otuzundansonra

otuzundansonra
@dnsa
Kitap bağışçısı Söz yazarı
aşçı grafik tasarım karakalem
Gazi üniversitesi
ankara
122 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Insan, diyorum; öyle Durduk yere soğumuyor hayattan ve insandan. Susuyor ve sustukça birikiyor ve sonra ya içindekileri haykırıyor ya da sessizce uzaklaşıyor. Herkesten ve her şeyden."
1000Kitap Gerçek Okurlar
Kırıldım demem.. Kırıktım zaten..! Sen benim kırıklarımın üstünden geçtin..! Ve biraz daha derine battı.. O kadar işte..
1000Kitap Gerçek Okurlar
Kimse yokluğuyla tehdit etmesin beni. İsteyen istediği yere gidebilir. Benim korkum birilerinin yokluğu değil, Birilerinin varmış gibi davranmasıdır. Herkesin yolu layığına açık olsun. Hayat hesapla değil nasiple yaşanır.. Ben her şeye rağmen kendime yeterim…
Biz ergen falan da olmadık. Bizim ergenliğimiz anamızın bir terliğine bakardı. Anında fabrika ayarlarımıza dönerdik😁. Anamızdan dayak yedik 🤣. Aramızda ara sıra anasından dayak yiyip bu gün psikopat olan var mı?🤔 Hijyen kelimesi ile 30 yaşında tanıştım. Her içtiğimiz su bardağını mutfak tezgahına korkusuzca dizen var mı aramızda?🤔Divan'ın altındaki sepet giysilerimiz için yeterdi. Dolap dolap kıyafetimiz de yoktu. Sokak sokak gezerdik. . Boş arsalarda ateş yakar, içine patates atardık. İstediğimiz arkadaşa gider , evinde otururduk. izin almak gereksizdi. Korkusuzduk. Kimse bize tecavüz etmez, yada organlarımızı almaya kalkmazdı. .Bazılarımız sınıfta kalırdı. Hiç birinin ailesi apar topar doktora götürüp bir dünya psikoloji raporu almazdı. Niyet satardık. mahalledeki herkes alırdı. her yerimiz yara olurdu, dişlerimiz kırık, ellerimiz pisti. Pis ellerimizle yağlı , yada salçalı ekmek yerdik. Bazen de domates, üstümüze fışkırta fışkırta, titiz annelerimiz buna bile izin verirdi. Pazar sabahları tv de kovboy filmleri izlerdik. Teksas tom mikslerimiz giyecek sepetimizin arasında dururdu. Dünya öyle büyüktü ki dolaş dolaş bitiremezdik. Cep telefonu, marka ayakkabı, rengarenk oyuncaklar ve bilgisayarlarımız yoktu. Mahalle bakkalımızı dünyanın en zengin insanı sanırdık. Özgür büyürdük, kimse kıyıda köşede şunu yap , bunu söyle demezdi. En büyük baskı annelerimizin kaşı gözünün oynamasıydı.. Savaş nedir, insanlar kaça ayrılır bilmezdik. mahallenin hayvanları hep arkadaşımızdı.. Fazla bir şeyimiz yoktu, ama....Biz öyle mutlu çocuklardık
Yarına çıkarmıyım bilmiyorum Yada bir saat sonrasına... Durup düşündüm de Ne içindi bu tantana Neler içindi bunca kargaşa... Ne işime yaradı kendimi yıpratmaktan başka... Sonra düşündüm kendi cenazemi Sevdiklerim sevmediklerim Hepsi bir arada Kırıldıklarım hatta kırdıklarım En çok kim aglardı kim en çok adımı anardı tahmin etmek zor değil.... Nasıl bilirdiniz sorusu sorulunca Hep bir ağızdan iyi bilirdik Sonra helal ediyormusunuz Prosedür gereği sorular ... Hoş Kimin ne dediği umrumda değil o saatten sonra... Ama iyiydim be kendim diye söylemiyorum Allah var iyiydim... Yokluğumun çokta fark ediliceğini Sanmıyorum bir kaç kişi dışında , Ama her ölenin olduğu gibi Kıymete bineceğim öldümya... Hoş oda fark etmez o andan sonra...
1000Kitap Gerçek Okurlar