"YOLUN OĞLU-AFRİKALI LEO"
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2025 159. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 00:00
Amin Maalouf’un o büyüleyici dünyasına yaptığım bu yolculuk, sadece bir kitabı okumak değil, kendi ruhumun katmanları arasında dolaşmak gibiydi. Lübnan doğumlu olup Fransa’da yaşayan Maalouf, kendi çok kültürlü kimliğini bu ilk romanına öylesine bir ustalıkla nakşetmiş ki; Asya ve Akdeniz’in o kadim kokusunu her sayfada duyabiliyorsunuz. Hasan’ın (Afrikalı Leo) 40 yıllık serüveni, aslında insanlığın sınırlarla, inançlarla ve kendi kaderiyle olan bitmek bilmeyen kavgasının bir panoramasını sunuyor. İşte bu duygu yüklü yolculuktan ruhumda kalan o derin izler: "Yolların oğluyum ben, ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanı." Kitap, Hasan’ın kendisini tanıttığı bu muazzam cümlelerle başlıyor: "Ben Hasan, bir berberin sünnet ettiği, bir papazın vaftiz ettiği ben..."Maalouf bize daha ilk sayfada, tek bir kimliğe sığamayan, "dünya vatandaşı" olmaya doğmuş bir ruhun portresini çiziyor. Hasan, gittiği her yere adapte olan ama hiçbir yere tam anlamıyla ait olmayan bir "köprü" karakter.. Onun hikayesi, aslında Maalouf’un kendi hayatındaki o "doğu-batı" sentezinin bir izdüşümü gibi. "Bu kent, onu yağma etmek isteyenlerce korunmakta, kendisine düşman olanlarca yönetilmekte." Granada’nın düşüşüyle başlayan hikayede, bir medeniyetin can çekişine tanıklık ediyoruz. Maalouf, o dönemin sadece tarihini değil, psikolojisini de anlatıyor. Dışarıdan gelen tehditler karşısında toplumların nasıl içe kapandığını, "gelenekleri bir kale yapıp kendilerini oraya kilitlediklerini" kitapta net bir şekilde görüyorsunuz. İnsanların dindarlıklarını bir zırh gibi kuşanıp, sadece "yanlış anlaşılmamak için" gülümsemeyi unuttukları o hüzünlü ve samimiyetsiz atmosfer, insanın kalbini sızlatıyor... "Yitik bir ülke, çok yakın bir akrabanın ölüsü gibidir. Onu saygıyla göm ve sonsuz
Roman
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,4bin okunma
Bir Amin Maalouf Klasiği
9/10
·373 syf.··
2026 16. kitabı
Afrikalı Leo Üzerine.. Semerkant ve Doğu nun Limanlarından sonra okuduğum ve hiç bitmesin dediğim bir Amin Maalouf eseri. Yazarın ise edebiyat dunyasinda okuyucuyla buluşan ilk romanı.. Amin Maalouf'un kaleme aldığı Afrikalı Leo, 16. yüzyılda yaşamış gerçek bir gezgin olan Hasan el-Vezzan’ın (Afrikalı Leo) hayatını konu alan tarihi bir romandır.Yazarın güzel anlatımıyla Endülüs'ün düşüşünü, coğrafi keşifleri ve Doğu-Batı kültürleri arasındaki çatışmayı sanki olayın kahramanı benmişimcesine içselleştirerek yaşadım. Eser başlangıçta muslumanların Granada'dan sürüldüğü döneme odaklanır. Mutlu bir çocukluk geçiren Hasan'ın Kastilyalıların baskısıyla Fas'a göç etmek zorunda kalmasıyla yolculuğumuz başlar. Grana'da bölümünde bağnazlıkla (din adi altındaki bağnazlık) bilimin mücadelesi tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilir. Afrika yaşantısında İslam dunyasindaki siyasi çatışmalar ele alınır.Kabile çatışmaları kültürel yaşantı konu edilir. Granada Kitabı bölümü; Granada'da (Gırnata) mutlu bir çocukluk geçiren Hasan, Kastilyalıların baskısıyla Fas'a göç etmek zorunda kalır. Kahire kitabı bölümünde Osmanlı'dan Yavuzdan bahsedilir ve devleti Aliyye büyük Türk" olarak nitelendirilir. Roma kitabı bölümünde, müslüman bir coğrafyacı ve diplomat olan Hasan'ın, Papa nın sarayında bir hristiyan bilgin olarak , kendi köklerine bağlı bir bilgin, yaşama çabası anlatıllır. Eser benim Endülüs coğrafyası , Endülüs İslam medeniyeti, engizisyon, papalık, Yavuz Sultan Selim dönemi ve Osmanlı medeniyeti hakkında tekrardan araştırmalar yapmama vesile oldu diyebilirim. Eserdeki en beğendiğim alıntılar; "Talihsizliklere saygı göstermeyi yada verdiği işaretleri çözümlemeyi henüz öğrenmiş değildim.." "Çünkü varsıllık ve güç, sağduyunun düşmanıdır.Bir buğday tarlasında kimi başkaların dik
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200718,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ortadoğu'nun makus kaderi
