8/10
·176 syf.··
2026 42. kitabı
Anatole France’ın bu eserinde Tanrı’ya karşı isyan etmeye hazırlanan meleklerin hikâyesi anlatılır. Baş karakterlerden biri olan Arkad, bir insanın koruyucu meleği iken zamanla bilgiyle tanışır, sorgulamaya başlar ve Tanrı’ya başkaldırır. Bu başkaldırı bireysel bir kriz değil, kolektif bir “aydınlanma hareketi”dir. Melekler artık körü körüne itaat eden varlıklar değil, düşünen ve sorgulayan varlıklara dönüşürler. Ancak isyan eden, iktidarı ele geçirirse, karşı çıktığı şeye dönüşür. Romanın sonunda şeytanın gördüğü rüyada Tanrı’ya karşı savaşan güç, kazandığında yeni Tanrı olacaktır. Metin bu yönüyle sadece dini bir eleştiri değil; politik bir göndermedir. Devrimler, çoğu zaman eski düzeni yıkarken onun yerine benzer bir baskı düzeni kurar. Tanrı mutlak iyi midir? Melekler gerçekten “iyi” midir? İtaat erdem midir, yoksa düşünmenin önündeki engel mi? Roman, doğmanın karşısına bilgiyi koyar. Meleklerin isyanının temelinde “ilim” vardır. Bu bir “fantastik roman” değil; alegorik bir insanlık hikâyesidir. Bu yönüyle eser, sadece edebi değil; aynı zamanda felsefi ve politik bir metindir. İlk bakışta fantastik bir “melekler ve şeytan” hikâyesi gibi görünse de, aslında din, iktidar, bilgi ve insan doğası üzerine derin bir felsefi hicivdir. Bilgi, özgürleştirir ama aynı zamanda huzursuz da eder. Okur, bir tezle karşı karşıya bırakılmaz; aksine düşünmeye zorlanır.
Meleklerin İsyanıAnatole France · Dorlion Yayınevi · 2023111 okunma
Seküler Mit, Apokaliptik Din Ve Ütopyanın Ölümü
Puan vermedi·268 syf.··
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 11:31
Ütopya; Kusursuz bir dünya kurulabileceği düşüncesi Apokaliptik Din; Hristiyanlıkta bulunan kıyamet (apokalips) ve kurtuluş fikridir. Kara Ayin, John Gray’in modern dünyaya yönelttiği en sert ve sarsıcı eleştirilerden birini içerir. Bu eser, yalnızca bir siyaset teorisi metni değil; aynı zamanda modern insanın kendine dair kurduğu en temel anlatının —“ilerleme” mitinin— felsefi bir teşhiridir. Modernitenin Gizli Teolojisi Gray’in temel iddiası şudur: Modern dünya kendisini seküler olarak tanımlar; ancak bu sekülerlik, dinin ortadan kalkması değil, biçim değiştirmesidir. İnsanlık, dinlerden kurtulduğunu sanırken aslında onların gölgesinde yaşamaya devam eder; ve bu yanılsama, en büyük siyasi felaketlerin kaynağıdır. Özellikle Hristiyanlıkta kök salmış olan “tarihsel kurtuluş” fikri, modern ideolojilerde yeni bir dil ile yeniden üretilmiştir. Bu bağlamda Liberalizmden Marksizme kadar birçok düşünce sistemi, insanlığın nihai bir kurtuluşa ulaşacağına dair inancı sürdürür. Gray’e göre bu, rasyonel bir çıkarım değil; sekülerleşmiş bir iman biçimidir. Yani modern insan, Tanrı’ya olan inancını kaybetmiş; fakat “kurtuluş fikrine” olan inancını korumuştur. İlerleme Miti ve İnsan Doğasının Direnci Kitapta en güçlü eleştirilerden biri, ilerleme fikrine yöneliktir. Aydınlanma düşüncesinin temel varsayımı olan “insanlık sürekli daha iyiye gider” önermesi, Gray’e göre tarihsel gerçeklikle örtüşmez. Bilimsel gelişmeler, teknik ilerlemeler ve ekonomik büyüme, insanın doğasını dönüştürmez.
