Kitap bazı ön okumalar istiyor kanaatindeyim. Akıcı metinlerden hoşlanıyorsanız bu kitap için henüz erken diyebilirim. Varoluşçu felsefe temelinde yazılmış bir eser. Daha önce bu konularda okumalar yapmadıysanız ya da konu hakkında bir fikriniz yoksa konu ile ilgili bazı okumalar yaptıktan sonra bu kitaba başlamak daha iyi olabilir. Çünkü felsefi yönü çok ağır bence. Zaman zaman okumaya ara vererek kitapta yer alan bazı bilgileri araştırdığım google dan baktığım çok oldu. Bu anlamda oldukça bilgilendirici olduğunu söyleyebilirim. Bu kitap sayesinde pek çok kitabı merak ettim ve okuma listeme ekledim. Kitap oldukça kasvetli , karanlık..
Bu sebeple ruh halinizin iyi olduğu sakin bir döneminizde okumanızı tavsiye ediyorum.
Hayatımda yaşadığım en tuhaf tecrübelerdendir bulantıyı okumak.
Roquentin, şehrin sokaklarını adımlar, insanları, eşyaları inceler, kütüphanede zaman geçirir ve bolca düşünür.Sonra düşüncelerini kayıt almaya karar verir. Günlük tutmaya bu sırada başlar.En iyisi olayları günü gününe yazmak der."Onları daha belirgin kavrayabilmek için günlük tutmak".Önemsiz görünseler bile, en ince ayrıntıları, en küçük olayları bile atlamamak ve özellikle iyi bir sınıflandırma yapmak. Bu masayı, yolu, insanları, pipoyu nasıl gördüğümü yazmalıyım, çünkü onunla başladı değişiklik" der.Sizce şimdi eşyalar mı yabancılaşıyor, Roquentin mi? Eşyalar özleriyle değerlendirilmiyor, varlıklarıyla değerlendiriliyor.Tamamen dışarıdan bir bakışla çatalın değiştiği, çatalın farklı davrandığı, çatalın varoluşunun özden önce geldiği söylenebilir. Zaten bu büyük değişmenin sonuçlarından biri bu sanıyorum; Roquentin'in değişen doğaya karşı farkındalığının da değişmesi, bu kitabın özü. Kendi yarattığı canavarlardan korkan bir çocuk gibi Roquentin.Adamın problemi bu. Birde , yalnızken ne