Puan vermedi·272 syf.··
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 11:20
Aslında hepimizin zaman zaman sığ sulara düşen öz değerimizi yeniden keşfetmemiz için yazılmış oldukça samimi ve derinlikli bir rehber niteliğinde. Yazar, öz saygıyı sadece havalı bir kavram olarak değil, mutluluğun ve sağlıklı ilişkilerin temelindeki görünmez çapa olarak tanımlıyor. Kitap, günümüzde pek çoğumuzun yaşadığı o yetersizlik hissinin, aslında kendimize nasıl davrandığımızla doğrudan ilişkili olduğunu çok naif bir dille anlatıyor. İlişkilerimizde neden sınırlarımızı koruyamadığımızdan, başkalarının onayına neden bu kadar ihtiyaç duyduğumuza kadar pek çok içsel düğümü bir bir çözmeye çalışıyor. En önemlisi de, öz saygının sabit bir kader değil, üzerine çalışıldıkça güçlenen, tıpkı bir kas gibi zamanla geliştirilebilecek bir yetenek olduğunu bizlere hatırlatıyor. Kendi değerini dışarıdaki başarılarda değil, kendi içindeki şefkatte bulmayı öğrenmek isteyenler için adeta bir yol haritası çiziyor; hatalarımızla, eksiklerimizle ve tüm insan halimizle kendimizi kucaklamamızın ne kadar iyileştirici olduğunu vurguluyor. Öncelikle, eğer hayatın akışında kendini sürekli başkalarıyla kıyaslarken buluyorsan, hayır demen gereken yerde “evet” diyerek kendi sınırlarını ihlal ediyorsan veya aynaya baktığında kendine karşı oldukça acımasız bir yargıçtan farkın kalmadığını hissediyorsan, bu kitap sana çok iyi gelecek. Hayatındaki o içsel huzursuzluğu dindirmek, toksik ilişkilerin yarattığı yorgunluğu atmak ve en önemlisi kendi hayatının başrolünde başkalarının alkışına ihtiyaç duymadan da mutlu olabilmeyi öğrenmek istiyorsan senin için harika bir dönüm noktası olabilir. Kendine daha şefkatli bir gözle bakmak, duygusal olarak daha dirençli olmak ve hayatındaki tüm ilişkileri çok daha sağlıklı olacaktır. Sadece teorik bilgilerden oluşan sıkıcı bir kişisel gelişim kitabı değil;
Öz Saygı DersleriYoon Hong Gyun · Timaş Yayınları · 202660 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2026 118. kitabı
️ Bazı hikâyeler yalnızca bir olay örgüsü anlatmaz okuru sırların, hesaplaşmaların ve güç mücadelelerinin tam ortasına bırakır. Altair Payan da tam olarak bunu yapan, temposunu son sayfasına kadar koruyan bir roman. ️ Maskelerin düştüğü, gizlenen gerçeklerin birer birer ortaya çıktığı bu hikâyede asırlardır saklanan sırlar, geleceğin anahtarı olarak görülen Nfortiorium ve bir milletin kaderini değiştirebilecek olaylar iç içe geçiyor. Kahramanlarla hainlerin yolları kesişirken, verilen her kararın ve edilen her yeminin büyük sonuçlar doğurduğu bir atmosfer okuyucuyu karşılıyor. ️ Hasan Balaban, olay örgüsünü yalnızca gizem unsurları üzerine kurmakla kalmıyor merak duygusunu sürekli canlı tutarak hikâyenin katmanlarını adım adım açıyor. Roman boyunca kimin dost, kimin düşman olduğu sorusu zihinlerde yerini korurken, güç dengelerinin değişmesiyle birlikte gerilim de giderek yükseliyor. ️ Sırlar, sadakat, ihanet, mücadele ve kader kavramlarını merkezine alan Altair Payan, özellikle gizem ve aksiyon unsurlarının iç içe geçtiği hikâyelerden hoşlanan okurların ilgisini çekebilecek bir eser. Her yeni gelişmeyle birlikte hikâyenin biraz daha derinleştiği, okuru sürekli bir sonraki sayfaya yönlendiren akıcı bir anlatı sunuyor. ️ Eğer sırların gölgesinde ilerleyen, güç mücadelelerinin yön verdiği ve son ana kadar merak duygusunu koruyan romanları seviyorsanız, Altair Payan keşfedilmeyi bekleyen dikkat çekici eserlerden biri olabilir. "Bilge Kağan ne demişti? 'Üste mavi gök çökmedikçe altta yağız yer delinmedikçe ey Türk milleti, senin ilini ve töreni kim bozabilir?'"