Felsefe ve Düşünce
Kara AyinJohn Gray · Yapı Kredi Yayınları · 201325 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Atatürk Din ve Devrimler
10/10
·183 syf.·
2026 16. kitabı
“Atatürk, Din ve Devrimler”, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde dinin toplumsal ve siyasal konumunu anlaşılır ve akademik bir çerçevede ele alan bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Okur, kitap boyunca Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik anlayışını, dinî değerlere yaklaşımını ve hurafelerle mücadelesini tarihsel belgeler ışığında değerlendirme fırsatı buluyor. Eser, Atatürk’ün çağdaşlaşma hedefi doğrultusunda gerçekleştirdiği devrimlerin dinle olan ilişkisini açıklarken, laiklik ilkesinin tarihsel kökenlerine de güçlü bir perspektif sunuyor. Kitap, yalnızca tarihsel bir inceleme değil; aynı zamanda Cumhuriyet değerlerinin bilgi, akıl ve bilim temelinde anlaşılmasına yönelik bir davet niteliği taşıyor. Özellikle genç okurlar için Atatürk’ün din ve laiklik anlayışını güvenilir kaynaklarla aktaran eser, Türkiye’nin aydınlanma sürecine ışık tutmayı amaçlıyor. Okur, bu çalışmada hem tarihsel bir derinlik hem de düşünsel bir rehberlik buluyor. “Atatürk, Din ve Devrimler”, milletin çağdaşlaşma yolculuğuna yapılmış bilinçli ve özenli bir katkı olarak öne çıkıyor. Atatürk Din ve Devrimler
Edebiyat
Atatürk Din ve DevrimlerAli Koray Kaya · Siyah Beyaz · 202515 okunma
6/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 86. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 18:07
Her kitap bizlere insanlar hakkında bir ya da daha fazla bilgi verir. Sadece “İnsan kazanma, insan tanıma vs” konulu kitaplar değil, okunulan bütün kitaplar yazar + içindeki karakterler insanı tanımamızı sağlar. Elbette bu kitap sadece insan kazanma üzerine yazılmış ama yanlış başlık atılmış olmalı, insan değil de müşteri kazanma ve daha çok para kazanma yolları, pazarlama stratejileri deseymiş daha doğru olurmuş. Çünkü içindeki hikayeler tamamen bu yönde. Üstelik yazarın insan kazanma ve başarı diye gördüğü şey para kazanmak ve iyi bir ürün satıcısı olmak. Bu tür kendini tanımaya ve insanları tanımaya, anlamaya, anlaşılmaya götüren kitapları hep severim. Ve toplum olarak okumamız, bilgi sahibi olmamız gereken önemli konulardan olduğunu düşünüyorum. Ama bu kitaptaki çoğu örnek aşırı uç, uygulanamaz ve insan tanıma değil iş ortağı bulma ve tanıma üzerine olduğu için hikmetsiz bir yazım ve anlatım tarzı olduğu söylenebilir. Kitapta özellikle yeri gelince garipçe susmak haklı da olsan, bazen vurdumduymaz olman, en çok kendine güvenmen, taşını düşürmemek için her daim başını dik tutman gibi motive edeyim derken egoist ve kibirli insan oluşturmaya yönelik, Özellikle kitabın “kozasından çıkmak üzere olan ilahlar” benzetmesi insanı olduğu yerden başka yer yerde hissetmesine, yanlış ruhun ve anlayışın oluşmasına sebep olurken, ilah deyiminin kullanımının tamamen yanlış olması insanların içinde iticilik oluşturabilir. Kitapta eleştirdiğim, kabul etmediğim çok fazla mesele oldu. Özellikle İslam’ın muhalefet anlayışına tamamen zıt şu fikir ve insan tanımı: “Bir gece Sir Ross'un onuruna verilen bir ziyafete katıldım. Yemek sırasında yanımda oturan kişi şu sözlere dayanan komik bir hikâye anlattı. "Kaderimizi şekillendiren kutsal bir güç vardır." Adam, bu sözün İncil'den alınma
1000Kitap
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme SanatıDale Carnegie · Epsilon Yayınları · 20174,906 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2025 315. kitabı
