Ut-Napiştim adlı bu kahramanı biz Nuh Peygamber olarak biliriz
"Tanrı Ea'nın yardımıyla bütün canlıların tohumunu Tufan'dan, yok olmaktan kurtarır, tanrılar da onu ölümsüz kılıp güneşin doğduğu yere, Dilmun'a yerleştirir." Ut-Napiştim, "sonsuz yaşam" anlamına gelir.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Alıntı
"Olağanüstü kuvvetli bütün fırtınalar, bir olup saldırdı, Tufan yeryüzünü kapladı, Yedi gün yedi gece boyunca, Tufan ülkeyi kasıp kavurdu, Koca gemi azametli sulara çarpıp dururken, Işığı yere göğe saçan Utu çıktı. Ziusudra koca geminin bir penceresini açtı, Kral Ziusudra, Utưnun önünde yerlere kapandı, Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti. [...] Kral Ziusudra, An ve Enlilin önünde yerlere kapandı, Ona tanrılarınki gibi bir hayat verdiler, Tanrılarınki gibi ebedi soluğu onun için indirdiler. Böylece kral Ziusudrayı, insanın ve ...'nin adının koruyucusunu Geçiş Dağında, Dilmun Dağında, güneşin doğduğu yere An ve Enlil yerleştirdiler."
Sayfa 101 - Destek yayınları 12.baskı
Reklam
Sümerler’in cenneti Dilmun
Dilmun, Bahreyn Körfezi’nin batı yakasında Mezopotamya’da olarak kullanılmıştır. sümer dini anlayışında mitolojik olarak düşünülen bir ülkedir. Cennet olarak tanımlanmıştır. Samuel Noah Kramer, Dilmun ile Tevrat’ta geçen Aden bahçesinin benzer olduğunu belirtir; “ Sümerler’in cenneti, olasılıkla güneybatı İran’da bulunan Dilmun ülkesiydi. Daha sonra Sümerler yenen Sami halkı, babil’de onlara ait yaşayanlar ülkesini, kendi ölümsüzler evini, aynı bölgeye, Dilmun’a yerleştiriyorlardı. Aden’in doğusunda kurulmuş Dicle ve Fırat Irmağı’da dahil dört dünya Irmağının kaynağı olan bir bahçe olarak betimlenen kitabı Mukaddes‘teki cennetin kökeninin Sümer cenneti Dilmun olabileceğini gösteren işaretler vardır.”
Sayfa 97·Kitabı okudu
Sumer Cenneti Dilmun
Yaban tavuğu hiçbir zaman yaban tavuğu gibi ötmez Aslan öldürmez Kurt kuzuyu kapmaz Çocukları yiyip yutan yabani köpek burada bilinmez Tahılı yiyen yaban domuzu bulunmaz Dulun dama serdiği arpayı Göklerdeki kuşlar yemez. Kumru başını eğmez. Gözleri hasta olanlar, "Gözlerim hasta demez" Buranın yaşlı kadınları, "Ben yaşlı bir kadınım" demez. Buranın yaşlı erkekleri, "Ben yaşlı bir erkeğim" demez
Sayfa 70 - Post Yayınevi, İstanbul, 2024
Tarih
‘’Bazı metinler "başlangıçlar"ın mükemmellik ve kutluluğuna değinir: "Her şe yin mükemmel yaratıldığı eski günler" vb. Ama anlaşılan gerçek cennet, ne hastalık ne de ölümün bulunduğu Dilmun'dur. Orada "hiçbir aslan öldürmez, hiçbir kurt kuzuyu kapmaz parçalamaz. . . . Hiçbir göz hastası "gözüm ağrıyor" demez. . . . Surlarında hiçbir gece bekçisi dolaşmaz . . . ." Bununla birlikte bu mükemmellik, sonuçta bir hareketsizlikti.’’
Sayfa 80·Kitabı okuyor
Din
İlk Askeri Diktatör: Sargon
"Kiş kentinde, Sargon adlı bir saki, kendi imparatorluğunu kurma planlarını oluşturuyordu. Sargon bir yokluklar ve kayboluşlar adamıydı. Doğumunu tarihleyen yazıtta, Sargon'un sesi konuşur: Annem yön değiştirmiş biriydi, babamı hiç tanımadım, Babamın erkek kardeşi tepeleri severdi, Evim tepelerde, otların büyüdüğü yerlerdeydi. Annem bana gizlice gebe kaldı, beni gizlice doğurdu. Beni sazdan bir sepete koydu, Kapağını ziftle kapattı. Beni nehre attı, ama sular beni yutmadı, Sular beni su çekici Akki'ye götürdü, Damacasını suya sokarken, beni sudan çekip çıkardı, Beni oğlu olarak kabul etti, beni yetiştirdi, Beni bahçıvanı yaptı. Bu doğum öyküsü bize Sargon'un kökenieri hakkında hiçbir bilgi vermez. Irkını ya da çocukluk adını bilmiyoruz. "Sargon" adının da bir yararı yok, çünkü bunu da kendisi sonradan almış. Adının özgün biçimi, Şarrum-kin yalnızca "meşru kral" anlamına gelir ve (her meşruiyet itirazında olduğu gibi) herhangi bir yasal hakkı olmadan doğduğunu gösterir." "Yaşamdaki yeri her ne ise, yön değiştiren anne bunu oğluyla paylaşmamıştı. Onu nehirde terk ederek, kimliğini şansa bırakmıştı. O zaman, sudan çıkarılma eylemi de daha sonraları hem İbranilerin hem de Hıristiyanların yazılarından yansıyan aynı tınıları taşıyordu; Sümerler bir nehrin onları öbür dünyadan ayırdığını ve suları aşmanın varlıkta esaslı bir değişme getirdiğini düşünüyordu. Sudan çıkarılan Sargon, edindiği babanın kişiliğini aldı. Onu kurtaran adam, Akki, bir Sami adı taşır; Sargon da Sami olmuştur. Akki, Kiş kralının sarayında çalışır, evlat edindiği oğlunu kralın bahçıvanı olarak yetiştirir." "Sargon Kiş'te Ur-Zababa'nın hizmetindeyken, Lugalzaggesi oraya buraya akıncılar gönderip Sümer topraklarından parçaları krallığına katmakla meşguldü. Sargon kralın kadehini taşırken, Lugalzaggesi
Sayfa 116 - Sargon, Kiş, Sami, Sümer, Ur-Zababa, Lugalzaggesi, Akad, Rimuş,·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam