Ubik
5/10
·248 syf.··
2026 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 16:49
Philip K. Dick’in hayal gücüne bir kez daha hayran kaldım, fakat sanırım artık onun yazarlığının bana çok hitap etmediğini kabul etmem gerekiyor. Daha önce okuduğum Yüksek Şatodaki Adam’da hissettiğim uzaklık duygusunu Ubik’te de yaşadım. Aslında kitabın çıkış noktası son derece etkileyici. Ölüm, zaman, gerçeklik ve insan bilinci üzerine kurduğu dünya oldukça özgün. Sayfalar ilerledikçe insan sürekli “Gerçek olan ne?” sorusunu kendine soruyor. Fakat benim için bu merak duygusu zaman zaman yerini kafa karışıklığına bıraktı. Özellikle bazı bölümlerde olayların akışını takip etmekte zorlandım ve sık sık “Şu an tam olarak ne oluyor?” diye düşündüm. Yine de kitabın hakkını vermek gerekiyor. Dick’in ortaya koyduğu fikirler gerçekten sıra dışı ve yıllar önce yazılmış olmasına rağmen bugün bile taze hissettiriyor. Ancak ben karakterlerle güçlü bağ kurmayı, onların duygularına ortak olmayı seven bir okurum. Ubik ise daha çok fikirlerin ve kavramların ön planda olduğu bir roman. Sonuç olarak kötü bir okuma deneyimi değildi; hatta birçok açıdan hayranlık uyandırıcıydı. Fakat kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey hikâyeden çok yazarın yarattığı büyük fikir oldu. Sanırım Philip K. Dick’in düşünce dünyasını seviyorum, fakat onun hikâye anlatma biçimi bana pek uygun değil.
UbikPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 2025414 okunma
9/10
·360 syf.··
2026 97. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:39
Phillip K. Dick’in 1969’da bitirdiği, 1992 yılındaki olayları anlatan bu kitabı, 2026 yılında okumak çok ilginç.. müthiş bir bilimkurgu. Başlarda biraz yavaş tempoyla giden ama 100’lü sayfalardan sonra açılan ve elinizden bırakamadığınız bir kitap haline gelen bir metin. Özellikle ölümü sorgulayan ve her bir bölümü bir şaşırtmacayla sonlanan; kesinlikle ikinci bir okumayı hak eden bir kitap. Yazardan okuduğum ilk kitap, elimde başka kitapları da var, diğerlerini de okuyacağım. 
UbikPhilip K. Dick · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2015414 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·264 syf.··
2026 26. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 15:11
Dedektif Aurelio Zen, bombalı saldırıdan kurtulmuş, Toskana sahilinde sahte bir isimle gizleniyor. Mafya davasında tanıklık yapacak ama etrafındakiler birer birer ölünce işler karışıyor. Tatil beldesinin sakin atmosferi, yerini tehdide bırakıyor. Dibdin ile ilk tanışmam bu kitapla oldu. Sürükleyici bir polisiye. İlk 190 sayfada aksiyon var ama adrenalin düşük; son 70 sayfada işler kızışıyor ve kitap elinizden bırakamıyorsunuz. Zen'in tatil ortamında çaresizliği, sıradan bir dedektif hikâyesinden fazlası. Karakterin kırılgan ama inatçı duruşu, sayfaları çevirirken içinize işliyor. 264 sayfa — bir-iki akşamda biter. Seriyi bilmiyorsanız da sorun değil, yazar geçmişi yeterince aktarıyor. Yine de ilk kitaplardan başlamak daha iyi olabilir. Final biraz aceleye gelmiş. Beklenti yükseliyor ama iniş kısa. Yine de sağlam bir polisiye, sıcak bir yaz akşamında elinize alıp okuyacağınız türden. Puan: 8/10
Ve Sonra ÖlürsünMichael Dibdin · Alfa Yayınları · 20262 okunma
8/10
·272 syf.··
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 09:42
Uzaklarda, Hernan Diaz'ın sade ama derinlikli anlatımıyla öne çıkan, klasik “Vahşi Batı” hikâyelerini ters yüz eden bir roman. Romanın merkezinde yer alan Håkan Söderström, İsveç’ten kardeşiyle birlikte Amerika’ya göç etmek üzere yola çıkar. Ancak daha yolculuğun başında ayrı düşen kardeşlerden Håkan, kendini hiç bilmediği bir coğrafyada, tek başına bulur. Dilini bilmediği, kurallarını anlamadığı bu yeni dünyada hayatta kalmaya çalışırken, sürekli doğuya—kardeşine ulaşmaya—gitmek ister. Ancak yanlış yönlere savrulur, çölde, dağlarda, ormanlarda sürüklenir. Bu yolculuk boyunca açlık, yalnızlık, şiddet ve yabancılık duygusuyla mücadele eder. Zamanla hakkında efsaneler uydurulan, “dev adam” gibi görülen bir figüre dönüşür; fakat iç dünyasında hâlâ kaybolmuş bir kardeş ve ait olamama hissi vardır. “Uzaklarda”, aslında bir macera romanı gibi başlasa da çok daha derin bir yalnızlık ve yabancılık hikâyesine dönüştü. Diaz’ın dili son derece sade, duru ve şiirsel. Betimlemeler abartıya kaçmadan güçlü bir atmosfer ile bize aktarılıyor. Özellikle doğa tasvirleri, karakterin içsel yalnızlığıyla paralel ilerliyor. Diyalogların azlığı, metnin sessizliğini ve Håkan’ın içe kapanıklığını daha da belirgin kılıyor. Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, “Amerikan Rüyası” anlatısını tersine çevirmesidir. Håkan için Amerika bir fırsatlar ülkesi değil; anlaşılmaz, acımasız ve yönsüz bir yerdir. Bu da okuyucuya, göç, aidiyet ve kimlik üzerine güçlü bir sorgulama sunar. Aynı zamanda insanın anlam arayışı, yönünü kaybetmesi ve dünyada bir yer bulamaması gibi evrensel temaları da işler. Kısacası “Uzaklarda”, büyük olaylardan çok derin duyguların romanı oldu benim için. Gürültüsüz ama etkileyici, sade ama sarsıcı bir hikâye. Okuyana, bir insanın dünyada gerçekten “yerini bulmasının” ne kadar zor
Edebiyat
UzaklardaHernan Diaz · İthaki Yayınları · 2024163 okunma
Puan vermedi
Vulcan'ın Çekici Philip K. Dick Karakterler William Barris: Romanın ana kahramanı ve Unity sisteminin Kuzey Amerika ayağındaki üst düzey bir yöneticisidir. Başlangıçta sisteme sadık, rasyonel ve görev bilinci yüksek bir bürokrat profili çizer. Ancak Vulcan 3’ün kararlarındaki tutarsızlıkları ve sistemin içindeki yozlaşmayı fark ettikçe, entelektüel bir sorgulama sürecine girer. Barris, körü körüne itaati reddeden ve insanlığın geleceği için statükoyu riske atan "vicdanlı teknokrat" figürünü simgeler. ​Jason Dill: Unity’nin Genel Müdürü ve sistemin en güçlü insanıdır. Vulcan 3 ile doğrudan temas kurabilen tek kişi olması ona devasa bir otorite sağlasa da, aslında yarattığı canavarın esiri olmuş bir liderdir. Dill, düzeni korumak ile kendi yarattığı yapay zekanın paranoyası arasında sıkışıp kalmıştır. O, gücü elinde tutmaya çalışırken kontrolü çoktan kaybetmiş olan trajik bir yönetici figürüdür; sonunda kendi sadık olduğu sistemin kurbanı olur. ​Peder Fields: Unity sistemine karşı çıkan "Şifacılar" (Healers) hareketinin karizmatik ve gizemli lideridir. Teknolojinin insan ruhunu öldürdüğüne inanır ve daha ilkel ama daha "insani" bir düzene dönülmesini savunur. Fields, sistem tarafından bir terörist veya akıl hastası olarak görülse de, aslında toplumun bastırılmış özgürlük arzusunun sesidir. Hikayenin ilerleyen kısımlarında, aslında sandığı kadar bağımsız bir lider olmadığı, kendisinin de başka bir gücün planının parçası olduğu ortaya çıkar. ​Marion Fields: Peder Fields’ın kızı ve sistemin "eğitim" adı altında kontrol etmeye çalıştığı genç kuşak temsilcisidir. Babasının fikirlerinden etkilenmiş, zeki ve otoriteye boyun eğmeyen bir karakterdir. Jason Dill’in onu kendi yanına alarak "ehlileştirme" çabası, sistemin muhalifleri asimile etme arzusunu gösterir. Marion, geleceğin ve değişimin
Bilim-Kurgu
Vulcan'ın ÇekiciPhilip K. Dick · Alfa Yayıncılık · 2017254 okunma
7/10
·248 syf.··
2026 22. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 15:02
Türkü Söylüyor Otlar - Doris Lessing İlk kez beyaz bir ve kadın bir yazarın gözünden ırkçılık, kölelik ve erkek egemen otoriteyi okudum. Bu denli başka bir örneği var mıdır onu bilmiyorum. Mary, çok katı disiplin ve kuralların olduğu ve kendi gibi beyazların gittiği Rodezya’da bir okulda okur. İnsanlar herhangi birinin onunla evlenebileceğini bile düşünmezler. O da kendine ilk ilgi gösteren adamla evlenir. Böylece Dick ve Mary mutsuz ve yoksul bir hayata adım atarlar. Dick’in sürekli yoksullaşması ve Mary’nin artan siyahi nefretiyle işler iyice kızışmaya başlar. Eve gelen siyahi yardımcılardan sonuncusu Moses’le işler hiç beklediği gibi gitmez. Bir tarafta Afrika’nın uçsuz bucaksız tarlaları ve kendi vatanlarında köle olan Afrika yerlileri, diğer tarafta ise çeşitli ülklerden gelmiş beyazların patronluk taslamalarını okuyoruz. Kitapta bu insanların ruhsal ve psikolojik durumlarıda inceden işlenmiş. Kitap güzel ve kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Türkü Söylüyor OtlarDoris Lessing · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023710 okunma