"Bazen ihtiyacımız olan, çözüm değil, hatırlamaktır..."
Dün, uzun bir aradan sonra defterime yazarken sonlara doğru kendimi ağlar buldum: 6 sayfa yazdığımı fark etmemiştim ama elimde benle yorulmuştu. (: Ya hep ya hiç kişilikle denge için çabalarken "... Evet, geçmişte ya da dünde veya birkaç saat öncede kalan her şeyin olması gerektiği gibi tam ve sağlam bitmesini niyet ediyorum: Olmeden tekrar doğamam. Tekrar doğabilmem için nelerin olmesi gerekiyorsa olsün. Nelerin unutulması gerekiyorsa unutulsun, neler yarımsa tamamlansın, nelerden kurtulmam gerekiyorsa kurtulayım, neleri/ neyi atmam gerekiyorsa atayım , ne birikmişse su gibi akıp gitsin. Gitsin ki ben biraz ben olabileyim..." böyle yazarken bir de iyi geliyor diye su sesi açmıştım. Suyun içimi yıkayıp arındırdığını hissettim ve bazen "Daha sonra." deyip biriktirdiğimiz o duygular da iki çeşme olarak boşaldı. O kadar sakin ve kolaydı ki sanki ağlamak yerine gülümsüyordum. Tuhaftı ama güzeldi. Bir de tam kendimi salıp sel akıntısı sağlayacakken ablamın gelmesiyle dinmişti. O an içimden sövmemek için kendimi tutsam da homurdanmamı tutmak istemedim. Bir kelime resmen ağlama tuşum haline gelmiş ve basmıştı. Böyle bir şey beklemediğim için hala garipsiyorum ama ağlamayı sevdiğim için lafı olmazdı. Bir şeyler için düşünüp çıkmazda hissederken başka uygulamadan çıkmak üzereyken önüme dua düştü. Samimi ve doğallıkla edilmiş olanlar ilgimi çektiği için merak ettim. Başkası vesilesiyle bana, ben vesilesiyle de size gitsin. 🌻 Uzun diye biraz kırpıyorum "... Allahım konuşamadığı her şeyi dua kabul et. İçinde sessizce yaşadığı yükleri hafiflet. Geceleri kaygılarıyla değil, rahmetinle uyusun. Kendi bile meye ihtiyacı olduğunu unutmuşsa Sen bil, Sen tamamla. Ve dedim ki: Çıktığı yollarda güzel insanlarla karşılaştır onu. Kalbini incitenlerden uzak tut. Dünyası daraldığında ona
Alıntı
Fussilet suresi
Bana Ne Diyor? Acemi doktor gibi davranma! "Hepsi hasta" deyip de bütün hastalara aynı ilacı yazma. Önce muayene et, sonra teşhis koy, sonra da tedavi et. İnsanları tanımadan, niyetlerini bilmeden, hepsine aynı gözle bakma. Tebliğ, tanımakla başlar; tanımadan hüküm vermek, davetin ruhunu zedeler. Peki, bu yöntemi yaşadığın asra taşırsam ne olur? Cevabı Fussilet Sûresi'nin 34. âyetinde bulabilirsin: "İyilikle kötülük (dost ile düşman) bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel bir şekilde sav; işte o zaman seninle arasında (kin ve) düşmanlık bulunan kişinin sanki birdenbire sımsıcak bir dosta dönüştüğünü görürsün." Yani önce tanı, sonra yaklaş. Ön yargıyla değil, ön bilgiden sonra gelen hikmetle hareket et. Çünkü davet, düşmanı dost yapma sanatıdır. Kur'ân Bana Ne Diyor?Kur'ân Bana Ne Diyor?
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
'Dost edinmeye bak, düşmanı anan bile doğurur' demiş şair
Zira dost acı söyleyen deği, acıyı tatlı söyleyendir .
Eğlenceli kızın eğlence seven arkadaşları olur. Eğlence aramıyorum ya dost arıyorum :-)
Gerçek dost; zor zamanında çağırmadan gelen, seni değiştirmeye çalışmadan kabul eden, hoşuna gidecek olanı değil, senin için doğru olanı söyleyendir.Senin mutluluğunu kendi mutluluğu sayandır. 'Önce ben' değil, gerektiğinde 'önce sen' diyebilmeyi bilendir.