Şeker Portakalı
Puan vermedi·184 syf.··
2026 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:23
Şeker Portakalı'nı okurken Zezé'ye sadece bir çocuk olarak bakamadım. Bazen kendimi onun yerinde hissettim. İnsanların bir çocuğun yaşadığı acıları ve yalnızlığı ne kadar kolay görmezden gelebildiğini fark ettim. Kitap bana çocukların sandığımızdan çok daha derin duygular yaşayabildiğini hatırlattı. Bazı bölümlerde gülümsedim, bazı bölümlerde ise boğazım düğümlendi. Bitirdiğimde geriye hüzünlü ama unutulmayacak bir hikâye kaldı.Bir nevi içim buruk ayrıldım senden Sevgili Zezé biricik dostum
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,4bin okunma
Çok denedim, çok uğraştım ve sonra dedim ki hayat güzel
Direnişin melankolisinden açıkçası çok ümitliydim. Çok güzel başladı. Trende olsun, sokaklarda olsun gerginlik beni içine çekti. Ama bir süre sonra yazarın o noktalamamız, paragrafsız, bölümsüz, sadece kelime ve sıfat bombardımanından oluşan üslubu beni aşırı derecede yordu. Yine de didine didine 150. sayfaya geldim ve bir aydınlanma yaşadım. Belki de hayat bir kitap için bu kadar çabalamaya gerek olmayacak kadar kısadır. Yani kısacası dostum, eğer bu yorumu okuyorsan ve benimle aynı duyguları yaşıyorsan, sana kocaman sarılıyorum. Yeni kitaplarda görüşmek üzere
Direnişin MelankolisiLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 2023172 okunma
Reklam
Belgelerle Doğu Türkistan Gerçeği
10/10
·216 syf.·
2025 11. kitabı
Aziz dostum Ozan Pekgöz’ün kaleme aldığı Doğu Türkistan'da Türk Soykırımı başlıklı çalışma, modern dünyanın gözleri önünde yaşanan, ancak ne yazık ki ülkemizde bile derin bir sessizlikle geçiştirilmeye çalışılan büyük bir insanlık trajedisini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana karşılaşılan en büyük sistematik yok etme tertiplerinden biri olan bu soykırım, eserde yalnızca duygusal bir feryat olarak değil; tarihsel, belgesel ve son derece bilimsel bir yaklaşımla masaya yatırılıyor. Kitap, Çin devletinin toplama kamplarında yürüttüğü asimilasyon politikalarını, paramparça edilen aileleri, açlık ve soğukla sınanan ve nihayetinde kendi kimliğine düşman birer ÇKP fedaisi olarak yetiştirilmek istenen çocukların dramını sarsıcı bir dille aktarıyor. Kamplardan yükselen "ya ölünüz çıkar ya da ruhunuz" çığlığını sayfalarına taşıyan bu eser, okuyucunun yüzünü güldürmeyi vadetmiyor; aksine, insanı sarsıcı bir gerçeklikle baş başa bırakıyor. Ancak bu sarsıntı, bir yılgınlığa değil; Doğu Türkistan’ın haklı davası için bir umut çırpınışına ve uyanışa dönüşmeyi amaçlıyor. Sevgili dostum Ozan, çalışmasında Çin ve Uygurların tarihsel gelişimini titizlikle incelerken, Pekin yönetiminin başta Türkiye olmak üzere Avrupa genelinde kurduğu baskı ve sansür mekanizmalarını da açıkça ifşa ediyor. Doğu Türkistan davasının haklılığını uluslararası ilişkiler zemininde savunan kitap, hem Türkiye siyaseti açısından acilen alınması gereken somut önlemleri hem de atılması gereken stratejik adımları belgelerle ortaya koyuyor. Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin sesine ses olmak, örülen sessizlik duvarını yıkmak ve meseleye dönemin en güncel, en nitelikli kaynaklarından biriyle yaklaşmak isteyen herkesin bu kıymetli eseri mutlaka okumasını tavsiye
1000Kitap
Doğu Türkistan'da Türk SoykırımıOzan Pekgöz · İleri Yayınları · 20244 okunma
Bir kadının ruhu nerede söner, nerede dilsizleşir kadın...
