Puan vermedi·374 syf.··
2026 46. kitabı
Genel olarak sevdim, çerezlik bir kitap okuyabilirsiniz. River işi ki bir oğlumuz var bu bir şehrin yoksul tarafında yazıyor. Yarış pisti ve araba tamir atölyesi var. Abisi daha önce çıkan bir ahır yangınında ölmüş. Onu kurtarmaya çalışırken River da bazı yaralar almış. Bir de arada bir gidip sokak dövüşü yapıyor. Ben dövüşlerle ilgili daha farklı bir şey olsun diye bekledim yazar sadece yazmak için eklemiş o kısmı yani ha şu içmeye gitti ha dövüşe gitti gibi bir şey olmuş çok bir anlamı yoktu. Kızımız Marly kendisi saf temiz akıllı bir kız. Babası şehrin başkanı mı valisi mi bir şeyi işte. Babası anası danası yani abisi hepsi kötü canavar gibi insanlar. Marlynin bir arkadaşı var Zara diye onun aklına uyup şehrin diğer tarafına gidiyor gizlice yarış izlemeye. Orada Riverı görüyor ve bam zaten ilk görüşte başlıyor her şey. Spoiler içerir River kızı görünce tanıyor hemen bu kızın abisi olucak it meğerse bizim riverın abisini yakan puştmuş. Başkan ve şeytan oğlu ortalığı yakıp yıkıp oraları da satarak ceplerini para doldurmanın peşindeymiş. Hatta çocuğun elinde ağın yakıldığı videosu vardı ama bu başkan oğlunu korumak için gidip çocuğu tehdit etti eğer o videoyu birilerine vermeyi düşünürsen eğer birilerine bir şey söylemeyi düşünürsen herkesi öldürürüm şunu yaparım bunu yaparım diye tehdit etti çocuk da mecburen o anda susmak zorunda kaldı. Tabi içindeki hırs bitmedi. Bu ölen abinin bebeği de var sevgilisi meğerse hamileymiş yazık.Neysebizim River ilk karşılaşmada gidip Marlye diyor daha sonra gel yine falan. Sonra marly dayanamayıp yine gidiyor. Bu arada Zara ve riverin kankisi jack miydi neydi o da sevgili oluyor. Marly ve River sevgili oluyorlar. Hatta kız ilk defa onunla birlikte oluyor falan. Ailesi tatile gitmiş diye ev boş rahat rahat takılıyorlar. River
RiverRia Wilde · Independently published · 20251 okunma
VAKA DOSYASI NO: 07 | İkiz Bedenler
9/10
·448 syf.··
2022 12. kitabı
Suç Mahalli: Boston sokaklarından Maura Isles'ın kendi otopsi masasına uzanan, geçmişin karanlık ve kanlı labirentleri. Kurban: Dr. Maura Isles'a tıpatıp benzeyen, onunla aynı doğum tarihini ve aynı kan grubunu taşıyan gizemli bir kadın. Soruşturma Ekibi: Hamileliğinin son aylarında bile adaletin peşini bırakmayan Dedektif Jane Rizzoli ve hayatının en acı verici, en kişisel otopsisini yapmak zorunda kalan Dr. Maura Isles. Edebi Dedektif Raporu: Bir adli tıp uzmanının hayattaki en büyük kabusu nedir? Kusursuz soğukkanlılığıyla bilinen "Ölüler Kraliçesi" Dr. Maura Isles, bu kez kendi masasında kendi yüzüne bakmak zorunda kalıyor. İkiz Bedenler, Tess Gerritsen’ın kurgu yeteneğinin ve tıbbi gerilim ustalığının zirve noktalarından biri. Kitap sıradan bir cinayet soruşturması olarak başlıyor ama Maura’nın hiç tanımadığı ikiz kız kardeşinin varlığını ve biyolojik annesinin korkunç geçmişini öğrenmesiyle devasa bir psikolojik yıkıma dönüşüyor. Jane Rizzoli’nin hamilelik sürecindeki o zorlu mücadelesi ile Maura’nın kendi kimliğini arayışı harika bir paralellikle işlenmiş. Yazar, hamile kadınları hedef alan soğukkanlı bir canavarın izini sürerken, okuyucuya şu tekinsiz soruyu sorduruyor: "Canavarlık genlerle mi aktarılır, yoksa sonradan mı öğrenilir?" Karar: Serinin en kişisel, temposu en yüksek ve dramatik yönü en güçlü halkası. Maura Isles karakterinin evrimini görmek ve kusursuz bir ters köşeyle sarsılmak isteyenler için bu dosya kaçırılmamalı. Bir adli tıpçının kendi ikizinin otopsisini yapması... Sizce de gerilim tarihinin en vurucu başlangıçlarından biri değil mi? Maura'nın gerçek ailesiyle yüzleştiği o anlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
