Suç ve Cezaya başlamadan önce aşırı sıkılacağımı düşündüğüm, belki bitiremem ve sesli kitaba dönerim diye ön yargılı olduğum bir kitaptı. Ancak kitap beklediğimin çok üstünde, asla sıkmayan, okudukça okutan, merak ettiren, devamlı olarak Raskolnikov'la birlikte bir şeyler yapmaya başladığınızı hissettiğiniz bir kitap. Belki bazı okurlar için zihninden geçenleri okumak çok sıkıcı gelebilir, belki de bu yüzden daralıyor bile olabilirler ama bana hiç öyle hissettirmedi. Bence siz yeni okurlar için de öyle olmayacak, benim gibi ön yargılı başlamayın. Kitapta genel hatlarıyla şu tartışmayı okuyacaksınız: Birini öldürmek hukuken suç ise Napolyon veya Sezar'ın yaptığı savaşlardaki ölen insanlara rağmen neden kahraman olarak ilan edildi ve üstün insanlar eğer kötü birini öldürdüğünde gerçekten suç mu işlemiş olur yoksa kahramanlık mı diye devamlı olarak kendi içinizde tartışacağınız bir kitap olacak. Daha fazla uzatmak istemiyorum, siz yeni okurların bir an önce başlayıp konu hakkında geri dönütlerinizi merak ediyorum. Şimdiden keyifli okumalar.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Bu kitabı her bitirdiğimde içimde entelektüel bir hayranlıktan ziyade, insan olmanın getirdiği o çiğ ve marazi taraflarla yüzleşmenin verdiği sarsıcı bir huzursuzluk kalıyor. Dostoyevski, Yeraltı Adamı karakteriyle edebiyat tarihinin en kusursuz anti-kahramanını yaratırken bize bir canavarı değil; gururu, kibri ve ezikliği arasında sıkışıp felç olmuş modern bir bilinci sunuyor. Bu karakter, etrafındaki her şeye ve herkese tepeden bakan o entelektüel kibrinin altında, aslında korkunç bir onaylanma ve fark edilme arzusuyla yanıp tutuşan bir zavallı.
Karakterin o hastalıklı yapısını en net gördüğüm yer, caddede kendisini görmezden gelen subayla olan o takıntılı savaşıdır. Subay onu bir insan olarak bile görmezken, Yeraltı Adamı aylarca onunla kaldırımda çarpışabilmek için kıyafet borcuna giriyor, planlar yapıyor. Çünkü onun dünyasında fark edilmemek, nefret edilmekten çok daha ağır bir işkence. Okul arkadaşlarıyla yediği o rezil yemekte de aynı karakter defosu patlak veriyor. Onları küçümsüyor, onlardan iğreniyor ama aynı zamanda kendisini aralarına almaları, ona saygı duymaları için masada adeta kendi kendini paralıyor. Karakterin tüm varoluşu bu iki uç arasında gidip geliyor: Deha olduğunu sanan bir kibir ve hiç olduğunu fısıldayan bir aşağılık kompleksi.
Ancak Dostoyevski’nin bu karakter çözümlemesinde zirveye ulaştığı yer kesinlikle Liza ile olan ilişkisidir. Liza, o çamurlu ve karanlık dünyanın içinde bozulmamış, temiz kalabilmiş tek ruh. Yeraltı Adamı, kendi ezikliğini ve hayattaki güçsüzlüğünü kapatmak için eline geçen ilk fırsatta bu savunmasız kadına saldırıyor. Ona önce kütüphaneler dolusu ahlak nutukları çekip onu kurtaracak bir kahraman gibi davranıyor. Ama ne zaman ki Liza onun o sefil, aciz bodrum katına gelip onun bu zavallılığını çıplak gözle görüyor;
Fyodor Dostoyevski, *Ezilenler* adlı bu sarsıcı erken dönem romanında, St. Petersburg'un arka sokaklarındaki yoksulluğu, toplumsal sınıflar arasındaki uçurumu ve gururları yüzünden trajik kaderlere sürüklenen insanların iç dünyasını konu alır. Yazar; fedakarlık, aşk, ihanet ve bağışlama temalarını derin bir psikolojik tahlille işleyerek insan ruhunun en karanlık ve en yüce köşelerini masaya yatırır.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Bu kitabı okuyunca tuhaf duygulara giriyor insan. Bazen kaygılı, bazen haşin, bazen mutsuz, bazen komik, bazen uğursuz şeyler oluyor. Ama neticede Suçun ve cezanın öyküsü olduğunu anlıyorsunuz. Yalnızca karakterin suçun teorisini eyleme dökme "gereği" duyması problemli bir durum. Fakat Dostoyevski bu durumu bir hikaye ile temellendirerek gayet iyi açıklıyor. Kelimelerimi dikkatle seçiyorum ki okuyunca heyecanı kaçmasın. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Başı ile sonu tamamen alakasız ama karakterin neye dönüştüğünü görmek için okuyorsunuz sürekli...
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Tatsız Bir Olay, iyi niyetli olduğunu sanan bir generalin, kendi egosunun kurbanı olarak küçük bir düğünü nasıl mahvettiğini anlatan, mizahi ama aynı zamanda düşündürücü bir Dostoyevski öyküsüdür.
Kitabı məncə oxuyan oxuyub çox psixoloji yada fəlsəfi background izah edəcək biliyə sahib olmasamda bitirəndən sonra yazdığım yazılar mənə özümü bir müddət özümü yazıçı kimi hiss etirməyə bəs etmişdi
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma