Değerli dostum Dilbirîn Dilo’nun eserini büyük bir keyifle okudum. Yılları beraber geçirdiğin insanın şiirlerini bir okur olarak kendisinden uzakta okumak her açıdan mükemmel bir hissiyat. Her cümlesi içime dokunan bu eseri tarafsız şekilde ele almak sanırım biraz zamanımı alacak bir konu olacaktır. Çünkü cümleleri okurken eleştirel bir bakış açışından ziyade tebessüm eden bir yüz ifadesiyle bitirdim kitabı. Umarım okuyan her okuyucu kendisine hitap edecek veya kendisini mutlu edecek birkaç satır bulur zira ben birkaç satırdan daha fazlasını bulan taraftayım. Sevgili dostum Dilbirîn Dilo yazacağın yeni kitapları bir okur olarak heyecanla bekliyor olacağım. Sevgilerimle.
Askerde okumuş olmama rağmen, üzerimde bıraktığı keyifli ve olumlu etkiyi hâlâ hatırlıyorum. Kraliçenin Soytarısı, Tudor hanedanı döneminde, I. Mary'nin tahta çıkışından saltanatının sonuna kadar olan dönemi kapsıyor. İspanyol Engizisyonu'ndan kaçan Yahudi bir matbaacının kızı Hannah'nın gözünden İngiliz sarayının kaderini takip ediyoruz. Kraliyet entrikalarına karışan Hannah'nın hayatı, sadece kendi hayatta kalmasıyla değil, sevdiklerinin hayatıyla da ilgili hale geliyor. Yazarın amacı, VIII. Henry'nin haleflerinin saltanatı ve ardından gelen dini zulüm dönemindeki İngiltere'yi tasvir etmek. İngiliz sarayını kötülük, vahşet ve acılarla dolu bir yer olarak tasvir ediyor. Dönemin tasvirleri ve hükümdarın inançlarına bağlı olarak hızla gerçekleşen dini değişimler etkileyici anlatılmış. Karanlık ve kanlı entrikalara rağmen, aşk da mevcut. Ayrıca, güçlü kişiliği ve sıra dışı yetiştirilme tarzıyla zor bir kader yaşayan ve çağdaş dünyada yerini bulmaya ve kimliğini tanımlamaya çalışan Hanna'nın öyküsünü de beğendim. Philippa Gregory okuduğum ilk kitabıydı ve karakterlerin maceralarını büyük bir dikkatle takip ettim. Romantizmi ve tarihi ustaca harmanlayan yazarlara bayılıyorum. Detaylara ve tarihsel bağlama verdiği önem, 600 sayfalık oldukça kalın bir romanı gerçek bir okuma zevki haline getiriyor. Kendimi yine İngiliz entrikaları dünyasında bulmak için yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Neyse, kitabı tavsiye ederim.
#218435638
Bu kitap bütün ülkelerin emekçi ve işçi (proleter) sınıfının, burjuva sınıfına ve kapitalist sisteme karşı şaha kalkmaları için Karl Marx ve Frıedrıch Engels tarafından manifesto niteliğinde hazırlanmış.
( Öncelikle şu ayrıntıyı bildirmek isterim. Buradaki Komünist Manifesto ; öyle bizim sağcı büyüklerimizin
"yaylalar yaylalar...
komünist kızını zapteyle...
bizim oğlan aşıktır...
dilo dilo yaylalar..." diyerek türkü çağırması gibi değil!..)
Bu bildiride komünizmin tanımı ve amacının neler olduğu konusu sürekli ezilen sınıfa anlatılırken, bir yandan da Fransa, İsviçre, Plonya gibi ülkelerde komünizmin işlevinin nasıl yürütüldüğü de açıklanmış.
Dikkatimi çeken konulardan bir de ,paranın olmadığı bir dünya isteyen Engels'in ölmeden birkaç saat önce yaşadığı olayı yine ölmeden önce yazdığı son makalesinde, kaldığı otelin resepsiyonunda gördüğü şişman adam ve kadın !.. Adam kadını köşeye sıkıştırıp yumrukluyor; " Bana bak lanet Fahişe! Şimdi odaya çık ve o adamı memnun et." diye koca sesiyle bağırıyor. Engels bunu görünce polis çağırıyor adamı tuttuklatıyor. Kadına da kendi kendi kartını vererek fabrikasında iş veriyor. Ve kadına şu veciz sözü söylüyor." Para her kapıyı açar ama kilitleyemez."
