Farklı Bir Vampir Öyküsü
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:37
Robert Louis Stevenson denince çoğu okurun aklına Define Adası ya da Dr. Jekyll ile Bay Hyde gelir. Olalla ise yazarın daha az bilinen ama bence keşfedilmeyi hak eden eserlerinden biri. İlk bakışta klasik bir gotik korku hikâyesi okuyacakmışız gibi başlıyor. Issız bir konak, tuhaf davranışlar sergileyen bir aile, geçmişin gölgesinde yaşayan insanlar ve açıklanması zor olaylar... Stevenson daha ilk sayfalardan itibaren huzursuz edici bir atmosfer kurmayı başarıyor. Kitap boyunca hissedilen o tekinsizlik duygusu, hikâyenin en güçlü yanlarından biri. Ancak Olalla'yı ilginç kılan şey yalnızca gotik atmosferi değil. Hikâye ilerledikçe korku unsurlarının arkasında çok daha farklı bir mesele olduğunu görmeye başlıyoruz: İnsan, atalarından ne kadar kaçabilir? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi? Kan bağı, karakterimizi ve kaderimizi ne ölçüde belirler? Stevenson'ın özellikle kalıtım, soyun mirası ve nesilden nesile aktarılan yükler üzerine kurduğu anlatının oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum. Bugün bile güncelliğini koruyan bu tartışmalar, kitabın kısa hacmine rağmen düşündürücü bir derinlik kazanmasını sağlıyor. Olalla karakteri de kitabın akılda kalan taraflarından biri. Gizemli, melankolik ve aynı zamanda trajik bir karakter. Hikâyenin merkezindeki duygusal çatışmaların önemli bir kısmı onun üzerinden şekilleniyor. Bu yönüyle eser, yalnızca bir korku hikâyesi değil; aynı zamanda kader, fedakârlık ve insanın kendi doğasıyla mücadelesi üzerine bir anlatı hâline geliyor. Bununla birlikte kitap kusursuz değil. En sık dile getirilen eleştirilerden biri finalinin oldukça açık uçlu olması. Hikâye boyunca kurulan bazı gizemlerin, aile geçmişinin ve karakter ilişkilerinin daha ayrıntılı işlenmesini isteyen çok sayıda okur var. Ben de özellikle son bölümde hikâyenin biraz
OlallaRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,6bin okunma
Kusursuz Zekanın Gedikleri: Dracula
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 10:40
Sinema tarihinde Nosferatu'dan bugüne kadar sayısız kez evrilen, popüler kültürün suyunu çıkara çıkara bitiremediği Dracula'yı, yani her şeyin başladığı o asıl metni olduğu gibi konuşmak lazım. Karşımızda yüzyıllardır ayakta kalan devasa bir kale var evet ama bu kalenin de ciddi gedikleri var. Kitabın temposu ara ara öyle bir düşüyor, anlatı o kadar sarkıyor ki, sayfalar boyu bitmek bilmeyen betimlemelerin arasında kayboluyorsunuz. Bram Stoker o dönem ne bulduysa, toprağın renginden sisin yoğunluğuna, ağaçların yaprağından odadaki eşyaların tozuna kadar her şeyi ama her şeyi betimlemiş. Betimlemenin adeta dibine vurmuş, anlatıyı hantallaştırdıkça hantallaştırmış. Eğer kitaptaki bu aşırı, boğucu ve lüzumsuz betimleme yükünü şöyle bir ayıklayıp dışarı çıkarsak, karşımızda çok daha kısa, dinamik ve soluksuz okunacak bir roman kalırdı. Ha, hikaye kötü mü? Asla. Ama bazen insanı gerçekten yoruyor. Kitabın sonu beni genel olarak tatmin etti, yalan yok. Ama itiraf etmeliyim ki içimdeki o karanlık edebi canavar çok daha fazla mücadele, çok daha fazla kan ve vahşet görmek isterdi. Bram Stoker o muazzam gotik atmosferi kurup finali biraz aceleye getirmiş gibi. En azından Lucy hariç, o canavar avcısı kemik kadrodan sarsıcı bir kayıp verilmesini beklerdim. Mesela Jonathan Harker... İşte tam bu noktada Stoker bence yüzyılın ters köşe fırsatını kaçırmış. Kitapta bize sunulan, yüzyılların getirdiği o kusursuz ve muazzam Dracula zekasını düşününce, kontun hamleleri bazen çok sığ kalıyor. Jonathan Harker, Dracula'nın şatosundan kaçtı, evet. Ama neden Mina gibi bir etki altına alınmadı? Eğer Dracula o dehasını kullansaydı, Jonathan'ı zihnen ele geçirip avcı grubunun içine gizli bir ajan, canlı bir bomba gibi salardı. Jonathan içeriden kaleyi fethederken, Dracula'nın en gizli ve ölümcül
DrakulaBram Stoker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
eski ama bir çok eserin temeli olmuş
10/10
·120 syf.·
2026 6. kitabı
orjinal eser 1922’de yazılmış. izlediğimiz tüm fantastik filmlerin doğuşu tadında bir roman. dracula ve prestij. büyük bir şaşkınlıkla son satıra kadar büyük bir hevesle okudum. eski eserlerin günümüzde okunması önemliymiş.
