Tanzimat'tan sonra Türk mütefekkirleri, bu yeni aile bünyesinin müdafaasını yapmaya çalıştılar. Namık Kemal bunlardan biridir. Akif, Zavallı Çocuk gibi romanlarında İbret gazetesindeki makalelerinde yeni aile ahlâkını telkine çalışıyordu. Bu sırada eski tip aile ile Garp cemiyetinin tesirleri henüz çarpışmaya başladığı için, mütefekkirler, neticeden uzak bulunuyorlar ve "Garp ailesi" dedikleri, hakikatte Garp'ın yalnız hâkim bir tipini teşkil eden sarsılmış aileyi idealleştiriyorlardı. Mesrutiyet devrinde eski aile tipi, büyük şehirlerde esaslı surette sarsıldı. Gelir ve masraf arasında ölçüsüzlük, bütçe yokluğu, teşebbüsten mahrumluk, memurlaşma, eski konağın parçalanmasından doğan ve istihsal kudretini kaybeden bu ailenin başlıca vasıflarıydı. Kadının evi geçindirmek için çalışması ile bu sarsılmış aile tipi arasında sıkı münasebet vardı. Bundan çıkan neticelerin cemiyetin bütün içtimaî fonksiyonları namına daima müsbet olduğunu söylemek çok kabulu güçtür.
Fakat Gökalp bu sarsılmış aile tipini emrivaki halinde İleri Garp cemiyetlerindeki inkişaflı aileye sırf şekil bakımından benzediği için, hatta onu methetmeye bile kalktı. Kadının hayata girmesini, aile hudutlarının daralmasını, muasır aile adını verdiği umumi tipin neticeleri olarak nikbin gözle tasvir etti.