"Kiş kentinde, Sargon adlı bir saki, kendi imparatorluğunu kurma planlarını oluşturuyordu. Sargon bir yokluklar ve kayboluşlar adamıydı. Doğumunu tarihleyen yazıtta, Sargon'un sesi konuşur:
Annem yön değiştirmiş biriydi, babamı hiç tanımadım,
Babamın erkek kardeşi tepeleri severdi,
Evim tepelerde, otların büyüdüğü yerlerdeydi.
Annem bana gizlice gebe kaldı, beni gizlice doğurdu.
Beni sazdan bir sepete koydu,
Kapağını ziftle kapattı.
Beni nehre attı, ama sular beni yutmadı,
Sular beni su çekici Akki'ye götürdü,
Damacasını suya sokarken, beni sudan çekip çıkardı,
Beni oğlu olarak kabul etti, beni yetiştirdi,
Beni bahçıvanı yaptı.
Bu doğum öyküsü bize Sargon'un kökenieri hakkında hiçbir bilgi vermez. Irkını ya da çocukluk adını bilmiyoruz. "Sargon" adının da bir yararı yok, çünkü bunu da kendisi sonradan almış. Adının özgün biçimi, Şarrum-kin yalnızca "meşru kral" anlamına gelir ve (her meşruiyet itirazında olduğu gibi) herhangi bir yasal hakkı olmadan doğduğunu gösterir."
"Yaşamdaki yeri her ne ise, yön değiştiren anne bunu oğluyla paylaşmamıştı. Onu nehirde terk ederek, kimliğini şansa bırakmıştı. O zaman, sudan çıkarılma eylemi de daha sonraları hem İbranilerin hem de Hıristiyanların yazılarından yansıyan aynı tınıları taşıyordu; Sümerler bir nehrin onları öbür dünyadan ayırdığını ve suları aşmanın varlıkta esaslı bir
değişme getirdiğini düşünüyordu. Sudan çıkarılan Sargon, edindiği babanın kişiliğini aldı. Onu kurtaran adam, Akki, bir Sami adı taşır; Sargon da Sami olmuştur. Akki, Kiş kralının sarayında çalışır, evlat edindiği oğlunu kralın bahçıvanı olarak yetiştirir."
"Sargon Kiş'te Ur-Zababa'nın hizmetindeyken, Lugalzaggesi oraya buraya akıncılar gönderip Sümer topraklarından parçaları krallığına katmakla meşguldü. Sargon kralın kadehini taşırken, Lugalzaggesi