Toplum bilimine ve tarihe alaka duyan okurların rahatlıkla okuyabileceği bu incecik ama fazlasıyla etkili kitabı da tavsiye ettim gitti...Buyurunuz...
Nivîskarê me'y cîwan Dilbirîn Dilo ,berhema bi navê Çîrokên Neçîrok,cara yekeme xwe berdaye nav behra kurteçîrokan. Çawa ku di navê de jî eşkereye çîrokên neçîrokin. Ango min kirû nekir nekete kirasekî. Kurteçîrokan kurttir. Deqeçîrokan dirêjtirin. Helbet ne tenê bi vî awayî, gelek hêmanên xweve jî nakeve kirês. Li ser vê esasê em dikarin bêjin ceribîneke.
Hema bêje hemî çîrok bi devê "ez"ê hatine nivîsin, û diyalog di navde pirin. Wek Çîroka Tenûra Gund; Çîrok zêdetir bi diyalogan pêk tê. Niviskarê me an dudile an jî culet nekiriye metleba xwe bibe serî. Dike hemî gotegotên gund, ên herî eşkere bigire heya ên herî nepenî bîne berdest. Ew buyerên li ser tenûra gund tên jiyîn an jî xeberdan bine berdest, helbet ev yek gelek balkêşe. Ji ber ku kesayetê yekem ê çîrokê tenure,her tişt bi dilekî rehet bal tê jiyîn an jî xeberdan. Niviskar qada xwe pir fireh amadekiriye. Lê bi min honak pir baş nehatiye sazkirin. An ê ser gotegota biçuya an jî ê li ser qewimînên herî nepenî. Me'y ( xwêner) bigota çîrokek li ser erotîzmiye an jî çîrokeke gundan a " fesadiyê"ye.
"Xwedayê Zarokan" dîsa bi diyalogan pêktê. Wek qedeçîrok Kurt û Kurmanciye.Deqeçîrok kurte û qul û birîna Kurdbunê bi çavê zarokekî tîne ziman.Dema tu xwediyê axeke,di bin zordariya dagirkerde bî, edebiyat jî bi rengekî tunt û rasterast rû dide. Çîroka me jî a sêyemîn jî wusane.Em bi vê çîrokê têne ser "Bextê me'y reş , felek mera xayine" de.
Niviskar gelek aliyan ve ketiye xeteriyek mezin. Jiber ku çîrokên xwe bi şêwaza rasteqîn lêkirye. Taybetî di mesela jinê de dualîbûm dertê holê. Yek bêje bi hijmendiya baviksalarî hatine lêkirin. Ê din bêje rastiya civakêye. Ev xeterî di warê erotîzm û pornografiyêde jî ru dide. A rast di navbera van herdû têgehan hertim xêzeke zirav heye. Niviskar jî ew rîsk
“Kadınlar, çocuklar o gece Deli Dilo’nun evinde toplandılar. Herkes suskun. Ağızlara korku mührü vurulmuş. Konuşan, gülen yok. Günün olayları bedenlerinde, ruhlarında balyoz ağırlığında. Büyümüş gözlerin arkasında beyinler açarsız, kitli. Elleri yüreklerinde anaların. Yollar uzun, yollar derin. Mahpushanenin demir kapıları soğuk. İçten havası ürkütücü. Beklenilen günler, aylar anaların yüreklerinde kurşun ağırlığında.
Köyün kadınları, erkekleri iki kişiye sarıldı. Cesaret ve güç tanrıçaları. Biri üçüzlerin anaları Pakize, diğeri de okumuş tek kadın Deli Dilo. Başka tutunacak dalları yoktu.
Denbéj Gulé iki adım öne çıktı Pakize ile Deli Dilo’ya dönerek. “Bir delilik yapıp bizden ayrılmayın. Kolumuz kanadımız oldunuz. Yürümeyi öğrettiniz. Uçmayı da sizden öğreneceğiz. Bedenimize baş, başımıza da akıl olun. Bizleri olgunlaştırmadan, yarım yamalak ortalıklarda bırakmayın. Bırakmayın bizi ağaların, maçoların karanlık gölgelerinde.”
Her okurun kendinden bir parça her satırında ruha hitap eden derin duygular ve bir çok duyguyu yaşatan derin anlamlar yüklü yazarın yüreğinden kalemine dökülen bu esere zaman ayırmanızı tavsiye ederim