Altair - PâyânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20262 okunma
Reklam
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 99. kitabı
Bugün kendimi aşıp 3. Kitabı bitiriyorum ama durun önce bu kitabı övmeliyim. Bu neydi ya?!!? Bakın Lana Myers tek Logan’ı değil beni bile etkiliyor öyle güçlü bir kadın ki. Bu seriyi sevmemin sebebi her şeyin bir dizi gibi akıyor oluşu. Ne aşk ne gerilim hepsi dengeli bir şekilde işleniyor. En son kitapta Öcü Lana’yı avlamak için evine gitmişti. Ama ne demişler ava giden avlanır. Tek sorun dolapta ajan Hayley’in da mahsur kalması. Lana farkında olmadan kimliğini açık eder ve işler ilginçleşmeye başlar. Basın ona artık Kızıl Katil adını takmıştır. Ve Lana Logan’la hayalindeki mutlu sonu istiyorsa elini hızlı tutmalıdır. SPOILER?!? Hayley’ın Lana’yı ispiyonlamak yerine arka çıkması… Aynı acıyı yaşayanların dost olması. Ah ah ikisi de kötü şeylere maruz kalmış güçlü kadınlar. Jack ve Lana’nın planları gerçekten enfes. Kasabayı kızıllar altında bırakmak mı??? Herkesin akıl sağlığıyla oynadılar. Diana ne anlatacak acaba çok merak ediyorum. Ve birisi Logan kazık atacak Lana’ya demişti. Kitabın sonunda Logan’ın ahlaki pusulası mı değişecek yoksa Lana Myars bir mit olarak ölecek mi çok merak ediyorum…
Mindf*ck 3: Kızıl MelekS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202614 okunma
8/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Klassik Türk ədəbiyyatında iz qoymuş realist yazar Orxan Kamalın Yad Qızı romanını oxuyub bitirdim. Əsər Nazan adlı sadəlövh bir gənc xanımın acınacaqlı həyat hekayəsindən bəhs olunur. Yazar öz əsərində reallığın ən acı yönlərini, həyatın zəif xislətlilərə qarşı tətbiq etdiyi əzici gücü və mühitin onlar üzərindəki böyük təsirini olduqca aydın şəkildə nümunələndirir. Müəllif öz əsərində vurğulamağa çalışır ki, insan hər cür çətinliklərə və hər növ mühitə düşə bilər, ancaq yaşananların və ətraf-mühitin onun üzərindəki təsirində isə, həmin insanın öz xarakteri böyük rol oynayır. İnsan, ona yönələn zərbələr qarşısında zəiflik göstərdikcə, hər keçən gün bu zərbələrin həcmi də böyümüş olur. Odur ki həyat, qaynanası Həcər tərəfindən ailəsi dağıdılan fağır Nazanı, ağlına belə gətirmədiyi saysız çirkinliklərin içərisinə yuvarlayır. Halbuki Nazan, güclü bir iradə sərgiləyərək həyatını tamam fərqli bir yöndə də inşa edə bilərdi.((( Nazan xarakteri məni həm üzdü həm çox əsəbləşdirdi. Bir qadın necə key, sadəlöv olar.? öz həyatında heç bir söz haqqı olmayan qadının başına gələn hər şey öz sakitliyi və hər şeyə "hə" deməsinə görə olur. Bir növ qarşısına qoyulan hər şeylə razılaşan Nazan ona biçilən həyatı yaşayır.Taleyi ilə barışır və bütün olanlara alın yazısı kimi baxır. SPOİLER: Nazan təhsilsiz, evinə, yoldaşına, oğluna və ən əsası zamanın qayda-qanunlarına, ədalətsiz cəmiyyətin qanunlarına tabe bir insandır. Vəkil yoldaşı Məzhəri çox sevsə də, qayınanasının qorxusu ucbatından sevgisini göstərməkdən çəkinir. Gün ərzində yalnız qulluqçu kimi ev işlərini Nazan zamanla ərinin özündən uzaqlaşmasına səbəb olur. Məzhər, yoldaşının bu halını görür və klub qadını olan Jaləyə könül verir. Jalə yüngül əxlaqlı qadın olsa da, Nazanın halına acıyır və onun evdən qovulmasına səbəb olan
