Şairlerin, düşünürlerin halkından bir sigortalılar halkı, memurlar ve parti mensupları halkı, bir acuzeler havalisi, tutkusuz bir dosya ayakçıları manzarası ortaya çıktı. Hayalperestlerin halkından bir acenteler halkı oluştu!
Suskunluk her zaman zayıflık değildir. Bazen insan konuşarak değil, içindeki fırtınayı sakinleştirerek yoluna devam eder. Her hesaplaşmayı yüksek sesle yapılmaz bazı vedalar sessiz tamamlanır.
Ama burada ince çizgi vardır.
Suskunluk, duyguyu sağlıklı bir yere koymaktan geliyorsa bu güçtür. Ama suskunluk sadece kaçınmaz içerdeki dosya kapanmamış demektir.
İşte çıkış yolu bu ayrımı dürüstçe yapmaktan geçer.
İnsan önce kendine şunu soracak:
Gerçekten kabullendiğim için mi sustum… Yoksa yüzleşmekten yorulduğum için mi?
Bu sorunun cevabı, yükün hala omuzunda olup olmadığını gösterir.
Hayat bana şunu öğretti:
İlerlemek isteyen insan, özlemekle geri dönmek arasındaki farkı öğrenmek zorundadır.
"Bu şehir sadece bir gün günahsız durabilir mi?"
Cevabın hayır olduğunu, adli tıp uzmanı olduğu ilk günden beri biliyordu. Her gün bir vaka, her gün kapanmayan bir dosya... Sanki şehir, insanların acılarını ve kanlarını öğüterek beslenen, dişlileri hiç durmayan devasa bir makineye dönüşmüştü.