Kitabın boşa geçmemiş bir ömürden süzülerek aktarıldığı konusunda en ufak bir şüphe sahibi değilim, ancak kitabın muhatabı kişiler genel olarak orta-üst sınıfa mensup insanlar. Hoca da bu sınıfta doğup büyümüş ve kendi emekleri yadırganamaz olsa da özellikle bu sınıfın vermiş olduğu imkanlar sayesinde bu günlere gelebilmiş.Anadolu insanına 15 yaşında 3 dil bileceksin, tiyatroyu kesinlikle Tel Aviv'de ve Rusya'da izlemelisin, dans bilmemek ayıptır veya vals için olmazsa olmaz demeniz çok bir şey ifade etmez; çünkü bu insanlar geçim derdi ile hayatlarını idame ettirmenin peşindeler. Dolayısıyla özellikle yurtdışı kaçamaklarına, bale, opera kültürüne ne harcayacak paraları ne de zamanları vardır. Ülkemiz gelir düzeyiyle bunları yapmak mümkün mü? Kitap bu anlamda çok eksik. Ayrıca Yenal Bilgici de muhtemelen Hoca ile aynı sosyal tabakada olduğu için bu söyleşi kitabında burjuvazi mantalitesinden öteye soru soramamış.Yine de yukarıda bahsettiğim gibi kaliteli bir yaşamın içerisinden süzülecek çok ince ve güzel nüanslar almak mümkün.
Cahilliğimizi biraz daha yüzümüze vur Sayın İlber Hoca'm