İkiz BedenlerTess Gerritsen · Martı Yayınları · 20147,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·420 syf.··
2026 57. kitabı
Aşk, kırk yaşına basmış, üç çocuklu ve tekdüze bir evliliğin içinde sıkışıp kalmış olan Ella Rubinstein’ın, bir yayınevinde editör asistanı olarak işe başlamasıyla değişen hayatını anlatıyor. Ella'ya incelemesi için verilen dosya, İskoçyalı bir yazarın Şems-i Tebrizi ile Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin dostluğunu, ilahi aşkı ve tasavvufu anlattığı "Aşk Şeriatı" adlı romanıdır. Elif Şafak, biri günümüz Boston’ında, diğeri ise 13. yüzyıl Konya’sında geçen iki farklı hikayeyi iç içe dokuyarak okuyucuyu arayış, dönüşüm ve Şems’in kırk kuralı eşliğinde aşkın evrensel doğası üzerine derin bir yolculuğa çıkarıyor.
AşkElif Şafak · Doğan Kitap · 200976,6bin okunma
8/10
·384 syf.··
2026 36. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:54
Uketsu’nun bu kitabı önceki iki kitabının tam bir mash-up ı olmuş diyebilirim. Tuhaf Resimler'de 5 farklı resmin tek bir olaya bağlanmasını okumuştuk. Tuhaf Ev’de ise bir ev planı üzerinden gizem çözülmüştü. Ancak kitabın sonunda abimiz ortaya bir şey atmış, sonu biraz ucu açık bitmiş ve bende ikinci kitap kesin bu olayı ele alır beklentisi yapmıştı. Öyle olmadı. Bu kitapta 11 farklı dosya ve 10 yapı planı var en sonunda tek bir yere çıkıyor. Yine diğer kitaplarda olduğu gibi okurken aynı zamanda çözmeye çalışıyorsunuz. Uketsu garip biri. Okurken tamam diyorsun bu böyle böyle olmuştur, kitaptakiler de aynı şeyi düşünüyor sonra çat bambaşka bir şey çıkıyor, hayır yani biz onu neden düşünelim? Okurken tek bir yer hariç şaşırmadım, o yerde de şaşkınlıktan ziyade şok mu desem bilemedim; çarpıldım üzüldüm ilginç şeyler yaşadım. Tuhaf Ev'de olduğu gibi bu kitapta da yazar kitabın içindeydi. İlk kitabı Tuhaf Ev’den sonra kendisine çok fazla garip ev hikayesi anlatıldığını, bazılarını çözemediğini ama birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündüğü bu 11 dosyayı bir araya getirdiğini söyleyerek anlatımı daha gerçekçi kılmış. Bir an dedim kız bu nedir?? Kitabı değil ama içinde geçen meselerden bahsetmek istiyorum yanii DIIIIIIT BURADAN SONRASI SPOILER İÇERİYOR OLABİLİR . . . . . . Kitap her ne kadar bir mimari gizem eseri olsa da, alttan alta Japonya’nın karanlık geçmişine eleştiri yapıyor. Hikayede çocuk fuhuşu ve tarikatlar gibi ağır temalar işleniyor. Kitapta çocuk fuhuşunun geçtiği yıllar gerçekten de Japonya'da bu konuda cezai yaptırımların olmadığı ve maalesef bu durumun yaşandığı bir döneme denk geliyor. Japonya bu konudaki yasal düzenlemeyi ve cezaları ancak 1999 yılında getirebilmişti. Yazarın bu tarihi gerçeği kurguya yedirmesi çok başarılı. Tarikat meselesine
İnceleme
Strange BuildingsUketsu · Pushkin Vertigo · 20269 okunma
Hakikatin Kayboluşu
8/10
·170 syf.·
2026 7. kitabı
