Günlerden; 11.06.26
Sigaradan iki nefes İçimizi döke döke ağlasakk Gururumun inadına Seni bi dibine kadar anlasaam Ama yine yoksuun Gece güne dönsünn Dostlarım unutsuun Yokmuşum gibiii!!!! DKTT
Müzik
Böyle değildi yüreğim sanki taşa çevirdiler. Gözlerimde yaş kalmadı döke döke bitirdiler. Elimde kalmadı eridi bütün yoğum varım. Çeke çeke söke söke acımadan çiğnediler...
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çıkar beni benden..
Çok oldu, gömmüştüm o duyguları ben, Bilmem kaç kat acıların içine.. Göz yaşlarımı döke döke içime, Hadi çıkar ellerin çamur olsa da, Hatta kanasada çıkar, bırak kırılsın tırnakların, Tahrip olsun o koyu kırmızı ojelerin.. Göz yaşlarını akıta akıta göğsüme, Çıkar gömüldüğüm yerden beni.. Oysa kalbim manzarası en güzel yere sahipti şehrin.. Gelip gözlerime dokunana kadar senin gözlerin.. Yeniden doğmak bu olsa gerek, insanı yaşatan sevmelerin.. Şimdi en güzel şehrim de, en muazzam manzaram da sensin.. youtu.be/X9uWzkCC8DU?si=... Ruhefza1i..
Şiir
HAMLARIN ŞİFASI MES'ÛLİYETTİR...
Bunu bana ilk düşündüren İmam-ı Rabbânî rahmetullahi aleyh idi. Mektubat Mektubat'ını okurken "Allahu Ekber"e verdiği manayı görünce derkettim: Yalnız "Subhanallah"ta değil "Elhamdülillah"ta ve "Allahu Ekber"de de birer tenzih mânâsı var. Yahut da şöyle söylemeli: Şu türden elfâz-ı mübârekenin her birinde "tenzihe bakar bir yüz" bulunuyor. Yâni nasıl ki "Subhanallah" Hakkı cümle kusurlardan beri gördüğümüzün ilânı oluyor; aynen öyle de; "Elhamdülillah" da Onu bir şekilde takdîs ediyor; "Allahu Ekber" de birçok açıyla münezzehiyetine vurgu içeriyor. Peki bu nasıl oluyor? İşte onu söylemezden evvel Mektubat-ı Rabbani'nin mübarek sayfalarına bir dokunalım. 303. Mektup'ta müezzin Hâce Yusuf'a yazılmış satırları okuyalım. Orada, ezandaki kelimelerin mânâlarını anlatırken, diyor ki Hazret-i İmâm: "Allahu Ekber: Ona layık bir ibadeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibadetinin Ona layık/yakışır olmasından çok büyüktür O." Fakat, bunu ezan'ın âhirindeki "Allahu Ekber"i izâh sadedinde söyledi. Başındaki "Allahu Ekber"i açıklarkense şöyle diyor: "Allah kullarının ibadetlerine muhtaç olmaktan da büyüktür. Bu mühim mânâyı zihinlerde yerleştirmek için şu kelime dört kere söylenir." İşte ben de, bu ikili anlamlandırmanın balı damağıma değince, namazlarımıza kadar uzandım. Rükünleri eda ederken de, biri başta diğeri sonda, iki kez "Allahu Ekber" dediğimizi hatırladım. "Acaba şunların da bu hikmetten bir hissesi var mıdır?" diye tefekküre başladım. Kalbimde bir itminan hasıl oldu. "Olabilir!" gördüm. Gördüğümün özetiyse şudur: **Giderken söylediğimiz tekbirler ezan'ın ilk tekbirlerine kardeş olabilir. Ayrılırken zikrettiğimiz "Allahu Ekber"lerse âhirdekilerin sırrına erebilir. Yâni biz de secdeye/rükûya giderken tekbirimiz içinde "Hakkın şu ibadetimize muhtaçlıktan yüce
Tefekkürât
Elden gelmeyeni akla getirmek elde olmuyor olsa bile; zihni derine, bedeni olduğu yere, ruhu yıka döke sonuna götürüyormuş yavaş yavaş hissettirmeden. Bu sebepten, havale edilmiş çokça hesap..
Duygu ve Düşünce
Dışarıdan hiç yol gitmemişim gibi duruyor ama içimden üç yüz elli kilometre koştum.