Puan vermedi·48 syf.··
2026 27. kitabı
Yazarın “Görünmeyen Döngü” serisinden okuduğum beşinci kitabı oldu. Dili sade, okuması kolay tabiri caizse bir kahve içerken bitecek bir kitap. Yazar her kitabında farklı bir dini veya öğretiyi ele alıyor. Bu kitabında da Tibet Budizmini işlemiş. Keyifle bir çırpıda okudum. Fakat doğruyu söylemek gerekirse okuduğum en iyi kitabı mıydı? Hayır. Akıcı sade bir anlatım ama fazla yüzeysel kaldı sanki. Kısacık bir kitaptan yoğun bir anlatım beklentim yoktu gerçi ama diğer kitaplarını daha önce okuyup daha çok beğenince beklentim bir tık daha yükselmişti. Ama yine de sevdim. Yazarın bu serisindeki diğer kitapları da okumaya devam edeceğim. Keyifli okumalar dilerim.
MilarepaEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 2026361 okunma
Neden ?
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 168. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:36
Mutlu yaşamın sırrı = İnaç İnaç = Umut Umut = Mutluluk Spiral bir döngü ve "O yaratandır , O yaşatandır" Ve bazen aklına şu soru gelir Ben neyim? ve tek cevap "Ölümlü olanın bir parçası " Hazreti Muhammed Lev Tolstoy
1000Kitap
Hazreti MuhammedLev Tolstoy · Çalıkuşu Yayınları · 20225,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·80 syf.··
2026 71. kitabı
Dörünmez döngü serisinde şimdiye kadar okuduğum en güzel öykü Mösyö İbrahim ile Kur’anın çiçeklerinden sonra bu öykü oldu. Beni çok etkiledi ve su gibi aktı öykü. Seriyi mutlaka tamamlayacağım gibi görünüyor :))
Madam Pylinska ve Chopin’in SırrıEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 2025547 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2026 16. kitabı
Kör Baykuş’un kapağını nihayet kapattığımda zihnimde uyanan ilk his, bir kitaptan ziyade ağır bir kâbusun içinden uyandığım hissi oldu. Sadık Hidayet bize nesnel, dışsal bir dünya sunmuyor; onun yerine bir insanın kendi zihninin kuytularında kayboluşunu, o sancılı bilincin kendi kendini bir cüzzam gibi yiyip bitirişini satır satır yaşatıyor. Kitap boyunca kendime sorduğum o can alıcı sorunun izini sürerek bu incelemeyi kalabalık eleştirilerden uzak, tamamen bir okur gözüyle kağıda dökmek istedim: Hepimiz günün birinde, içimizde kaçtığımız o kambur ihtiyara dönüşür müyüz? ​Roman, doğrusal bir zaman ve mekan algısını tamamen yıkarak bizi afyon dumanının, sanrıların ve tekinsiz sembollerin hüküm sürdüğü bir ilk yarıyla karşılıyor. Kalemdanlar üzerine hep aynı resmi çizen o yalnız, hayata yabancılaşmış ressamın dünyası, aslında hepimizin içindeki o saf, idealist ve dünyaya estetik bir iz bırakmak isteyen naif tarafı temsil ediyor. Resimdeki o esrarengiz kadına duyulan kutsal ama yıkıcı saplantı, ulaşılamayan o "saf güzellik" idealiyle ilk hırpalandığımız an. Fakat yazar daha ilk 50 sayfada bizi o ağır şokla baş başa bırakıyor: Esrarengiz kadının ölümü, cesedin parçalanması ve eve dönüldüğünde aynada beliren o nefretlik "kambur ihtiyar" yüzü. ​İkinci bölümde anlatıcının çocukluğuna, karısı "Lakka" ile olan o sancılı ve nefret dolu evliliğine geçtiğimizde, ilk yarıdaki sanrıların hayattaki karşılıklarını bulmaya başlıyoruz. Buradaki aldatılma hikayesi, bana kalırsa dış dünyada gerçekten yaşanmış bir ihanetten çok daha derin bir anlam taşıyor. Karısının onu reddetmesi ve aşağılaması karşısında anlatıcının yaşadığı cinsel ve ruhsal iktidarsızlık, onu ağır bir deliliğe sürüklüyor. Karısını bir fahişe olarak damgalaması ve etraftaki tüm kaba, hoyrat, parası olan "dünya
