İnsanlar tuhaftırlar, tuhaf kılıklı karın­cadan da beter. Çünkü o insanların yasaları berbattır. Biri yer, bini bakar, kıyamet de ondan kopar, derler, bir türlü o bekledik­leri kıyamet kopmaz. Bini çalışır aç kalır, on bini, yüz bini çalı­şır aç kalır, birisi, yalnız birisi döke saça yer, tıksırıncaya kadar yer yer doymaz. Her çağda bir şey uydururlar, şimdi bütün iş­leri güçleri beşe alıp ona satmaktır bir şeyi. Toprağı alıp toprağı satıyorlar, ağacı, suyu, insanı, ellerine ne geçerse, analarını, ba­balarını, çocuklarını, kanlarını, gözleri şu evrende neyi görürse alıp satıyorlar. Taşı alıp taşı, yıldızı, altını, elması, çiçeği, yürek­lerini, gözlerini alıp satıyorlar... İnsanlar kendilerini bir alıp sat­ma deliliğine kaptırmışlar ki, delilik derim sana... Evrende ne; bulurlarsa alıp satıyorlar. İnanın bana yaratık kardeşlerim, bu insanlar bizim tuhaf kılıklı karıncadan da daha tuhaf.
Sayfa 80·Kitabı okudu
"İnsanlar tuhaftırlar. Çünkü o insanların yasaları berbattır. Biri yer, bini bakar, kıyamet de ondan kopar, derler; bir türlü o bekledikleri kıyamet kopmaz. Bini çalışır aç kalır, on bini, yüz bini çalışır aç kalır; birisi, yalnız birisi döke saça yer, tıksırıncaya kadar yer, yer doymaz...
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Türküleri yakmayın !. . Türküler çiçektir, en umutsuz zamanlarda açar. Kavgayı uzatmayın kardaş, Yüzyıllardır tuz döke-döke Çürüdü bu yaralar, Kanatmayın diyorum ... kanatmayın ! ..
Şiir
Ağlamak. yalnız gözyaşı döke bilen insan anlayabilir bazı şeylerin hikmetini.
Sayfa 30
seni direncimin genç anası seni gözlerimin karası hazır kırmışken yasakları ve örülmeden gözlerime ağlamanın ayıbı acının çocukları gibi koyup başımı göğsüne yüreğimi döke döke ağlamak istiyorum ağlamak istiyorum ağlamak
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı
Kayboluyoruz belki bazı gözlerde; bir alay gürültü şeklinde salkım saçak ortaya çıkıyor, anlaşılmaz işaretler gibi birtakım kafaları karıştırıyor, sonra da ayak seslerimizi şarkıların içine döke saça, yavaş yavaş gözden, gönülden ve hayattan uzaklaşıyoruz. Nedense bana, henüz kimsenin ulaşamadığı, hatta kimsenin oturup hayalini bile kuramadığı, harikulade bir sonsuzluğa gidiyormuşuz gibi geliyor o sırada. Ya da çoktan varmışız da, varlığımızla o sonsuzluğu süslüyor, büyütüyor ve tamamlıyormuşuz gibi..