k o s l a k t e y z e

k o s l a k t e y z e
@dokuzuncusymphony
Puan vermedi·158 syf.··
2020 4. kitabı
Hikayeler sanırım  kaderleri gereği çabuk unutulmaya mahkumdurlar ve fakat her ele alışta ayrı bir lezzet verirler.. Kalıcı olan ise okuyucuya farklı bir bakış açısı kazandırmasıdır sanki.. Bütünüyle göremediğimiz varlıklara bakan gözlerimizdeki perdelerden birini açar bir hikaye mesela, bir göz verir size, gördüğünüzü unutsanız bile yeni bir görmeyi unutmazsınız.. Ya da hayatın görülmeyen tarafına, gerçeklerine dokundurur sizi gülerken hüzünlendiren ve bir bakmışsınız hiç olmadığınız o taraftasınız.. Her hikaye kitabında olmayan bu tadı bu kitaptan aldığımı hissettim.. Hikayeler acılar yaslar sevinçler.. Kanayan yaradan, ümitlenen kan pıhtısından içeriye akmak ve kendini görmek.. Hayalin içindeki gerçek olan yası hissetmek.. Yasların hemen yanındaki tebessümleri tatmak.. Ve bunların hepsinin bir araya gelmesiyle duyulan yas orkestrası... Yazdıklarıyla içimizdeki sessiz müziği hissettiren başarılı bir tiyatro yazarından hikaye dinlemek oldukça keyifliydi.. Bir film sahnesi izliyormuş hissi verdiği de oldu okurken.. 15 hikayesinden hepsini beğensem de  özellikle 8 ini çok beğendim.. ️ Kebudfam, Sopranun tabutu,  Davul Derisi,  Aşktan Öldüm, Arabesk Serap gibi...
Yas OrkestrasıAli Cüneyd Kılcıoğlu · Sel Yayıncılık · 201779 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·232 syf.··
2020 3. kitabı
"İşte böyle Cemileciğim..." Bu cümle iki güzel insanın, iki ilim insanın aralarındaki muhabbeti görmek için merak uyandırmaya yetiyor.. Annemarie Schimmel, Almanya'da doğu ve İslami ilimleri araştıran bilim kadını. Anadolu nun manevi havasını almış, Türkiye'yi seven, İslam sanatlarını ileri düzeyde çalışan (Talik hat yazısını ve sayfa süslemeleri i görünce şaşırmıştım) mektuplarını Osmanlıca yazan,  bugün bizim biz'i tanıyamadığımızdan fazla bizi tanıyan, bizden olan bir araştırmacı öyle ki ona Cemile ismini veriyorlar.. ve Mevlana hazretleri aşığı... Birbirlerini ömürlerinde bir kaç kez görmelerine rağmen mektuplarının ömürlerince  devam ettiği görülüyor.. Böylece dostluğun muhabbetin gönülden olduğu hakiki olarak görülüyor.. Aynı arkadaş çevresi içerisinde  Safiye Erol gibi önemli isimleri de görüyoruz.. Cemile Kıratlı'nın  bahsettiği  isimleri görünce, bizim kolayca bulamadığımızı çok uzaklardan gelen biri nasıl buluyor dedirdiyor.. Bilim insanı olmanın da ötesinde  aramak bulmak meselesi gibi.. O dönemde yaşamış olan önemli isimler, daha küçük olan Kani Karaca ile görüşmesi, kudüm öğrenmesi mesela.. İnsanlık için, belli bir gaye içinde çalışan bu iki ismi görmek, kitaba  başlamadan da  bittikten sonra da insanı heyecanlandırmaya yetiyor..
