Her zaman ki Livaneli
10/10
·183 syf.··
2026 17. kitabı
Son Ada'M Livaneli SSCB için George Orwell'in *Hayvan Çiftliği* neyse bizim içinde Livaneli'nin *Son Ada'sı* o dur. Yaşar Kemal'e göre Zülfü Livaneli'nin büyük bir romancı olarak kendisini kabul ettirdiği romanıdır Son Ada. Ütopya ile başlayıp Distopya ile biten aslında bir deney kitabıdır. Bir topluluğu, herkesten her şeyden arındırıp ıssız bir adaya koyup, adeta deney misali nasıl yok oluyor ilmek ilmek görüyoruz. Genelde bir rejim üzerine algı var kitapta, birisi geliyor ve mükemmel bir ortamı bozuyor gibi. Bence öyle değil bu durum herkes başkana ve sisteme suç atmamalı ilk önce kendi benliğine ve güdülme arzuları sorgulamalı. Kendi kuyularımızı kazan bir toplumuz biz. Ekosistemin her zaman insanı yendiği, ve hiç beklenmedik sessiz insanların neler yapacağına tekrar şahit olduk. Spoiler vermemek adına kitabın derinliğine girmek hoş olmaz. Muhakkak okunması gereken kitap diyorum, düzen içinde düzensizliğin, yaşantımızın ve gerçek hayatımızla muhakkak bağdaşan bir eser. En sevdiğim alıntı ve kitabın özeti şu cümleyi paylaşayım sizlerle; *Her devrim kurban ister* Teşekkürlerimle.
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462,2bin okunma
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:57
Selam kitap dostlarım Bugün sizlere Işık Güney'in Albino Gökkuşağı adlı şiir kitabından bahsetmek istiyorum. 71 sayfalık bu eser, doğayı, insanı, aşkı, zamanı ve yaşamın içindeki küçük detayları şiirin zarif diliyle buluşturuyor. Yağmur, ay, güneş, gün batımı, renkler ve gökkuşağı gibi imgeler sadece doğanın bir parçası olarak değil; duyguların, özlemlerin ve umutların da taşıyıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, şiirlerin günlük hayatın içinden çıkıp okuyucuyu düşünmeye davet etmesi oldu. Bir yandan aşkın izlerini sürerken, diğer yandan insanın kendini arayışına, zamanın geçiciliğine ve yaşamın içindeki çelişkilere dokunuyor. Işık Güney'in dili oldukça naif ve içten. Şiirlerinde kullandığı semboller ve felsefi dokunuşlar, metinlere ayrı bir derinlik katarken okuru yormuyor. Bazı dizelerin üzerinde durup yeniden okumak, farklı anlamlar keşfetmek istiyorsunuz. Şiir okumayı seven, doğa imgeleriyle örülü ve düşündüren metinlerden hoşlanan okurlara tavsiye edebileceğim bir kitap oldu. Şiirin renklerine dokunmak isteyenlere...
Albino GökkuşağıIşık Güney · Şiir Antoloji Yayınları · 20261 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ağrı Dağı Efsanesi
9/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
Ağrı Dağı Efsanesi – İnceleme Ağrı Dağı Efsanesi, yalnızca bir aşk hikâyesi değildir; aynı zamanda doğunun sert coğrafyasını, insanın kaderle olan mücadelesini ve törelerin birey üzerindeki ağır baskısını anlatan güçlü bir destandır. Yaşar Kemal, bu eserinde dili adeta bir ressam gibi kullanarak okuyucunun zihninde büyüleyici manzaralar yaratır. Romanın merkezinde Ahmet ile Gülbahar’ın imkânsız aşkı yer alır. Ancak bu aşk, klasik bir sevda hikâyesi gibi ilerlemez. Çünkü bu coğrafyada aşk, yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu değil; törelerle, güçle ve toplumun katı kurallarıyla sınanan bir savaştır. Ahmet’in bir at meselesi yüzünden kendini ölümle yüz yüze bulması ve buna rağmen aşkından vazgeçmemesi, eserin en çarpıcı yönlerinden biridir. Yaşar Kemal’in anlatımındaki en dikkat çekici unsurlardan biri doğadır. Ağrı Dağı yalnızca bir mekân değil, adeta yaşayan bir varlık gibidir. Dağ; bazen bir sığınak, bazen bir tehdit, bazen de insanın iç dünyasının bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Bu yönüyle eser, doğa ile insan arasındaki bağı derin bir şekilde hissettirir. Okuyucu, yalnızca bir hikâye okumaz; rüzgârı hisseder, soğuğu yaşar ve dağın heybeti karşısında küçülür. Eserdeki bir diğer önemli tema adalettir. Ancak bu adalet, modern hukuk anlayışından oldukça uzaktır. Törelerin belirlediği kurallar, çoğu zaman bireyin haklılığını gölgede bırakır. Ahmet’in yaşadığı haksızlıklar, toplumun körleşmiş düzenine güçlü bir eleştiri niteliğindedir. Bu durum okuyucuyu düşündürür: Gerçek adalet nedir ve kim tarafından belirlenir? Dil açısından bakıldığında eser oldukça akıcıdır ancak aynı zamanda şiirsel bir yoğunluk taşır. Yaşar Kemal’in betimlemeleri o kadar güçlüdür ki, bazı bölümler bir roman olmaktan çıkıp adeta bir destan ya da ağıt haline gelir. Bu da kitabı
