunarak ahlaki çıkarımlar yapar. Gılgamış'ın Rüyası (Nurşah KARACA); Öykü seçkisinde yer alan gerçek anlamda mitolojik öyküde; Gılgamış ve Enkidu'nun Dilmun'daki Humbaba'yı öldürmeye gittiği sırada Gılgamış, rüyasında kendi ölümünü görüp de Enkidu'ya bahsetmeyişi ile kardeşine cesaret aşıladı. Sürükleyicide Zağros ve Fırat adları yerine o dönemde Sümerler'in kullandığı kavramları yeğlenseydi gerçek anlamda efsane olurdu. Dilmun, Sirius yıldızı etrafında dönen bir gezegen olarak biliniyordu. Hatta Kur'an'da bile En yüksek sedirler ormanı olan ilk bahçe olarak dolaylı geçiyor. Oduncu Sankur'un İfadesi (Talha YILMAZER); 1471 yılında geçen Anadolu korku gerilim öyküsünde mitolojik unsur olarak Karakura'yı baz almakla yetinmiyor. Olayın biraz daha varolmayan bir mekanda geçmelidir. Öyküde eşini kaybeden Koytun'a musallat olan Karakura'yı gören Sankur'un ifadesidir. Mitolojik öyküden daha çok gerilim öyküsü olarak kabul etmekle birlikte 1471 yılındaki Anadolu'nun kırsal izlenimlerini başarılı bir şekilde görüyoruz. Etkileyici bir şekilde yazılmış öyküde Karakura'nın neden Koytun'a musallat olduğuna dair kurmaca olsaydı mitolojik öykü kabul edebilirdik. Kimin Kötüsüsün Sen? (2.’lik) (Fatma Nur ÇELİK); Öyküde kullanılan dil sayesinde Helen'lerin Minotor'u değil bizlerin Yarboğa'sının günümüzde doğarsa insanların ona bakış açısını Türk tarzıyla dile getirilmiş. Hilkat garibesi olan Yarboğa,
Mitoloji
Mitolojik ÖykülerKolektif · Ganeşa Yayınevi · 011 okunma
Reklam
Sümerde de insan çamurdan yaratılıyor
Puan vermedi·183 syf.··
2024 11. kitabı
Sümerlilerde Tanrıların bahçesi Dilmun. Tevrat'ta Tanrı'nın yeri Aden, her ikisinde de su yok. Tevrat'ta, yerden buğu çıkıp toprağı suluyor. Sümer'de de Güneş Tanrısı yerden su çıkarıyor. Tevrat'ta, Tanrı, Aden'e meyve ağaçları ve yenmesi yasak olan ağacı dikiyor. Sümer'de de Yer Tanrıçası sulanan bahçede yenmesi yasak bitkiler yetiştiriyor. Tevrat'ta bu bahçenin toprağından yaratılan Adam, onun kaburgasından meydana getirilen kadın, yılan tarafından verilen yasak meyveyi yedikleri için buradan kovuluyorlar. Sümer'de de insan çamurdan yaratılıyor ve orada Tanrıların görüntüsünde yalnız Tanrılar bahçesindeki yasak bitkileri yiyen ve lanetlenen Tanrı, adı kaburganın hanımı olan bir Tanrıça, Tanrının kaburgasını iyi ediyor.