Mektuplar 2Annemarie Schimmel · Kubbealtı Neşriyatı · 201543 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2020 2. kitabı
Samiha Ayverdi, kültürümüz içerisinde, yetiştiği İstanbul görgü ve terbiyesi ile nadide isimlerden biridir. 1940'lı yıllarda bir kültürün taşıyıcı rolünü en güzel üstlenenlerden gönlü zarif bir yazar.. Dönemin görüştüğü hemhal olduğu isimlerine de bakılırsa kültür sanat camiası içinde yeri ve gayreti anlaşılacaktır.. Çok küçükken kitaplığımızdaki "Batmayan Gün" ile kendisiyle içten fakat mesafeli bir tanışmamız olmuştu.. Mektuplarıyla ise bir sahaftan karşılaşmanın mutluluğu başka, sonrası ise bambaşkaydı.. Samiha Ayverdi'nin mektuplar serisi ziyadesiyle kıymetli.. 1. mektuplar kitabı, manevi kızı Belkız Dengiz ile olan mektuplarından teşekkül ediyor.. 1950'lerde yazılan bu mektuplarda, nasıl hasbihal edilir, bir insan nasıl kırmadan uyarılır, berdevam gönüllerin bir olduğu nasıl ifade edilir de muhatabımız günlük hayatı içinde ruhani bütünlüğünü korumasına katkı sağlanır.. çocuklar nasıl eğitilir.. Bilmeyene nasıl öğretilir.. Üstelik bunca uzaklarda olanlar ile bu harikulade sohbet imkanı kısa sayfalar içinde hazine koymetinde iken, bugün onca imkan içinde bu güzelliklerden yoksunuz.. (Fakat neden olmasın? Okuyarak olamaz mı?) Ve Samiha Ayverdi'den öğrendiğim en güzel hakikat ise, insanın yalnızca kendisi için yaşamadığını bilmesi ve bunu kendilerinde görmek.. Bir çok bilgiyi biliriz fakat onu görmek, tatmak şahit olmak başkadır.. Mektupları onu veriyor sanırım okuyana.. Ayrıca dilimize verdiği önem bahusus mühim.. Kubbealtı'nın bazı kelimelerin açıklamasını sayfa altında vermesi çok hoş.. Ben de kelime defteri tutuyorum ve Samiha Ayverdi ile dilimi zenginleştirmeye gayret ediyorum.. Sanki kendine yazılmış gibi okuyor insan bir süre sonra bu ayrı bir lezzet, hususi bir ikram.. Bu kitap ile mektup çeşidine ayrı bir ilgim oluştu.. Mektupların mektep olduğunu
Mektuplar 1Sâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 201535 okunma
10/10
·400 syf.··
2020 1. kitabı
Yeni bitti ve kalbimde derin izler ve farkındalık (çabaları) bıraktı.. Bazı kitaplar sizi gerçekten değiştirir, ya da evvelinde bildiklerinizi hakikaten bilmenizi sağlar. Bunu sağlayanın da ne olduğunu düşünüyorum şimdi Prado sayesinde.. Bildiğimiz şeyleri farketmemizi, bilmediklerimizi de neden bilmediğimizden ziyade nasıl bilmediğimizi farketmemizi sağlayan nedir.. Dil.. Kelimeler.. Kutsal dil.. Bunlar üzerine de çok derin konuşulabilir bu kitap sonrasında.. Anlamın döküldüğü kelimelerin önemini daha çok hissettiriyor ve bizi Biz yapanın aslında detaylardaki tercihlerimiz olduğunun bilincine vardırıyor.. Fakat Gregorios sayesinde, kitapta benim için en önemlisi, insanın kendisini tam anlamıyla kavrayabilmesi için, bambaşka olan öteki'ni anlamaya çalışması, bunun için de mümkün fakat hayli zor Fedakarlık'tan, Yolculuk'tan geçmesi..
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,187 okunma
Puan vermedi·319 syf.··
2019 2. kitabı
İyi ki Türk ve iyi ki çevirilerden okumak zorunda kalmadığımız dediğim yazarlardan biri artık Peyami Safa benim için.. Yıllar önce Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu okuduğumda liseye yeni başlamıştım. Yazarın tahayyülümde kalan intibası, karakterlerin ruhani tasvirleri idi. Çok geç olmakla beraber yıllar sonra bu eseriyle bahsettiğim kanaate erdim. Buradaki ilk roman incelememden başlayarak, bundan sonraki roman ya da hikayelerde konu özetinden, vs.'den ziyade, eserlerde ilgimi çeken ve bana kattığı noktalardan bahsetmek isterim... Yazar, toplumun ve bireyin; çağın ve insanın madde-ruh çatışmasını kadın üzerinden; ana karakter Ferit' in kadına olan bakışını ele alarak bahsetmektedir. Madde-ruh çatışması, aynı zamanda batılılaşma da denebilir.. Kitap iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde bende karamsarlık hasıl olmasıyla nereye gidecek diye düşünmeye başladım. Pansiyonda geçen, Ferit'in ruhi bozuklukları ve farklı karakterler, ortamın karamsar havası ve kaba din anlayışı ile Ferit'in her şeye materyalist baktığı bölüm. Aynı zamanda sorgulamaya başladığı. (Batılılaşmanın, aslından uzaklaşmanın bir örneği olarak: "Adalet Hanım'ın - onun asıl adı Adalet'tir, beynelavam Edalet derler, Edalet'ten de Eda kaldı-..." cümlesi verilebilir) İkinci bölüm ise daha iç açıcı sahnelerle çevrili. Bu bölüm ise Ferit'in mana arayışıdır. İlk bölümde dine dair küçümseyici bir bakış hissettim. Fakat bu izlenimin kaynağı, yazarın bu bölümde, çağın insanında dine karşı görülen anlayışı ele almasındaki başarısı olduğunu ikinci bölümde farkettim. Yine ilk bölümde bahsettiğim çatışma içinde, bir nokta farkettim.. Din ile ahlak anlayışı bir tutularak, insanlar nasıl ibadetlerinde özgürse, ahlak anlayışlarında da özgürdür düşüncesi.. Ferit, kardeşi Nilüfer ile teyzesi hakkında konuşurken "sen onun
Matmazel Noraliya'nın KoltuğuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 201710bin okunma