Kuma serisi 1. Bölüm
Kuma olan Beritan üzerinden sahte mağduriyet söz konusu. Hanımefendinin düğünü olmamış, görümceleri şakalaşmamış, kocasıyla ilgili imalı şakalaşma olmayacakmış. neden hayır dememiş vs. Bir de özellikle doğum gününde kuma gitmiş, bir adet geri zekalı. Kocası çok iyi davranmış, zifaf gecesinde ama çığlıklarını bastırmış. Bu ne dram böyle? Niye kuma olmayı kabul ettin? Kayınvalide, kayınbaba güzellemesi... Onlar adeta melekler. Hiçbir suçları yok. Çok iyiler, o kadar iyiler ki oğullarından habersiz kuma getiriyorlar. Başkasını seven adamdan sevgi bekliyor. İlk bölümde dilsiz olan Beritan ilerleyen bölümlerde tam bir cazgır olacak. Ezo'yu daha görmeden kıskançlık krizine giriyor Zilan, Serhad Ezo'nun kuzeni ama üzerine kuma gelmesine hiç içerlememiş. Yazarlar ne hikmetse Beritan'ı destekleyecek karakterleri daha desteklemeden Beritan'a sevdirmiş. Zilan, Serhad, Delal. Kardeşi, ablasını rüyasında görüyor. Bu ne, fantastik mi? Bu Delal kim oluyor da konağın sahibiymiş gibi ilerleyen bölümde ortalığı karıştırıyor. Hadsiz! Ben ilk okuduğumda zannettim ki Zozan'ın kayınvalidesi. Meğer kahyanın karısıymış! Bir de fedakar gösterilme çabası, Beritan merkezli yazılması bile yazarların zihniyetini gösteriyor
Elbette denemek elimde ama hevesim yok gibi. Hem artık elimde hitap edebileceğim kimsenin kalmadığı bu dünyada dilsiz kalmışım kalmamışım ne önemi var? ~
Alıntı
Reklam
Ne zaman yok eden bir kavim olduk Ve sonra bu yaşamda özlem duyacak kadar beni üzebilecek ne kaldı ki? Victor Hugo İnsan oğlunun canavarlığına ağaçlar bile şahit oldu kesile kesile oksijen yok oluyor bebekleri öldürdük hayvanların soyunu tükettik o kadar üzüldük ağladıkki en sonunda alıştık üzülecek hiç bir şey kalmadı peki özlem duyacağımız ne kaldı oysaki o sıcak insanlar kerpiçten evler zenginliği cebinde taşıyan insanlar ne çok şey anlatırdı şimdi sadece asmalarının yıkıldığını bahçelerinin tahrip edildiğini göz yaşları ile anlatıyor Ahmet kayanın şarkısındada dediği gibi binlerce fidan ektik halkın çölüne su vermediler eğildi insanların bir zamanlar asmaları bahçeleri vardı hem serinlik kaynağı hem de nefsin arınmasına vesile insanın asıl memleketi ibadet ettiği şehridir müminin ibadeti 24 saattir bir şehre ibadet gözü ile bakmaz iseniz hiç bir fidan dikemez asma ve meyve bahçelerini yeşertemezsiniz oysa ne güzeldir asma bahçeleri kimisi üzüm verir kimisi o asma bahçelerince sarılan eski anadolu evleri temiz insanların hâla kirlenmediğini anlatır gibidirler sessiz konuşan dilsiz duyuran ağaçlar efendimiz SAV elinizde bir fidan varsa dikin diyen biz ümmetin evlatları ne zaman ağaçları kesip yok eden bir kavim olduk oysaki bir zamanlar asma fidanını ekip onun hasadını toplayan ve altındaki çardaklarda muhabbet eden insanlardık
Duygu ve Düşünce
"Bendeki sen; kelimelerin hükmünü yitirdiği o dilsiz eşikte başlayan ebedi bir aidiyet... Karanlığın yutacağını bile bile, o tek bir yıldızın şavkına bütün bir ömrü pervasızca feda etmek gibi."
Babası Olmadan Büyüyenlere: Daha çocuk yaşta en sert rüzgarlara karşı kendi ruhunu bir dağ gibi dikmeyi başaran, kendi dizindeki yaraları kendi elleriyle saran o tek kişilik ihtilalin mağrur çocukları... Arkasında duracak bir gölge bulamayıp bu hoyrat dünyaya karşı tek başına gazi olanların günü kutlu olsun. ​Babasını Kaybedenlere: O koca çınarın gölgesi aniden çekildiğinde çıplak bozkırın ortasında kalanlar... Zamanı "o hayattayken ve gittikten sonra" diye ikiye bölenler. Sırtınızdaki o tonlarca hatıra bir yük değil, onun size bıraktığı o bükülmez onurun mukaddes mirasıdır. Kalbinin bir yarısı hep o gidenle atan vefakar evlatların günü kutlu olsun. ​Babasıyla Birlikte Olanlara: Başını yaslayacağı o yorgun omuzu, o sarsılmaz siperi hala hayatta olanlar... Hayatın günlük didişmelerine kapılıp yanı başınızdaki o koca mucizeyi ertelemeyin. Aradaki bütün dilsiz duvarlara inat gidin ve o güven veren ellere sımsıkı sarılın. Korunaklı limanı hala açık olan şanslı evlatların günü kutlu olsun.
Bugüne de böyle uyanmak:(
"İnsan en çok evindeyken gurbettedir bazen; duvarlar tanık, eşyalar dilsiz, sen yalnız."
Reklam
Reklam