İbrahim PeygamberMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 2019847 okunma
Ah Enkidu üzümlü kekim :')
8/10
·176 syf.··
2024 50. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2024 12:20
Gılgamış Destanını bilmeyen yoktur herhalde Edebiyatın mihenk taşı sayılır kendisi... 5000 yıllık geçmişiyle tarihin günümüze ulaşabilmiş en eski edebi metni. Uruk şehrinin kralı ve yiğit cesur bir kahramanı olan üçte ikisi Tanrı olan ölümlü Gılgamış ve sadık arkadaşı Enkidu'nun maceralarını anlatıyor bu destan. Hikayeyi kısaca özetleyecek olursak; "Gılgamış, yabanıl arkadaşı Enkidu'yla birlikte, Tanrı Enlil'in Amanos yöresindeki Sedir Ormanları'na gözcü ola­rak koyduğu Humbaba adlı korkunç bir devi öldürür. Bu savaşta arkadaşı Enkidu'yu da kaybeder. Gılga­mış için bir yıkım olur bu ölüm. "Ben de Enkidu gibi ölecek miyim?" diye ağlar, dövünür. "Ölümsüz yaşam"ın gizini aramak üzere yollara düşer. Uzun bir serüven sonrası Dilmun'a ulaşır. Öğrenir ölümsüzlüğün gizini. Ve bulup çıkarır onu..." Hani bazı kitaplar olur ya kapağına aldanır alırsınız, ama içeriği bomboştur. Heh Gılgamış da benim için öyle bir karakter oldu. Cesur korkusuz bir savaşçı okumayı beklerken ikide bir zırlayan bencil zalim biriyle karşılaştım. Adamın gücü şöhreti şanı her şeyi var. Ama tutturmuş yok ben illa Humbaba'yı yeneceğim diye. Yeniyor mu? Yeniyor tabi. Ama olan kime oluyor biliyor musunuz? Yine fakir fukaraya oluyor... Enkidu'yu anlatmış mıydım size? Enkidu tarzan gibi bir şey, hayvanlarla büyümüş bir yabani tabiri caizse. Sokaktan geçen bir kızı görünce buna aşık oluyor ve hayvanlarını bırakıp kızla beraber Uruk'a gitmeyi ve uygarlaşmayı(!) kabul ediyor. Bu noktada talihin Enkidu'nun yüzüne güldüğünü falan düşündüyseniz yanılıyorsunuz, çünkü talih asla garibanların yüzüne gülmez. (Dalga geçmek hariç) Neden mi? Enkidu'nun kıza aşık olması da tanrıçalar tarafından planlanmıştı çünkü. Gılgamış kiminle cenk etse onu yeniyordu, öldürüyordu. Uruktaki herkese gına gelmişti artık bu yüzden
İnceleme
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2023 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2023 01:54
Ah Sümerliler olunca bir de o kitap fantastik olunca ne de güzel oluyor :) ülkemizde fantastik kurgu anlamında baya gelişmeler var. Yazarımız da bu konuda fena değil. Film tadında bir kitap okudum ama devamı olduğunu bilmiyordum tek kitap sanıyordum. Şimdi gel de ikinci kitabı almayı bekle :/ meraktan çatlarım sanırım. Yazarın dili gayet iyi. Kitap sürükleyici de. Fakat kitabın başları biraz karmaşık olmuş. Çünkü karakterlerin olaylarını okuyoruz ayrı ayrı ve isim fazlalığı olunca biraz akılda tutmak zor oluyor haliyle. Bu nedenle kitabın yarısından sonra karakterlere aşina olup birbirleriyle olan bağlantılarını çözebiliyorsunuz. Yazar değişik bir tarz denemiş ve birbirine bağlayabilmiş. Kitabın konusuna değinince ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kitap efsanevi Dilmun’dan gelen son gemideki çocukların yaşadıkları, bu çocukları arayan Biz tarikatını, bir yandan Ab-ı hayatı arayan tipler, yine ölümsüzlüğü arayan tiplerin aynı zamanda Dilmunluları da araması, çünkü ölümsüzlüğü yaşayan son kişinin yani Dilmun kralının bu sırrı bir tabletle beraber gömülmesiyle bu tabletin sadece Dilmun’da yaşayan kişilerin okuyabilmesi, anlatılan karakterlerin hep bir ortak noktası olup bir şekilde birbirine bağlanabilmesi, bir yandan büyücüler, bir yandan değişik canlılar, bir yandan Anunnaki efsaneleri :) , Sümer yaşayışları, vs güzel bir kitap olmuş. Ara ara yazar Anunnaki efsanelerinden özellikle İnanna , Ereşkial ve Dumuzi’den de bahsetmeden geçmemiş. Geçmiş kralların uzun yaşayışlarından da bilgi vermiş, bol bol tabletlerin olduğundan. Nuh efsanesinin aslını yani Ziusudra’n diğer adı Utnapishtim’den de bahsediyor. Enki’nin yardımlarıyla hayatta kalan insan neslinden.. Demeden geçemeyeceğim bir nokta var. Bir yerde Enki’nin İnanna’nın babası olduğu ibaresi geçmiş fakat bu yanlış
Ab-ı HayatGöksun Virlan · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) · 202050 okunma