Puan vermedi·75 syf.·
2026 64. kitabı
Her şey, doğduğu o ilk evde, çocukluk ve genç kızlık yıllarında başlar. Daha büyüyemeden "el alem ne der" baskısıyla kuşatılır, hayalleri elinden alınır ve hayatı sadece katlanılması gereken bir "görevler" dizisine dönüştürülür. Bir kadının ruhu; kendi hayatı hakkında tek bir özgür cümle kuramadığı, içinden geldiği gibi "hayır" ya da "evet" diyemediği o ilk gençlik yıllarında, sessizce ve erkenden söndürülür. Bu dilsizlik bizim topraklarımıza da hiç yabancı değil; azaldı ama bitmedi... Kadınlar mutsuzluğa, dayatılan evliliklere, kapalı kapılar ardındaki darbelere, hor görülmeye ve sessizce yok edilmeye çoktan doydu, fazlasıyla doydu. Handke'nin annesi de tam olarak bu doymuşluğun, bu dilsizliğin kurbanlarından biri. Okuduğumuz hikaye onun hikayesi. (-mi sadece?) Genelde kurgu dışı kitapların incelemelerine göz atarım; yazım tekniğiyle alakalı yorumlar var mı diye anahtar sözcükler ararım, fikir versin diye. Okunma istatistiklerine ve inceleme sayılarına ise genelde hep bakarım, "çünkü ben de ekonomistim" :) Okunurluğu 500’ü bile bulmamış bu incecik kitap hakkında, çoğunluğu kadınlardan gelen bayağı bir inceleme kaleme alınmış. Fakat ben asıl özetle, "Okuyucuya hiçbir şey katmayan, zerrece önemsiz bir kitap" yazan bir okurun satırlarını görünce bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı duydum. Hiç mi bir insanın dilsizlikle nasıl kişiliksizleştirildiğini görmedin? Hiç mi o parlatılmış pencerelerin arkasındaki görünmez emeği, o "biçimi kusursuz sefaleti" sezmedin? "Be adam!" diye yükselmedim dersem yalan olur. Ne acı bir duygusuzluk ama... Belli ki ne kadınları, ne taşrayı ne de yazarın o çiğ dürüstlüğünü zerre kadar anlayamamış. Ama gayet göğsünü gere gere yorumunu yapmış. İlginç... Bize hiçbir şey katmadığı iddia edilen bu "önemsiz" kitap; yoksulluğun sadece cüzdanı
Alıntı
Mutsuzluğa DoyumPeter Handke · Ada Yayınları · 1985434 okunma
İnsan olmak
9/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Engin Geçtan’ın zamansız eseri İnsan Olmak, uzun zamandır raflarda gördüğüm ama kapağını açmak için her nedense hep "doğru zamanı" beklediğim bir kitaptı. Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, insan kendi içine bakmaya ne zaman hazır hissederse, doğru zaman zaten tam o anmış. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, içimde uyanan derin bir "yalnız değilmişim" duygusu oldu. Engin Geçtan, bir psikiyatrist olmanın getirdiği o mesafeli, akademik dili tamamen bir kenara bırakmış. Karşısına beni oturtmuş, kahvesini yudumlarken omzuma elini koymuş ve "Bak dostum, yaşadığın o kaygılar, değersizlik hissi, öfke ya da insanlara yaranma çabası var ya... Bunların hepsi senin insan olma yolculuğunun bir parçası" demiş gibi hissettim. Toplumun bize dayattığı "hep güçlü görünme" maskesinin altında nasıl ezildiğimizi, sevilmek uğruna kendimizden nasıl vazgeçtiğimizi o kadar naif anlatmış ki, okurken yer yer kendi sınırlarımla yüzleşip resmen utandım. Bu kitap bana sihirli bir değnek sunmadı ya da "Hadi yarın bambaşka biri ol!" diyerek beni zorlamadı. Aksine; olduğum halimle, kusurlarımla ve kırgınlıklarımla barışmam gerektiğinin şefkatli bir sinyalini verdi. Kendime karşı ne kadar acımasız davrandığımı, başkalarını memnun etmek adına kendi iç sesimi nasıl susturduğumu bu sayfalar sayesinde çok net gördüm. Eğer siz de hayatın koşturmacası içinde bazen yönünüzü kaybetmiş gibi hissediyorsanız, içinizdeki o sessiz huzursuzluğun kaynağını merak ediyorsanız bu kitaba mutlaka bir şans verin derim. Kendinize doğru yürüyeceğiniz o yolda, yanınıza alabileceğiniz en samimi, en şefkatli yoldaşlardan biri kesinlikle bu kitap.
İnsan ve Hayat
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,5bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 4114. kitabı
Konusu itibarıyla ilgimi çeken ve merakla başladığım bir kitaptı. Psikolojik gerilim ve suç unsurlarını barındıran hikâye, başlarda oldukça umut vaat ediyor. Ancak ilerledikçe bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemediğini düşündüm. Kitabın en büyük sorunu benim için kurgudaki bazı mantık boşlukları oldu. Olayların gelişimi zaman zaman fazla kolay ilerliyor ve bazı durumlar yeterince temellendirilmeden karşımıza çıkıyor. Bu da hikâyenin inandırıcılığını zedeliyor. Özellikle gerilim hissinin yükselmesini beklediğim yerlerde, olayların yüzeysel geçilmesi nedeniyle beklediğim etkiyi alamadım. Karakterler de ne yazık ki beni tam olarak içine çekemedi. Daha derin işlenmiş olsalardı, yaşadıkları olaylar çok daha güçlü bir etki bırakabilirdi. Okurken bazı sahneler bana eski Yeşilçam filmlerinin dramatik ve biraz da tesadüflere dayalı atmosferini hatırlattı. Kötü bir kitap olduğunu söyleyemem çünkü temel fikir gerçekten ilgi çekici. Ancak iyi bir fikrin, güçlü bir kurgu ve daha sağlam karakterlerle çok daha etkileyici bir esere dönüşebileceğini düşündüm. Benim için okuması kolay ama beklentimi tam karşılayamayan, “daha iyi olabilirdi” hissi bırakan bir kitap oldu.
Dostum Bir KatilSabit Uzunel · Doksan Dokuz Yayınları · 20257 okunma
Reklam
Reklam