Doğukan

Doğukan
@dogukanteber

Doğukan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
Beğendi
·
2020 3. kitabı
Peyami Safa
8/10 · 121,2bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Fazla anlam yüklemeyin dünyaya Yarısı şükür, yarısı sabır, yarısı teselli, yarısı kahır * Kimseyi bilmeden yargılamayın, herkesin derdi kendine ağır * Anlatmak ve anlaşılmak için de fazla yormayın kendinizi; İnsanların yarısı samimiyetsiz, diğer yarısı size sağır. * Mevlana
Alıntı
Nasılsın diyorlar? İyiyim diyorum, Ama korkuyorum… Birileri Allah yolunda, kimileri tecavüze uğrayıp, kimileri liğme liğme edilip öldürülerek cennete giderken, Ben gürbüz bir beden, rahat bir kafa, tam tekmil bir sofrayla cennete gitmeyi umuyorum ya, işte bu yüzden korkuyorum… <><><><><><><><><><> İyiyim diyorum, hatta bazen yanına “elhamdurillah!”ı bile ekliyorum! Tıka basa doldurduğum karnımı sıvazlarken, “Allah olmayanlara da versin” diyorum. Dünden kalan yemek yenmeyince, bir kaba koyup köpeklere veriyorum… İyiyim diyorum! İyi olan herşeyi seviyorum. Ağaçları, kuşları, hayvanları, çocukları seviyorum. Ama lütfen öldürülmüş çocukları göstermeyin bana, bakamıyorum! İyiyim gerçekten! Oğlan iyi bir yeri tutturursa, daha büyük bir eve çıkarsam, mobilyaları değiştirirsem, biraz da kilo verirsem daha iyi olacağım! İyiyim diyorum! Gerçi dün eşim evlilik yıldönümümüzü unutmuştu, doğum günümde çiçek almamıştı, zaten 1 aydır yemeğe de götürmüyor ama olsun, sabırlı insanımdır ben. İyiyim diyeyim, iyi olayım! İyiyim, iyiyim Orta Afrika’da satırlarla doğranan ben değilim. Suriye’de ırzına geçilen, evi yıkılıp çocukları gözleri önünde öldürülen, yurdundan sürülen ben değilim. Arakan’da Doğu Türkistan’da yakılan ben değilim. Ben değilim kafasına vurulup, elinden ekmeği alınan. Darbeye hayır dediği için idama mahkum edilen ben değilim. Şükür ki Gazze’de bomba atılan iftar sofrası da benim değildi! İyiyim, iyiyim; Cenneti garantilemiş, cehennemden azad edilmiş gibiyim. Bütün amellerimin yüz puan edeceği kesin! Ramazanda orucum, kandillerde namazım… Kapıcıya 5 lira fazla verdim bu ay. Ahh nasıl insancılım… <><><><><><><><><><>
Lisedeydim. Bir arkadaşım bana bir saat hediye etti, taktım eve gittim, bahçedeyiz… Akrabalar var. Saat dikkatlerini çekti ben de, “Arkadaşımın hediyesi.” dedim. Teyzelerden biri; ─ Nasıl arkadaşmış o, kimse kimseye durup dururken hediye almaz, bak bana alan var mı? dedi. İnsanımızın sevgi anlayışıyla bilinçli olarak ilk o gün yüz yüze geldim. Pek çok insana göre, illa bir çıkar, bir menfaat, bir ilişki, bir neden olmalı birbirini sevmek için çünkü. Sonraları fark ettim, birini çok seviyorum diyorsun ve bunun karşılığında şunu soruyorlar, “Niye?”, “Nesini seviyorsun?”. Seviyorum yahu, o olduğu için, kalbim öyle dediği için… Dikkat edin bizde iki kişi evlenir, birileri çıkar ve ee zengin tabi, ee kız güzel, ee oğlanın kariyeri iyi der ve hemen bir anlam aramaya çalışırlar. Onlara göre iki kişinin birbirini gerçekten sevme ihtimalleri yoktur. Ben bahçeyi yaparken bir sürü insan, gelip geçerken meyve ağacı dik, dedi. Meyvesiz ağaçlar için “Ne yapacaksın onu?” yorumu yaptılar. “Amma çok çiçek dikmişsin onun yerine sebze bahçesi yap, yersiniz, kışlık koyarsın.” dediler. Ve sırf meyvesi yok diye, yiyemiyorlar diye, doğrudan faydalanamıyorlar diye ağaçların kesildiğini çok gördüm. Yiyemiyor ya o ağacı, niye sevsinler?
İlişkiler