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
8/10
·368 syf.··
2026 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 00:00
Hayat bazen tek bir kararla ikiye bölünür; tıpkı bir bıçağın iki yüzü gibi: Bir tarafı koruyan, diğer tarafı yaralayan. Marcus, bu eserinde insanın en karanlık köşelerine ışık tutuyor. 'Doğru' nedir ve biz bu doğruyu ne kadar süreliğine kendimizden saklayabiliriz? Kitabı okurken karakterlerin içine düştüğü o kaçınılmaz döngü, okuyucuyu sadece bir izleyici olmaktan çıkarıp bir sorgulayıcıya dönüştürüyor. Yazarın dili o kadar yalın ama bir o kadar da ağır ki, sayfalar ilerledikçe kendi vicdanınızla da yüzleşiyorsunuz. Eğer 'siyah' ile 'beyaz' arasında sıkışıp kalmış bir hikaye arıyorsanız, bu kitap tam anlamıyla bir hesaplaşma.
Bıçağın İki YüzüMarcus Sakey · Koridor Yayıncılık · 201749 okunma
Spoiler var
2/10
·448 syf.··
2026 14. kitabı
ikinci kitaba başlarken artık bazı sırların açığa çıkacağını, karakterlerin oturup gerçekten konuşacağını ve yaşananların daha mantıklı bir zemine oturacağını düşünmüştüm. Ancak kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey bunun tam tersi oldu. İlk kitapta beni rahatsız eden birçok unsur devam ettiği gibi bazı noktalarda daha da büyümüştü. Korkunç! Kitap boyunca Mahinev, Ali Asaf'ın onu aldattığını düşünüyor. Açıkçası okur olarak bizim düşünmemiz gereken şey de bu. Çünkü kitap sürekli olarak bizi bu sonuca yönlendiriyor. Ortada Lina var, ortada başka bir kadın var, ortada yıllarca süren sessizlik var ve ortada cevaplanmayan onlarca soru var. Fakat bütün bunların içinde beni en çok rahatsız eden şey Ali Asaf'ın gerçeği biliyor olmasına rağmen hiçbir açıklama yapmaması oldu. Mahinev soru soruyor. Ali Asaf susuyor. Mahinev cevap bekliyor. Ali Asaf yine susuyor. Mahinev acı çekiyor. Ali Asaf hâlâ susuyor. Bu döngü yüzlerce sayfa boyunca tekrar ediyor. Bakın şaka değil yüzlerce sayfa sürüyo. Bir noktadan sonra bu durum gizem yaratmıyor. Sadece hikâyeyi uzatıyor. Karakterlerin yaşadığı sorunları değil, yazarın hikâyeyi uzatmak için karakterleri konuşturmadığını hissetmeye başladım. İlk kitapta da bu vardı ama ikinci kitapta çok daha yorucu bir hâl almış. Nefes aldırmadı.. Lina karakteriyle ilgili de karışık hisler içerisindeyim. Hikâyeye girişini etkileyici buldum. Annesini kaybetmek üzere olan küçük bir çocuğun hikâyesi doğal olarak insanı etkiliyor. Ancak Mahinev'e bağlanma süreci bana fazla hızlı geldi. Evet, travma yaşayan çocuklar hızlı bağ kurabilir ama burada yaşanan bağın yoğunluğu bana yine de yapay hissettirdi. Sanki duygusal etkiyi artırmak için bazı gelişim aşamaları atlanmış gibiydi. Kitabın sonlarına doğru mektuplarla birlikte öğreniyoruz ki aslında Ali Asaf
Mahi 2Tuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2025185 okunma