Yad QızıOrhan Kemal · Qanun Nəşriyyatı · 200915,1bin okunma
9/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:35
Oğuz Atay’ı anlamak; biraz yaşanmışlık, biraz görmüş geçirmişlik ister. herkes hayal kırıklığı yaşar, dost kazığı yer, sever, ayrılır, ailesiyle çatışır. Fakat Oğuz Atay’ın kahramanları bu olayların kendisinden çok, onların insanın içinde bıraktığı izlerle uğraşırlar. Çünkü Atay’ın kahramanları olayları değil, olayların ruhlarında açtığı yaraları anlatırlar. Bu yüzden genç yaşta okunur, beğenilir; ama yıllar sonra yeniden okununca bambaşka anlaşılır. Her hayat tecrübesi, Oğuz Atay’ın satırlarında yeni bir kapı açar. Kitaba başlayınca İlk başta metin direnç gösterir; cümleler uzar, düşünceler dağılır, karakterler alışılmış kahramanlara benzemez. Fakat bir noktadan sonra okur, hikâyeyi anlamaya çalışmaktan vazgeçip o dünyanın içinde yaşamaya başlar. İşte o zaman Oğuz Atay’ın dili ve karakterleri insana başka türlü dokunur.
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
İnsan Ruhunun Karanlığı ve Çelişkileri Üzerine
8/10
·222 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 00:00
Sabahattin Ali’nin bu kitabını okurken gerçekten çok büyük bir keyif aldım. İçinde hem birbirinden vurucu öyküler hem de sarsıcı bir tiyatro oyunu barındırması, metinler arasında gezinirken bambaşka duygulara geçiş yapmamı sağladı. Kitaba adını veren “Kağnı” başlığı altındaki ilk öykülerde okuma tempomun ister istemez yavaşladığını fark ettim; sanki yazarın dili burada çok daha ağır, çok daha sindirilerek okunmayı talep ediyordu bizden. Ama buna rağmen o boğucu, o sert genel atmosfer beni daha ilk sayfalardan tamamen içine çekmeyi başardı. Kitapta beni en çok etkileyen, tabiri caizse can evimden vuran kısım ise hiç şüphesiz “Esirler” oyunu oldu. Orada kurulan o devasa dramatik yapı ve karakterlerin o kor gibi yanan iç dünyası beni diğer öykülere kıyasla çok daha derinden, çok daha başka bir yerden yakaladı. KAĞNI Bu öykü, bir köyde güpegündüz cinayete kurban giden bir delikanlının ardından, yaşlı annesinin yaşadığı o kapkara ve katmanlı trajediyi acayip sarsıcı bir biçimde önümüze koyuyor. O yaşlı kadının, biricik oğlunun ölümünü bile birilerine dile getirmekten, hakkını aramaktan korkup çekinmesi; o adalet arayışının, kırsal yaşamın o vahşi gerçekleriyle ve bitmek bilmeyen geçim kaygısıyla anında bastırılması, aslında yalnızca bireysel bir anne acısını anlatmıyor bize. Dönemin o çürümüş sosyo-psikolojik atmosferini de tamamen görünür kılıyor. Devlet mekanizmasının o insanı tüketen yavaşlığı ve köy hayatının bu sistemden ne kadar kopuk olduğu, kadının iç dünyasında bir süre sonra buz gibi bir çaresizlik ve amansız bir kabulleniş duygusu yaratıyor; sanki o yoksulluğun içinde adalet aramak bile kadın için ulaşılmaz bir lüks haline geliyor. Ancak öykünün asıl çarpıcı, insanın boğazını düğümleyen yanı o finaldeki kırılma anında saklı. Köyden birinin ihbarı üzerine
Edebiyat
Kağnı - Ses - EsirlerSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20197,8bin okunma
Reklam
Reklam