Canvermezler TekkesiSelim Nüzhet Gerçek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025521 okunma
Kont Dracula ve Şatosu
Puan vermedi·520 syf.··
2026 81. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:14
Dracula kısa bir sürede okuyup bitirdim. Belki de bunda yıllar önce ziyaret ettiğim Transilvanya'nın payı vardır. Orada şato mansion bir otelde kalmıştım ve inanılmaz bir deneyimdi :) gece boyunca hem korkmuş hem de çok keyif almıştık. Kitabın ilk bölümlerini okurken o atmosfer gözümde yeniden canlandı. Kitap kabaca iki bölüm olarak düşünülebilinir ; Jonathan Harker'ın şatoda esir kaldığı kısım ve sonrasında Av yani Dracula'nın peşine düşülen bölüm. Bana kalırsa kitabın en güçlü yanı kesinlikle ilk bölüm. Şatodaki o tekinsiz hava, Harker'ın yavaş yavaş bir tutsak olduğunu fark etmesi ve bilinmezlik hissi çok çok çok etkileyiciydi. Hatta bu bölüm biraz daha uzun olsaydı çok daha mutlu olur daha çok keyif alırdım. Roman mektuplar, günlükler üzerinden ilerleyen bir anlatıma sahip. Bu yapı dönemi için oldukça ilginç olsa da bazı yerlerde hikayeyi gereğinden fazla uzattığını düşündüm. Özellikle ikinci bölüm uzun hissettiren bir kovalamacaya dönüştü. Bu yüzden ilk bölümdeki gerilim ve merak duygusunu aynı yoğunlukta sürdüremedim. Yine de Dracula'yı yalnızca hikayesiyle değerlendirmek haksızlık olur. Sonuçta gotik edebiyatın en önemli eserlerinden biri ve bugün bildiğimiz vampir anlatısının temel taşlarından. Özellikle gotik edebiyatı sevenlerin en az bir kez okuması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar. Dracula Bram Stoker
Edebiyat
DraculaBram Stoker · Can Yayınları · 20196,3bin okunma
6/10
·496 syf.··
2026 60. kitabı
Dracula benim için beklediğim etkiyi yaratamadı. Klasik bir eser olduğu için daha sürükleyici ve gerilim dolu bir hikâye bekliyordum ancak kitap yer yer oldukça yavaş ilerledi. Özellikle aksiyon ve korku unsurları düşündüğümden çok daha azdı. Buna rağmen gotik atmosferi ve edebiyat tarihindeki önemi inkâr edilemez. Benim beklentilerime tam olarak hitap etmese de türün meraklılarının şans verebileceği bir eser.
DrakulaBram Stoker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,3bin okunma
10/10
·128 syf.··
2026 33. kitabı
Karanlık, gizem ve bilinmezlikle örülü bir macera… Drakula sadece bir vampir hikâyesi değil; gerilim ve merak duygusunu son sayfaya kadar taşıyan bir klasik. Avukat Jonathan Harker, Romanya'ya sıradan bir iş gezisine gittiğini düşünüyordu. Ancak Kont Drakula'nın kalesi bilinmezliklerle doludur. Labirentten farksız bu kalenin her katında ve her odasında avukatı büyük sürprizler bekler. Kalenin sahibi, sadece gece karanlığında ortaya çıkan ve gündüzleri yeraltındaki soğuk odasında derin uykuya dalan garip biridir. Avukat Jonathan Harker İngiltere'ye döndükten sonra da kalenin gizemleri peşini bırakmaz ve kendisini büyük bir maceranın içinde bulur.
DrakulaBram Stoker · The Kitap Çocuk Yayınları · 20266,3bin okunma