DÜNYA ve SEKÜLER-ŞEYTANÎ ÂHİRETİN DİLİ...
Bir şeyin âhiretine inanmamak bizi o şey hakkında daha kolay kandırılır hâle getirir mi? Soru bu. Daha zoru ise şu: Bir şeyin sahtesine inanmak onun gerçeğine karşı bizi duyarsız hâle getirir mi? __Hâfızamızın ellerinde sıkıca tutalım lütfen. Çünkü üzerine konuşacağız. Bu sorular ilhamını En'am Sûresinin 113. Âyetinden alıyor. Kısa bir meâlini alıntılayalım: "Onlar bunu, âhirete inanmayanların gönülleri o yaldızlı sözlere meyletsin, sonra ondan hoşlansınlar ve işlemekte oldukları kötülükleri işlemeye devam etsinler diye yaparlar." Fakat böyle yapınca yarım kaldı. 112. Âyetin kısa bir meâlini de ekleyelim: "Her peygambere insan ve cin şeytanlarını Biz böylece düşman ettik ki, bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler ilham ederler. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazdı; onun için sen onları uydurduklarıyla baş başa bırak." Görüldüğü gibi Âyet-i Kerîmeler bize kandırılmanın doğasında âhirete inanmamanın olduğunu söylüyor. Şeytanlar ahbaplarına yaldızlı sözler fısıldıyorlar. Doğru. Fakat tesirin asıl etkeni bu değil. Bizi bu demagojilerin/cerbezelerin etkisine açık hâle getiren âhiretsizliğimiz. Dünyanın yaldızları bizi kandırıyor. Zira âhiretsiz düşünülünce o da bir tür güzelliğe benziyor. Daha doğrusu: Güzelliği "yeterliye" benziyor. Öyle ya. Uzun zaman kullanılacağı düşünülmeden alınan eşyanın çıtıpıtısı kalbi iknaya yeter. Bıcır bıcırlığı gönle şenliktir. Ancak bir saniye! Nasıl oluyor bu? İçimizde âhirete inanmayan var mı? __(Bunu burada sormak zorundayım. Zîra çikolatalı gofret reklâmında olduğu gibi kalabalık içinde bağıramam.) Cevapları duyamasam da hep Mü'min insanlarla konuştuğumu düşünüyorum. Üstelik Kur'ân da kâfirlerden çok Mü'minlere dersini tekrar ediyor. Evet. Tamam. Onları da hidayetine çağırmıyor değil.
Tefekkürât
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım, Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım, Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım, Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın, Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım... ~Nurullah Genç
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan, Kime ne, aşılmaz duvar bendedir, Süslenmiş gemiler geçse açıktan, Sanırım gittiği diyar bendedir. Yaram var, havanlar dövemez merhem; Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem. Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem; Yollar ki, Allah'a çıkar, bendedir.” Necip Fazıl KısakürekNecip Fazıl Kısakürek
Neyim Var!
Bu gülistânda benümçün ne gül ne şeb-nem var Bu çârsûda ne dâd ü sited ne dirhem var Ne kudret ü ne tasarruf ne bîş ü ne kem var Ne kuvvet ü ne ta’ayyün ne zahm u merhem var Bu kâr-hânede bilsem neyüm benüm nem var NabiNabi Bu gül bahçesinde benim için ne gül ne şebnem var Bu çarşıda ne alış veriş ne de tartı ölçüsü var Ne kudret ne tasarruf ne fazla ne eksik var Ne güç ne itibar ne yara ne merhem var Bu işyerinde (dünyada) ne olduğumu bir bilsem, benim neyim var
Şiir
Gurbet eli bizim için yapmışlar Çatısını çok muntazam çatmışlar Ölüm ile ayrılığı tartmışlar Elli dirhem fazla gelmiş Ayrılık...
Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat.Yıllardır bozbulanık suları yudumladım, Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları, Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım.Hasretin alev alev içime bir an düştü, Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü, Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde, Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü.İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin, Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla, Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin, Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla, Evlerin arasına dikilir yeşil bayrak, Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak.Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım, Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı, Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım.Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü, Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü, Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe, Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü.Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden, Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına, Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden, Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına, Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin,