Özgüveni de yanlış tanımladılar ve onu maalesef narsizme bir basamak kıldılar. Oysa yüceltilen değer özgüven yerine özsaygı olmalıydı. Doğru yaptığın işlerden dolayı kendine saygı duyabilmek ve doğru bildiğin yolda yalnız da olsan yürüyebilme dirayeti göstermek. Kendine yeterlilik, sorumluluk, hayatta bir taşı bir ötekinin üstüne koymak, yanlış bulduğun bir şeyi değiştirmek; vicdan, ahlak, merhamet.
Karmaşık işlerde çalışma becerisi kazanmak için, kişiliğimizi pek çok yönden geliştirmemiz gerekir. Binalar inşa etmek, bir okulu idare etmek, bir şişe imalathanesini yönetmek, borsada başarıyla yatırım yapmak, bir seçim kampanyasını yürütmek... Bütün bunlar doğuştan gelen kusurlarımızı gidermeyi gerektirir. Bunların arasında hayalperestliği, tehlikeyle yüzleşmekte ya da hatalardan ders çıkarmakta isteksizliği, hoşumuza gitmeyen yerlerden geldiğinde öğütleri kulak arkası etme eğilimini sayabiliriz. Ayrıca başarı birçok olumlu niteliğin geliştirilmesini gerektirir; düşüncelerimizi bizimle aynı fikirde olmayan insanlara açıklama yeteneği; insanları düş kırıklığına uğratma pahasına bildiği yoldan şaşmama gücü; daha az önemli menfaatlerden bütünün yararına feragat etme dirayeti. İnsana olgunluk katan bu çok farklı yetilerin zamanla birleştirilip tatbik edilmesi gerekir. Sanatçının gelişmesi, olgunlaşma süreci için temel bir model oluşturur.
Kadınlar biraz böyleydiler. Erkek evlatçıydılar hep birden. Oğlan çocuklarını kendi donunu bağlamayı bile öğrenmesine fırsat vermeden el bebek gül bebek büyütürler, bu çocuklar büyüyüp bir baltaya sap olacak kadar dirayet sahibi olamadıklarında da kara kara düşünüp kendilerini yerlerdi. Tek laf edilmezdi ne çocukluklarında ne gençliklerinde. Zaten gençlikleri bitip adamlık yaşlarına erdiklerinde de onlar çoktan laf dinlemez kazıklar haline gelmiş olurlardı. Babalarıysa bu macera boyunca onlara hiç karışmaz, hiçbir işin ucundan tutmayıp adam sırasına giremedikleri hakikatiyle karşılaştıklarında da "senin oğlun" dedikleri bu adamların her kabahatinde annenin başarısızlığı olarak gördükleri bir yanlışı işaret ederlerdi. Böylece annelerinin gözünde hiç büyümeyen oğullar babalarının gözünde de hiçbir zaman adam olamazlardı. Hep annelerin kabahatiydi babalara göre..
Evvela sükûnet" diyor Can Derviş Hanım. "Ardından metanet... Bir dirhem de dirayet salık veririm. Enfal Suresi'nde Allah müminleri güzel bir imtihana tabi tutmak için yaptı der. Hiç düşündün mü ne demek 'güzel imtihan?". Telaşa mahal yok. Unutma ki şu âlemde tüm cevaplar görece. Mutlak olan tek varlık âlemlerin Rabbi. Demek ki bir kul için doğru olan bir çözüm bir başkası için pekâlâ noksan, hatta büsbütün yanlış olabilir. Her şeyin hayırlısını dilemeli Allah'tan."