Batılı tarihçilere göre, eski Yunanlılar, Milâddan Evvel 16’ıncı asırdan itibaren, Karadeniz’in kuzeyinden bir yerlerden yola çıkıp, Balkanlar üzerinden Yunan yarımadası ile Batı Anadolu kıyılarına gelip yerleşmiş bir kavimdir. Bir bütün olarak değil, beş boy hâlinde ve dalga dalga gelmişlerdir. Geldiklerinde, hiçbir medeniyet ölçüsüne sahib olmayan, vahşî, yıkıcı, kıyıcı bir sürüdürler; önlerine gelen her şeyi yağmalar, yakıp yıkarlar… Kendilerine “Elenler” diyen bu boylardan, ilk önce "İyonlar" gelir; bir kısmı Yunan yarımadasına, daha büyük kısmı Batı Anadolu kıyılarına yerleşir. Sonra "Akalar" veya "Ahalar" gelir, Yunanistan’da ehlîleşip, ilk Yunan medeniyetinin temellerini atarlar. En sonunda hepsinin en vahşî tabiatlısı olan "Dorlar" sökün eder, hepsini yerlerinden sürüp, hepsini birbirine karıştırırlar. Bu karışımdan eski Yunan medeniyeti doğar!
Aslında bu karışımdan doğmaz. Yunanlılar gelmeden yaklaşık bin sene önce, Girit’te önemli bir medeniyet bulunur. “Minos medeniyeti” dedikleri bu medeniyet, büyük Mısır medeniyetinden etkilenmekte ve Yunan yarımadası ile Anadolu kıyılarını etkilemektedir. Yunanlılar’ın gelmeye başladıkları çağda, Yunan yarımadasında “Miken” adı verilen medeniyetle, Anadolu’nun ortasında “Hitit” denilen medeniyet vardır. Yunanlılar bu medeniyetlerin hiçbirini tanımadılarsa da, ilk medeniyet bilgilerini onların mirasından almışlardır. Yunan alfabesi, Ortadoğu’dan çıkma bir kavim olan Finikeliler’den muktebestir. Hititler’i yıkan Frigler’i, onların akrabaları Traklar’ı, ilk parayı basan Lidyalılar’ı ve Anadolu ile Yunanistan’da kimi gördülerse hepsini süratle Yunanlılaştıran Yunanlılar, hem biyolojik olarak onlarla karışmış, hem de bütün bildiklerini onlardan öğrenmişlerdir.
__Evet, Batılı tarihçiler böyle düşünür ve ilk Yunan