Gerçeğe yönelen insanda görülen ilk inkılâp, ilk ilâhî tecelli, etrafına saldıran iştihalarını red edip bütün başkalarının, başka insanların sefaletlerine uzanan ıztırabı benimsemesidir. Bu, bizde merhametin hareketidir.
Ahlak ve eleştiri, beğeni ve duygu kadar anlama yetisine
uygun nesneler değildir. Gerek ahlak güzelliği gerek
doğal güzellik algılanmaktan ziyade hissedilir. Ya da bu konuda muhakeme yürütür ve kıstasını saptamaya çalışırsak, yeni bir olguyu dikkate alırız: İnsanlığın genel beğenileri ya da muhakeme ve soruşturmanın nesnesi olabilecek bu türde başka bir olgu.
Duyuların algılarının orılara benzeyen dış nesneler
tarafından üretilip üretilmediği bir olgu meselesidir: Bu mesele nasıl karara bağlanabilir? Benzer nitelikteki tüm sorunlarda olduğu gibi, kuşkusuz deneyim yoluyla. Fakat burada deneyim kuşkusuz sessizdir ve tamamen sessiz kalmalıdır. Zihin ona asla algılar dışında bir şey sunmamıştır ve algıların nesnelerle bağlantısının deneyimine ulaşması da mümkün değildir. Dolayısıyla böyle bir bağlantının varsayılmasının muhakemede bir temeli yoktur.