İnsanın Karanlık Doğasına Dair Bir Karma; Dr. Jekyll ile Bay Hyde.. .. Viktorya Londra’sının sisli sokaklarında yankılanan Dr. Jekyll ile Bay Hyde, yalnızca bir bilimsel deneyin yol açtığı trajediyi anımsatmaktan çok insanın içindeki iyilik ve kötülüğün kadim çatışmasını gün yüzüne çıkarır. Stevenson’ın kurduğu bu kasvetli dünya, her bireyin ruhunda saklı duran iki gücün, erdem ile yozlaşmanın nasıl dönüp dolaşıp birbirine karıştığını anlatır. Jekyll’ın hikayesi, toplumun parlatılmış yüzü ile insanın iç derinliklerinde dolaşan hayvani dürtüler arasında sıkışmış bir benliğin çözülüşüdür. Romanın temel sorusu gayet açıktır: İnsan, içindeki karanlığı bastırarak mı iyidir; yoksa karanlığın kendisi bastırıldıkça mı güçlenir? Stevenson buna dramatik bir cevap verir: Jekyll, iyiyi korumak adına kötüyü bir “başka beden”e sürer; fakat bastırılan kötülük Hyde’ın parmaklarında yeniden şekillenir, büyür, derinleşir ve sonunda asıl bedene hükmetmeye başlar. Hyde’ın küçük ve çirkin oluşu, kötülüğün doğuştan değil, beslenerek büyüyen bir embriyo gibi Jekyll’ın ruhunda geliştiğini gösterir. Bu hayvansı embriyo metaforu, insanın içinde hem ahlaki olan hem de dürtüsel olan iki yapının aynı anda var olduğuna işaret eder. Bu noktada senin yorumun, eserin düşünsel boyutuna güçlü bir yankı oluşturuyor: İnsanın erdem ve ahlaki yapısı, hayvani dürtüleri dizginleyebilme yetisinden doğar. Dürtülerin kontrolsüz bırakıldığı her toplum, bilincini yitirmiş atomlar gibi dağılır; yozlaşma, şuursuzluk ve içgüdüsel saldırganlık sosyal dokuyu içeriden çürütür. Eğer insan, içindeki hayvansal eğilimleri frenleyemezse, taş devrinden bile daha karanlık bir cehennem yaratır. Bu cehennem, dışarıdan gelen bir felaket değil; insanın kendi seçimleriyle kurduğu içsel bir yıkımdır. Hayvansal güdüleri
1000Kitap
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma
1848 ve 1871 Devrimlerinden Çıkarılan Dersler
10/10
·160 syf.··
2025 78. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 19:28
Giriş: Teoriyi Şekillendiren Tarih Vladimir Lenin, 1917'de kaleme aldığı "Devlet ve Devrim" eserine, Marksizmin devlet öğretisini yeniden ele almanın acil bir görev haline geldiğini belirterek başlar. Bu gereklilik, soyut bir entelektüel meraktan değil, tarihin dayattığı somut koşullardan doğmuştur. Emperyalist savaş, tekelci kapitalizmin devletle iç içe geçtiği ve emekçi kitleler üzerindeki baskısını korkunç boyutlara taşıdığı bir süreci hızlandırmıştı. Aynı dönemde, sosyalist hareket içindeki oportünist akımlar, Marx ve Engels'in devlet teorisini çarpıtarak onu devrimci özünden arındırmış ve burjuvazinin çıkarlarına uyumlu hale getirmişti. Bu durum, proletarya devriminin devletle ilişkisi sorununu, artık sadece teorik bir tartışma olmaktan çıkarıp pratik siyasetin en acil ve yakıcı sorunu haline getirmiştir. Bu tarihsel bağlam notlarının amacı, Lenin'in devlet teorisinin nasıl iki temel tarihsel deneyimin derinlikli bir analizi üzerine inşa edildiğini göstermektir: 1848-1851 devrimleri ve 1871 Paris Komünü. Lenin için teori, devrimci kitle mücadelesinin deneyimlerinden çıkarılan bir eylem kılavuzudur. Şimdi, bu tarihsel olayların Marksist devlet anlayışını nasıl somutlaştırdığını ve proletaryanın görevlerini nasıl netleştirdiğini adım adım keşfedeceğimiz bir yolculuğa çıkalım. 1. Birinci Deneyim: 1848-1851 Devrimleri ve "Devlet Mekanizmasını Parçalama" Fikrinin Doğuşu Proletarya devriminin devlet karşısındaki temel görevinin ne olduğu sorusu, ilk somut cevabını 1848-1851 devrimlerinin ateşinde buldu. Bu dönem, Marksist teoriye, devleti devralmanın değil, onu yok etmenin zorunluluğunu öğretti. 1.1. Devrimin Sonucu: Devlet Aygıtı Kırılmalı mı, Yoksa Yetkinleştirilmeli mi? Karl Marx, Fransa'daki 1848-1851 devrimci deneyimlerini incelediği
Siyaset
Devlet ve DevrimVladimir İlyiç Lenin · Yordam Kitap · 20221,044 okunma