“fena sayılmaz halim
bir parça ekmeğim var,
biraz aklım ve iğne ucu kadar zevkim
bir annem var
ağaçların yaprağından daha güzel
akan sudan güzel dostlarım..”
Biliyorsunuz, iki yıldır burada yoktum, dün döndüm Kuzey kutbundan. Sizler öyle istemiş, öyle uygun bulmuştunuz, öyle oldu.. iki yıllık bir iş. Kısacası iki yıldır dünyanın damındaydım, bacanızı temizledim. Özene bezene de yaptım, tütmez artık. Ama diyeceğim o değil: Orada tam iki yıl penguenlerden başka canlı görmedim. Onlar da yalnız beni görüyorlardı. Durumu anladınız elbette: Bu iki yıl içinde ne bana nasılsın diyen oldu, ne de ben bir kerecik olsun nasılsın diye sorabildim. Tabii iyiyim de demedim. Penguenler dostluk nedir bilmiyorlardı.. bu yüzden tam iki yıl süresince dünyada değilmişim gibi geldi bana.Ve işte o zaman anladım ki, dostluk yok mu, dünya da yoktur: Hoş bulduk dostlarım.. dünyayı buldum: Çünkü sizi buldum. Bakın, az kalsın unutuyordum: Nasılsınız? Ama sizden atik davrandım gene de, önce ben sordum. Ben mi? Ben iyiyim elbette.. sizi gördüm daha iyi oldum. Ohooo.. demek beni dinleyecek vaktiniz de var? Anlatayım öyleyse.. hem de seve seve. Dedim ya, daha dün geldim Kuzey Kutbundan. Tam iki yıl oldu, iki çift laf etmeyeli; konuşmak için can atıyorum. Sonra anlatacak şeylerim de var.. öyle şeyler ki.
Fakat, dostlarım, ölüm yine de gelmesin;
Yaşamak istiyorum, düşünmek ve acı çekmek için;
Ve biliyorum, tadılacak zevkler var daha
Acıların, telaşların, kaygıların arasında