Bir hırsız sadece hırsızlık yaparken hırsızdır, daha sonra suçunu itiraf etmek için çağırıldığında değil; hatta bir şair şiir yazarken şairdir, yıllar sonra şiirini radyoda okurken değil. Bir sanatçı sanatını icra ederken sanatçıdır ve o sırada o işi yapmadıkça hiç kimse fail değildir.
Ama demin de dediğim gibi, tüm acılar korkaktır ve kendisinden çok daha güçlü olan yaşam isteği karşısında geri çekilirler. Zira bedenimizin en ufak hücresine kadar işleyen bu yaşam arzusu, ruhumuzdaki ölüm isteğinden çok daha kuvvetlidir.
Marx'ın bütün bu filozoflardan ayıran nokta, insanları yabancılaştıran şeyin "Tanrı" veya "Akıl" değil para olduğunu fark etmesiydi: "Para, insan emeğinin ve hayatın yabancılaşmış özüdür... insan ona taptıkça o insana hakim olur." İşte bunu fark ettikten sonra Marx, hayatın ekonomi ve onun toplumsal gelişmeyi nasıl etkilediğini araştırmaya adamaya karar vermiştir.
“Sınırlamak her zaman güçtür. Dünya bir bütündür, hayat bir bütündür. En hoş ve harika eylemler biraz şiddet içerir. Örneğin sevişme eylemi, örneğin, müzik.”