10/10
·
Beğendi
Savaş ateşinin etkisiyle tüm benliğimizi, korlarının yaktığı hatıralarımızın küllerini bırakarak bir daha dönmemek üzere vatanımızdan ayrılıyorduk. Çürümüş, yıkılmış bir ağaç gibi çürüklerimizi döke döke, köklerimizi söke söke kopuyorduk evimizden barkımızdan. Hepimizin gözlerinde derin bir acı, bir güceniklilik vardı. Yüzümüze zehir gibi bir elem çöreklenmiş oturmuştu. Elimizden hiçbir şey gelmemesi içimizi kanatıyor, derin yarıklar açılmasına yol açıyordu. Köyümüzün üzerine bir ölüm sessizliği çökmüştü
Rüzgar Söyler ŞarkımızıHanife İşleroğlu · İkinci Adam Yayınları · 20260 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 22:50
Suzan Defter, sessiz ama iz bırakan bir kitap. Büyük olaylar anlatmıyor; küçük anların içindeki büyük duyguları gösteriyor. Yalnızlık, geçmiş ve insanın kendiyle konuşması… Hepsi sade bir dille, abartısız ama etkili bir şekilde aktarılmış. Okurken yormuyor, aksine içine çekiyor. Bitirdiğinde ise gürültülü bir etki bırakmıyor; daha çok içten içe büyüyen bir his gibi kalıyor. Kısacası, Suzan Defter yüksek sesle değil, fısıldayarak etkileyen bir hikâye.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 16:00
Oldukça etkileyici ve düşündürücü bir kitaptı. Özellikle insanın dış güzelliğe verdiği önem ile iç dünyasının zamanla nasıl değişebileceğini çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Okurken bazı yerlerde insan kendi hayatını ve seçimlerini de sorguluyor. Dili akıcı, alıntıları ise oldukça derindi. Ben en çok insanın ruhunun yaptığı seçimlerle şekillenmesi fikrinden etkilendim. Kitap bittikten sonra bile uzun süre düşündüren eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Duygu ve Düşünce
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Hiçbir şey anlatmadan çok şey anlatan bir kitaptı. Başlarda ölümü hafife alıp başka seçenekler varken 'ölürüm daha iyi' tarzında bi düşüncede olup sonrasında kendi içsel dünyasında, hücrede geçirdiği süre sonrasında gelen yaşama isteğiyle ölme yükünü kaldıramamak. Bana neler söylediğimize daha dikkat etmemizi ve ölümü hafife almamamız gerektiğini bir kez daha gösterdi. Adını bile bilmediğimiz birinin ölüme giden 6 haftasını okumak, kızının hatırasında yer edeceğini düşünürken orda bile yerinin olmadığıyla yüzleşmesi en sarsıcı kısımdı bence.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma
Harika
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Bu kitabı tamamen yorumlara bakarak aldım ve iyi ki almışım diyorum. Öncelikle anlatımı inanılmaz akıcı, sade ama bir o kadar da derin. Okurken kendinizi hikâyenin içinde buluyorsunuz, sanki karakterle birlikte yaşıyormuş gibi hissettiriyor. Özellikle içsel dönüşüm, geçmişle yüzleşme ve insanın kendiyle olan mücadelesi çok etkileyici şekilde anlatılmış. “Matilda Duru” sıradan bir hikâye değil, gerçekten düşündüren bir kitap. Bazı cümlelerin altını çizmeden geçemedim. Okudukça insan kendi hayatını sorguluyor, farkında olmadığı duygularıyla yüzleşiyor. Yazarın dili çok güçlü ve akıcı olduğu için kitap su gibi akıp gidiyor.
1000Kitap
Matilda Duruİpek Kocaman · Profil Kitap · 2025114 okunma
8/10
·252 syf.··
2026 15. kitabı
Eisner Löwen ve İnsan Ruhunun Karanlık Koridorları: Bir "Sevgi" İncelemesi ‎ ‎​Eisner Löwen'in En Büyük Zaaf: Sevgi eseri, sayfaları çevirdikçe okurun zihninde bir aynaya dönüşüyor; ancak bu ayna yansıtıcı değil, içine çeken türden. Kitabın atmosferi, tam da aradığın o derinlikli ve karanlık dokuyu, insan psikolojisinin en ulaşılmaz köşelerini aralayarak veriyor. Hayat bazen bazılarına "1-0 geride" başlatıyor maçı. Ve karakterimiz "8", bu dezavantajlı başlangıcın, yani bedensel bir eksikliğin tüm bir ömre nasıl "yetersizlik" olarak yansıdığının vücut bulmuş hali. ​"8"in hikayesi, sevginin sadece bir duygu değil, bazen de bir ceza olabileceğini gösteriyor. Birine güzel olduğu halde aksini söyleyip onu aynalara küstürmek, aslında en büyük ihanet. İnsan en büyük darbeyi yabancıdan değil, en yakınından, bazen de doğrudan kendi iç sesinden alıyor. Löwen, bu karakter üzerinden bize şunu fısıldıyor: "Başkalarının yarattığı o sahte boşluk, insanın kendi içinde devasa bir kara deliğe dönüşebilir." ‎ ‎​İşte bu eser üzerine, zihnimde bıraktığı izlerle harmanlanmış bir bakış açısı: ‎​Sevginin Kırılganlığı ve İhanetin Ağırlığı ‎ ‎​Löwen, sevginin çoğu zaman bir sığınak değil, bir hedef tahtası olduğunu hatırlatıyor bize. İnsan, kendi yıkılmazlığına dair o sahte tanrıcılık oyununu oynarken; en büyük darbeyi, kalbini kalkan olarak kullandığı yerden alıyor. "İnsan, hayata karşı en güçlü sandığı anda bile, aslında en derin yarayı tam da sevgiden alır," cümlesiyle yazar, ihanetin sadece bir eylem değil, bir "yakınlık" meselesi olduğunu vurguluyor. Çünkü biz, bize en uzakta duranlara değil, en içimizdekilere yeniliriz. ‎ ‎​Bu durumu, üniformaların ve toplumsal statülerin sahteliğiyle birleştirdiğinde tablo daha da netleşiyor. Bilginin veya rütbenin insanı "iyi" kılmaya yetmediği o
Edebiyat
En Büyük Zaaf: SevgiEisner Löwen · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20268 okunma