İlk defa Agatha Christie okudum. Polisiye konusunda az bilgim olduğu için Beklenmeyen Misafir kitabında katil kimdi tartışmasından ziyade, okurken hissettiğim hakikatin kayboluşunu biraz anlatmak istiyorum. Çünkü bence tiyatro oyunu olarak tasarlanmış ve sonradan kitaba dönüştürülmüş metnin asıl anlattığı mesele bu olsa gerek. Sherlock Holmes’taki gibi hakikatin peşinden koşan dedektif ve polisler yerine açıkçası analizden yoksun bir güvenlik ve yargı bürokrasisi var karşımızda. Ve bir kişi düşünün ki inanılmaz bir akılla bütün olayları kendine göre kurgulayabiliyor ve insanları ikna edebiliyor. Hatta metni okuyan bizleri bile. Bunu Richard karakterinin yaşattıklarında da görebiliyoruz. Gerçeği çarpıtarak adaletin yerini bulmamasına yönelik kanıyı okuyoruz. Ve sistem hakikati bulmak yerine dosya kapatma motivasyonuyla yaklaşarak aslında çürümüşlüğünü gösteriyor. Çürümüş bir sistemde bedelini yine iyi insanlar ödüyor. Laura karakteri buna örnek. Bütün bu komploların, zulümlerin arasında kalmış ideal bir kadın. Öyle bir ideallikte ki sistem ona her türlü kötülüğü yapıyor; önce onurunu, sonra sevdiklerini elinden alıyor. İdeal bir kadının bunu hak ettiği izlenimi oluşuyor bu yüzden. Jan ise belki de en savunmasız karakter. Güçsüz ve iyi insanların üzerine bir canavar gibi geliyor mevcut düzen. Kimsenin hakikat için çabalamadığı, basmakalıp yöntemlerle ‘suçlu’nun belirlenip olayların ‘çözüldüğü’ bir durum ortaya çıkıyor. Kitap, “Gerçeğin feda edildiği bir düzende adalet gerçekten mümkün mü?” sorusunu ortaya atıyor ve bizi düşünmeye sevk ediyor.
Edebiyat
Beklenmeyen MisafirAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20245,6bin okunma
​ VAKA DOSYASI NO: 04 | Cerrah
9/10
·376 syf.··
2026 9. kitabı
Suç Mahalli: Boston sokakları ve kurbanlarını cerrahi bir titizlikle avlayan bir katilin karanlık laboratuvarı. Şüpheliler: Kadınları hedef alan, anatomi bilgisini bir işkence ve cinayet silahına dönüştüren "Cerrah" lakaplı katil. Müşteki / Kilit İsim: Yıllar önce benzer bir saldırıdan kurtulmayı başaran Dr. Catherine Cordell. ​Edebi Dedektif Raporu: Bu kez insan psikolojisinin soyut dehlizlerinde değil, adli tıp masasının tam üzerindeyiz. Tess Gerritsen, tıp diplomasını edebiyatla birleştirerek gerilim türüne kelimenin tam anlamıyla "neşter" vuruyor. Cerrah, sıradan bir seri katil hikayesi değil; tıbbi detayların, kusursuz bir adli takiple birleştiği soğuk ve ürpertici bir dosya. ​Dedektif Jane Rizzoli'nin erkek egemen cinayet masasında kendini kanıtlama mücadelesi ve katilin adeta bir cerrah titizliğiyle bıraktığı izler, okuyucuyu soluksuz bir takibe sürüklüyor. Gerritsen, cinayet sahnelerini o kadar anatomik ve gerçekçi tasvir ediyor ki, sayfaları çevirirken odada dezenfektan ve kan kokusu alıyorsunuz. Katilin avını köşeye sıkıştırma şekli ve Dr. Cordell ile olan o tekinsiz bağ, adalet duygunuzu son ana kadar diri tutuyor. ​Karar: Polisiye ve tıbbi gerilimin kusursuz evliliği. Gerçekçi deliller, otopsi raporları ve soğukkanlı bir katilin anatomisini okumak isteyenler için bu dosya bir başyapıt. ​ ​ Cerrah'ın o soğuk neşterinin fısıltısını duyanlar burada mı? Jane Rizzoli’nin serideki bu ilk davası hakkında ne düşünüyorsunuz?
CerrahTess Gerritsen · Doğan Kitap · 201817,2bin okunma
Reklam
Reklam