Askerde okumuş olmama rağmen, üzerimde bıraktığı keyifli ve olumlu etkiyi hâlâ hatırlıyorum. Kraliçenin Soytarısı, Tudor hanedanı döneminde, I. Mary'nin tahta çıkışından saltanatının sonuna kadar olan dönemi kapsıyor. İspanyol Engizisyonu'ndan kaçan Yahudi bir matbaacının kızı Hannah'nın gözünden İngiliz sarayının kaderini takip ediyoruz. Kraliyet entrikalarına karışan Hannah'nın hayatı, sadece kendi hayatta kalmasıyla değil, sevdiklerinin hayatıyla da ilgili hale geliyor. Yazarın amacı, VIII. Henry'nin haleflerinin saltanatı ve ardından gelen dini zulüm dönemindeki İngiltere'yi tasvir etmek. İngiliz sarayını kötülük, vahşet ve acılarla dolu bir yer olarak tasvir ediyor. Dönemin tasvirleri ve hükümdarın inançlarına bağlı olarak hızla gerçekleşen dini değişimler etkileyici anlatılmış. Karanlık ve kanlı entrikalara rağmen, aşk da mevcut. Ayrıca, güçlü kişiliği ve sıra dışı yetiştirilme tarzıyla zor bir kader yaşayan ve çağdaş dünyada yerini bulmaya ve kimliğini tanımlamaya çalışan Hanna'nın öyküsünü de beğendim. Philippa Gregory okuduğum ilk kitabıydı ve karakterlerin maceralarını büyük bir dikkatle takip ettim. Romantizmi ve tarihi ustaca harmanlayan yazarlara bayılıyorum. Detaylara ve tarihsel bağlama verdiği önem, 600 sayfalık oldukça kalın bir romanı gerçek bir okuma zevki haline getiriyor. Kendimi yine İngiliz entrikaları dünyasında bulmak için yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Neyse, kitabı tavsiye ederim.
#218435638
Türkiye'de zombi hikayesi kitapları pek tutulmadığı için yabancı kaynaklardan bulmak zorunda kalıyoruz. Umarım bir gün rabet görürde ülkemizde basımları yapılır.
The Infection
Kitabın ilk 100 sayfası harikaydı. İnsanları hasta eden bir salgın yayılır. İnsanlar yamyamlara dönüşür. Hayatta kalanlar ise yaşam mücadelesi vermek zorunda kalır. Elektrikler kesilmiş, insanlar ışıksız, susuz dünyadan bir haber şekilde kalmışlardır. Bu kaosta hayatta kalmak imkansıza yakın olacaktır.
Kitap devam eden sayfalarda Yürüyen Ölüler hikayesine dönmeye başlıyor. Kim kime aşık olmuş. Kimin dedikodusu yapılmış. Biraz daha vahşet beklerdim. Ama genede iyi sayılabilecek bir kitap.
The InfectionCraig DiLouie · Permuted Press · 20111 okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitapta ilk sayfalarda yazara ait bilgiler verilmiş.
sonraki kısımda kitaptaki en önemli ve en uzun şiirlerin konuları ve açıklamaları yapılmış.Böylelikle şiiri okumadan önce Şiirin konusuna ve olayına hakim olunuyor.
En önemli ve uzun şiirleri 6 adettir ve en az 300 sayfa civarına tekabül ediyor( türkçe ve kürtçe sayfalar toplamı)
Tüm şiirler 16. ve 17. Yüzyılda yazılmıştır
Kitabın baskısı ve kalitesi çok iyiydi.2 dilde yazılmış. Feqiye Teyran’a ait olan tüm kürtçe şiirler ve beyitlere ait olan bu kitap Ali Karadeniz tarafından Türkçe çevirisi yapılarak hazırlanmış.
Kitabın sol tarafında orijinal hali olan kürtçe şiirlere yer verilmiş, sağ tarafında ise türkçe çevirisi var ve çok güzel çevrilmiş.Esere çok büyük emek verilmiş.Teşekkür ediyorum emek harcayanlara ve vesile olanlara. İlgili olanlara tavsiye ederim.Kitaplıktaki önemli ve tarihi eserlerden biri olacaktır.
Diğer notlar : ( ilk 15 sayfa )
Feqiyê Teyran Hayatı :
Asıl adı Muhammed’dir.
16.yüzyılda doğmuştur.
Doğum yeri Van’a bağlı Müküs(Bahçesaray) ilçesinin Warezuz köyünde doğdu.
Soy olarak Müküs beylerine dayandığı tahmin ediliyor.
Dılo Rabe şiirine bakılınca 1631 yılında vefat ettiği anlaşılıyor.Mezartaşında ise 1632 yazıyor.
Mezarı yakın zamanda bulunmuştur ve Bitlis’in Hizan ilçesinin Şandis( Dayılar) köyündedir
Şiirlerinde Feqiye Teyran adını kullanır ve onunla ünlenir, anılır.
Feqiye Teyran : “Kuşların öğrencisi” veya
“öğretisini kuşlardan öğrenen” anlamlarına geliyor.
Şiirleri ve zihniyeti yapı olarak Yunus Emre ile neredeyse aynıdır.
Kitaptaki en önemli şiirler :
Su kasidesi / Ey Av û Av
Şeyh San’an/ Şêx Sen’an
Bersis-i Abit/
Zembilfıroş
Dımdım Kalesi/ Şerre Dımdım