8/10
·384 syf.·
2026 79. kitabı
Roma, Bizans, Orta Asyadan göçüp gelen kavimler bu bölünmüş ve kan davalı toplumları yüzyıllar boyu istila edip yönettiler. Orta Doğu'nun bu kan davası, yöneten kim olursa olsun devam etti. Yönetenler de hep bundan yararlanmasını bildi. Müslümanlık bir süre bu bölünmüşlüğü çatısı altında birleştirecek gibi olduysa da Muhammed'in ölümüyle birlikte çatışmalar tekrar su yüzüne çıkmaya başladı. Dört halifeden üçü öldürüldü. Türklerin bölgeye sızmaya başlamaları ile halifelerin emrine girmeleri kısmen sükûneti sağlasa da huzur asla bu topraklara gelmedi. Osmanlıların 500 yıllık yönetimi en huzurlu gibi görünse de bu kan davaları çeşitli mezheplerde bir araya gelen taraflarca bu defa da mezhep çatışmaları olarak devam etti. Öyle ki bu insanlar başka dinlere "ki o kimselerin bu kan davalarına karışmamış olmaları nedeniyle" hoşgörü ile bakarken dindaşlarının farklı mezheplerini baş düşmanları olarak gördüler. 680 yılında Hazreti Hüseyin'in Kerbela'da öldürülmesi son ve en büyük kan davası olmuştur. Şii ve Sünni çatışmaları adı altında Orta Doğu'nun bu kökleri Kandalanu'ya, Nebukadnezar'a, Semiramis'e kadar dayanan kan davaları şiddetlenerek devam etmektedir. Ortadoğu'nun temellerinde barış ve birlik değil, ölüm ve ayrılık yatmaktadır. Her türlü zenginliğin ayaklar altındaki topraklarda bolca bulunmasına rağmen cehalet, kin ve düşmanlık onların yakasını bırakmayacak gibi görünmektedir. (Kitabın son sayfasından alınmıştır.)
BabilVural Atılgan · Kanes Yayınları · 20221 okunma
10/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
AYTUNÇ ALTINDAL alanında tek başına mücadele veren bir yazardır kendisi polonyum ile zehirlenmiş ve üstü kapatılmıştır. Kitaba ismini veren Bir türk casusunun mektupları kiliseyi ve papazları eleştiriyordu bu mektupları yazanın Türk olmayacağı şüphe götürmezdi sorgulamalar başladı ve Ceneviz soylu bir ailenin varisi olan Giovanni paolo Marana olduğu kanıtlandı.(1642-1693) 1684-1686 yılları arasında 7 cilt tutan 102 adet Türk Casusunun Mektupları’nı İtalyanca ve fransızca olarak yayınladı.kendisinin yazmadığını Genovada ki evin çatısında bulduğunu ve Arapçadan osmanlıca çevirdiğini söyledi.30 mektupla başlayan serüven 20 yıl içinde 644 e yükseldi mahmut ismi ile başlayan sonrasında Mehmet muhammed ve kara selim olarak devam etti. DANİEL defoe Robinson Crusoe nin yaratıcısı İngiliz romanının kurucusu İngiliz istihbarat servisinin ajanı ve ihtilalci kimliği ile ortaya çıkan alşimist john dee etkilenmiştir john dee İngiltere de ilk istihbarat örgütünü kuran kişidir.kraliçe 1 elizabeth in baş danışmanı Azteklerden kalma bir obsidyen taşıyla lithomancy seansları düzenlemiş voynich elyazması (yale Beineke kütüphanesinde )ondan başka kimse bu kitabın şifrelerini kıramamıştır hem zamanın hem geleceğin bir çok olayını bilmiştir. ingilterede Gül ve Haç kardeşliğini kumuştur. yarattıkları türk casusu ise semboller ile belirtildiğinde alşimist ve okültist ortaya çıkar mektuplar papalığın sahtekarlığı ing ahlaki çöküşün hızlandığı evli kadınların zinaya düşkünlüğü gibi meseleler üzerine yazılmıştır. Cahil eğitilir ama yobaz eğitilemez Sonuç olarak Katolik kilisesi yıllar boyunca dayatmacı tam anlamıyla terör estirmis sorgulayanlara karşı yakaladıklarını ya ateist ilan etmiş yada yakmıştır. Günümüzde bir çok çocuğa karşı taciz suçlamasıyla gündemdedir. Mikhail psellus Ortodoks
Bir Türk Casusunun MektuplarıAytunç Altındal · Alfa Yayıncılık · 2014180 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,668 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2022 49. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2022 11:17
Atilla'nın Doğu Roma'yı fethettiği zamanlarda geçiyor hikaye. Yahudilere göre kral Süleyman'ın eviden çıkan Musa'nın şamdanı olduğuna inanıldığı için kutsal olarak görülen şamdan vandallar tarafından çalınıyor onu geri getirmek için yapılan uğraşları anlatıyor.
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201917,9bin okunma