7/10
·375 syf.·
2026 1. kitabı
Şuana kadar okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Kitapta Emir adında bir karakterin çocukluktan yetişkinliğe kadar olan hayatı kendi ağzından anlatılıyor. Kitap Emir'in hataları, korkuları, hayalleri, sırları ve vicdanıyla muhasebesi üzerinden ilerliyor. Ve tabii ki savaşın ne kadar iğrenç, derin ve kalıcı hasarlar bıraktığı karakterlerle canlandırılarak anlatılıyor. Savaşla ilgili kısımları okurken aklıma sürekli Gazze geldi, bu kitapta yazılanlar gerçek ya da değil bilmiyorum ama Gazze'de hergün bunların yaşandığından, Gazzenin her sokağında Sohrab'ların olduğundan eminim. Ahhh Sohrab... Canımın içi Sohrab, keşke sana bir defa sarılabilseydim... Ama "Zendagi migzara" Sohrab. "Hayat devam ediyor" Yazar her karakteri, duyguyu, hissi o kadar güzel bir ustalıkla aktarmış ki her karakteri anlayabiliyor, onu hissedebiliyor ve onun iç dünyasından dünyaya bakabiliyorsunuz. Çok güçlü bir kalem yazarı tebrik etmeden geçemeyeceğim. Öte yandan yazarın daha önce de bir kitabını okumuştum "Ve Dağlar Yankılandı" o da muazzamdı ama şunu farkettim ki her iki kitabında da beni rahatsız eden bir şeyler vardı. Özellikle de İslam, din ile ilgili kısımlarda bunu hissettim. Yazar bunu bilerek mi yapıyor bilmiyorum ama sıkıntılı kişilerin ismi hep dini isinlerdi. Örneğin Ve Dağlar Yankılandı kitabında asalak sakar askerin ismi Muhammed'di. Muhammed bir defasında yere düşüyordu ve komutanı şöyle bir cümle kuruyordu "Muhammed seni alçak herif kalk yerden..." Bu cümle beni o kadar rahatsız etmişti ki. Buna benzer birkaç şey daha vardı uzun süre geçti kitabı okuyalı hatırlamıyorum ama o hisleri hatırlıyorum. Bu kitapta da aynı şekilde her şeye boyun eğen, kurbanlık kuzu gibi takılan, hizmetçi ve tecavüze uğrayan çocuğun adı Hasan. Yüzünün yarısı felçli, ayakları çarpık olduğu için topallayan
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,4bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 22. kitabı
Lübnanlı yazar Amin Maalouf'un 1996 yılında yayımlanan kitabı "Doğunun Limanları", klasik teknikle yazılmış tarihi bir romandır. Oldukça heyecanlı ve merak uyandırıcı olan bu eser okurunu Doğu-Batı sentezinde yoğuruyor. Hikaye Adana'da başlıyor. Oradan Lübnan-Beyrut'a, daha sonra ise Fransa'nın kültür kokulu sokaklarına uzanıyor. Amin Maalouf din, dil, ırk, millet gözetmeksizin karakterlerini "insanlık" çatısı altında birleştiriyor. Ermenisi, Türkü, Yahudisi; Müslümanı, Hristiyanı, Musevisi bir arada... Hikayenin çıkış noktası "İsyan" adında, soyu Osmanlı hanedanına dayanan bir adam. Hikayenin tamamını onun ağzından dinliyoruz. Hikayeyi anlattığı ve onu yönlendiren kişi ise - "muhtemelen Amin Maalouf olduğunu düşündüğümüz"- bir yazar. İkili arasında 4 gün süren beraberlik sonucu taşlar yerine oturuyor. İsyan'ı Paris'in sokaklarına getiren hadise yıllardır vazgeçmediği bir sevda! O, çektiği onca sıkıntının ardından yıllardır görmediği aşkını bekliyor... Kitabın açılışında, cinayet mi yoksa intihar mı olduğu belli olmayan bir ölüm ve bu ölümden sebep deliren İffet adında bir kadınla tanışıyoruz. İffet, Kitabdar adında bir hekimle Adana'ya yerleşiyor ve bir erkek çocuk dünyaya getiriyor. İsmini bilmediğimiz ama prenslere yaraşır bir asillikle büyüyen bu delikanlı saray eşrafına mensup biri. Ermeni bir kızı kendisine eş yapıyor ve ondan 3 çocuğu oluyor. O çocuklardan birisi de ana karakter İsyan! Ve bu andan itibaren de İsyan'ın hayat yolculuğunda yaşadıklarına şahit oluyoruz... "Doğunun Limanları" tarihi dokusuyla mest eden, sıcacık bir roman. Dili, üslubu tertemiz. Doğu'dan alıp Batı'ya, Batı'dan alıp Doğu'ya götürüyor okurunu ve adı geçen şehirlerin karakteristik dokularına da yer vermeyi ihmal etmiyor.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Arka Kapaktan
Puan vermedi·48 syf.·
2026 15. kitabı
Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Kreutzer Sonat ve Diriliş'in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. Bu dönemde yazdığı öykülerde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurgu içinde ele aldı. Tolstoy, insan sevgisi ve inanç konularını ustalığının bütün inceliğiyle işlerken, İnsan Neyle Yaşar? ile gerçek hayatı yansıtan tabloların içinde yeni bir ahlak anlayışını ortaya koydu.
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Kapra Yayıncılık · 2020234,4bin okunma
Kurumsallaşmış din ve onun siyaseti
7/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Paul, profesör x gibi gücününün üstünde egemenlik kuran bir lider değil,William wallace gibi bir komutan da değil,Hızır veya süleyman gibi olağanüstü güçlerini kullanan bir peygamber de değil,zeus gibi bir tanrı da değil,kitabın özünde kurumsal din eleştirisi var,ilk kitap biterken beklediğimiz o destansı hikayenin bu şekilde devam etmesi belkide bu eleştirilere dikkat çekmek içindi.Bana islam peygamberi öldükten sonra abbasi ve emeviler dönemini çağrıştırdı.
Dune MesihiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20218,7bin okunma
Abartmaya Gerek Yok !
Puan vermedi·61 syf.··
2026 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:26
Halil Cibran'ın okuduğum 2. Kitabı. Gezgin'in içeriği kısa hikayelerden oluşuyor. İçerik olarak; sevgi, arkadaşlık, mutluluk-mutsuzluk, güzellik-çirkinlik, din, emek ve ölüm gibi konularda günlük hayatta uygulanması zor olan şeyleri teorik olarak kaleme almış. Millet ayılıp bayılıp öve öve bitirememiş ama bence abartmaya gerek yok. Kısa hikayeler olması açısından sıkıcı ilerlemiyor. Çerez niyetine bir kaç saate okunabilir..
1000Kitap
GezginHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,1bin okunma
Yalom'un Dinin Psikolojik Kökenlerine Dair Yorumu
Puan vermedi·64 syf.··
2026 29. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:11
Yalom'un Din ve Psikiyatri kitabındaki bu yaklaşımı, dinlerin kökenini doğaüstü bir açıklamadan ziyade insanın varoluşsal ve psikolojik ihtiyaçları üzerinden değerlendirmesi bakımından dikkat çekicidir. Yazar, insanın doğadan ve evrenden kopuşunun yarattığı yalnızlık, anlam arayışı ve ölüm kaygısının dinî sistemlerin gelişiminde etkili olduğunu ileri sürer. Bu bakış açısına göre dinler, yalnızca metafizik inançlar bütünü değil, aynı zamanda insanın evrendeki konumunu anlamlandırma çabasının ürünüdür. Ancak Yalom'un yaklaşımı, dinlerin tarihsel, kültürel ve teolojik boyutlarını büyük ölçüde psikolojik açıklamalara indirgediği gerekçesiyle eleştirilebilir. Buna rağmen eser, din olgusunu psikiyatri ve varoluşçu felsefe ekseninde sorgulayan, okuyucuyu alışılmış din anlayışlarını yeniden düşünmeye sevk eden önemli bir çalışma niteliğindedir.
Din ve PsikiyatriIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20171,674 okunma