Yeni kalemin eski tat ile buluşması, her duygunun farklı öykülerde vücut bulması ile oluşan o güzel eser, Diribal…
Her öyküde farklı bir mekan ve duygu karşılıyor bizi. Kaleme alınan her şey hayatın içinden, duyguların hasından yazılma. Ondan sanırım bu kadar tesirli olması. Bazen imkansız aşkın acısını, bazen ise yarım kalan yaşanmışlıkları yaşıyoruz kelimelerin gölgesinde. Üstelik öyle bi’ anlatım ve üslubu var ki yazarın, hiç bitmesin istiyoruz sayfalar ilerledikçe. İşte öyle güzel, öyle etkileyici…
Bazı hikayeler kısa, bazı hikayeler uzun ama hepsi etkileyiciydi. Özellikle ilk sayfadan okumaya başladığımız hikaye, çarpıcı bir imkansız aşk hikayesi. Hayatın tesadüflerinin bazen insanı gerçeğe götürdüğünü, saklanan sırrın sonsuza dek sürmediğini ve aşkın bitse de sevginin hiç eksilmediğini aktaran duygusal bir hikayeydi. İlerleyen sayfalarda ise; bir hatanın nasıl ömre bedel olduğuna, bencilce davranan bir ebeveynin insan hayatını nasıl yalnızlığa sürüklediğine ve ihanetin kişinin duygusal dünyasında nelere yol açtığına şahit oluyoruz.
Her seçilen konu, hayatın içinden olduğu için buruk bir kalple kapatıyoruz son sayfasını. Çünkü çoğu zaman mutlu son olmaz hayatta, bu hikayelerin de bazıları öyle bazıları ise ucu açık şekilde. Yarım kalmışsa hikaye, devamı okuyucuya bırakılmış demektir. Burada da bazıları yarım, bazıları mutlu/mutsuz sonsuz. Yani öyle rengarenk hayatlar değil, gerçeklerin rengine bürünmüş hikayeler ile baş başa kalıyoruz bu eserde…
Dilerim ki yazarın kalemi daim, okuyucusu bol olsun.