Babam Muaviye’ye aşırı muhalefet edilmesine de karşıydı. Bazı küçük dost sohbetlerinde bu meseleyi konuşur, Muaviye’bin de haklı olabileceğini, sahabi olduğunu unutmamak gerektiğini söylerdi..
Beni kötü, kayıp bir adam sanmayın, sakın. Zaman gelecek, evleneceğim. Bir sözle bütün insanlar gibi evim, ailem olacak. Arkadaş, dost da bulunacak elbet. Yalnız bir şeyim olmayacak, ebediyen kaybettiğimi geri çeviremeyeceğim bir daha. Son günlerime, nefesimin son dakikalarına kadar Aysel'i, aramızda olan bütün güzel hatıraları unutamayacağım.
"Gılgamış, Uruk kentinin zorba kralıdır. Tanrı Anu, halkın şikayeti üzerine, Enkidu adında bir vahşi yaratıkla Gılgamış'ı cezalandırmak ister. Ama Gılgamış, Enkidu'yla uzlaşıp dost olur. Gılgamış ve Enkidu, tanrı Enlil'in kutsal Sedir Ormam'na korucu yaptığı korkunç dev Humbaba'yı öldürürler. Bunun için kahraman olan Gılgamış'la Tanrıca İştar, evlenmek ister. Reddedilince kızar. Tanrı Anu'nun yarattığı kutsal boğasım öldürmesi için Gılgamış'ın üstüne salar. Ama Enkidu, boğayı da öldürür. Enkidu'nun bir özeliği de geleceği bilen rüyalar görmesidir. Humbaba'nın ve boğanın öldürülmesine kızan tanrılar Gılgamış ve Enkidu'ya ölüm cezası verirler. Enkidu hastalanıp ölerek yeraltına göçer. Gılgamış dostunun ölümüne çok üzülür. Ayrıca kendisinin öleceğinden korktuğu için ölümsüzlüğün sırrını araştırır. Tufandan kurtularak ölümsüzleşen Utnapiştim'i bulmak için binbir maceradan sonra yaşadığı Mutlular Adası'na gider ve ondan akıl alır. Utnapiştim, Gılgamış'a ölümsüzlük bitkisini bulmasını öğüt verir. Gılgamış ölümsüzlük bitkisini bulur. Ama yılana kaptırıp ülkesine geri döner. Ölen Enkidu'nun ruhu yeraltı tanrısı Nergal'in özel izniyle yeryüzüne çıkar. Yeraltındaki ölüler dünyasını kötü koşullarını anlatır. Gılgamış eninde sonunda bilgeliğ önemini ve değerini idrak eder."