Ağrı Dağı EfsanesiYaşar Kemal · Cem Yayınları · 197436,2bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,403 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 36. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 07:58
Jack London Kızıl Veba Hikaye, 2073 yılında, 87 yaşındaki eski bir edebiyat profesörü olan James Howard Smith'in (torunlarının hitap şekliyle Granser'in) cahil, vahşi, avcı-toplayıcı olan ve keçi postları ile gezen torunlarına, 60 yıl önceki salgını yaşayıp, hayatta kalan biri olarak, bulaştığı kişiyi saatler içinde öldüren, yüzü ve vücudu kıpkırmızı yapan bir mikrop olan, Kızıl Veba hastalığını ve eski dünyayı anlatmasını kapsıyor . Ölümcül bir salgının, modern dünyamızı birkaç hafta içinde yok edebileceğini, insanın doğa karşısındaki acizliğini, doğanın, yani bir mikrobun, insana karşı, ahlaklı, suçlu, fakir, genç, zengin ve güzel ayrımı yapmadığını, evcil hayvanların, tekrar vahşi hallerine dönmesini, insanın doğayı kontrol edemeyeceğini, geçmişten bugüne gelen toplumsal kuralların, sanatın, teknolojinin yani medeniyetin ne kadar kırılgan olduğunu, insanların, medeniyete, teknolojiye ve bilime güvenerek kibirlenmemesi gerektiğini, toplumsal kurallar ortadan kalktığında, hayatta kalmak için vahşileşip, birbirini öldüren modern İnsanın, gerçek yüzünü, en zengin adamın şoförü olan kaba bir adamın, kas gücü sayesinde, hayatta kalıp, eski dünyanın en zengin ve fakir kadınını, zorla kendine eş yapmasını, sosyal sınıfların yıkılarak güç dengelerinin tamamen değişmesini, insanlığın, kabile hayatına tekrar dönmesini anlatıyor. Torunları, okuma, yazma ve sayma işlemini bilmeyen, dilleri gerilemiş kişilerdir. Anlatıcı, tarihin bir döngüden ibaret olduğunu, insanlığın ilkel hayattan modern hayata tekrar ulaşacağını, kibirden gene kendi sonunu getireceğini öngörür. Kıyamet sonrasını anlatan post apokaliptik bir kitaptır. Distopik bir anlatısı da vardır. Kitabın sonunda çevirmene ait 20 maddelik bir not vardır. Kitap bana şu an mevcut olan şeylerin (su, gıda
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Güzel bir gün ölmek için
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:58
Ernest Hemingway'in 1929 da yayımlanan eseri Silahlara Veda savaş karşıtı bir eserdir. Yazar bu kitabın sonunu 47 kere tekrar yazmıştır. Alternatif sonlar ve yazarın taslak olarak yazdığı notlar 27. Baskının son kısmına eklenmesi harika olmuş. Bu kısımdan görüleceği gibi aslında daha çarpıcı, daha edebi ve felsefi sonlar yazmasına rağmen kendi yazım tekniği ile sade bir sona yer vermiş. Bu sadelik insanın günlük hayat akışının sadeliğini öne çıkararak buzdağı tekniğinin harika kullanımıdır. Günlük yaşantı sadedir ölümler, doğumlar vs. ancak günlük yaşamın olağan akışı içinde akan olayların altında tonla acı tonla keder barındırır. Hiç kimse bir kelime dahi etmese bile bu acıyı ve insana verdiği yükü kavrayabilir. İşte böyle bir eser bu kitap. Savaşın acımasızlığını, bir hiç uğruna savaşta öldürülen insanları, kan boşalır gibi gelen acıları edebi bir dil yerine sade bir dille anlatarak bu duyguları okuyucuya bırakmıştır. Okuyucu bu acılar karşısında kitabın nasıl bu kadar sade bir dile sahip olduğunu görünce "bu acılar daha edebi betimlenebilirdi" der ancak kitabın amacı zaten okuyucuya bunu dedirtmektir. Kitap akarken Ernest Hemingway'in düşüncelerine de rastlıyoruz. Düşünen herkesin ateist olduğu. Tanrı eleştirisi. Savaş başlatan kişilerin halk tarafından kurşuna dizilmesi gerektiği ki mussolini'nin 2. Dünya savaşı sonrasında italyan devrimci halk tarafından ayaklarından asılmasını vurguluyor. İnsanların savaşlara iyimser yaklaştığını sevdiklerinin savaşa gittiğinde ya da günümüzde terör operasyonlarına katıldığında onun başına bir şey gelmeyeceğini ya da ufak bir kurşun yarasıyla döneceğini düşündüklerini ancak gerçeğin hiç böyle olmadığını, savaşa gönderdikleri sevdiklerinin paramparça olduğunu söylüyor. Bununla beraber savaşın gerçeklerinden bahsetmeye devam eder. Askerlerin savaşamayacak
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma