Kötü şeyler herkesin başına gelir. Önemli olan bundan sonrası. Ya oturup durmadan kendine acırsın ya da canının acımasına rağmen kalkarsın ve yola devam edersin.
Demek her şeyin sonu böyle olacaktı; halıların, mobilyaların, kiraladıkları küçük evin, buluşup birlikte dışarıda gezmelerin, nefes kesen güzellikteki yıldızlı gecelerin, kendini teslim etmenin hazzının, sevmenin, sevilmenin, her şeyin. Oyunun bir türlü kavrayamadığı acı gerçekleri serseme döndürmüştü kızı: Erkeklerin ruhuna attığı pençe, alaycılığı ve güvenilmezliği, barındırdığı risk ve tehlikeler; erkeklerin kanını şevkle kaynatması, kızları acınası bir konuma indirerek erkeklerin en önemli amacı ve konusu olmaktan çıkarıp oyuncağı ve gönül eğlencesi haline getirmesi; kadınlardan anneliklerini ve bakımlarını isteyen erkeklerin onlara huysuzluklarını ve dakikalarını verirken Oyuna günlerinin ve gecelerinin gayretini, ellerinin ve kafalarının vergisini, en büyük sabrı gerektiren zorlu çalışmalarını ve en coşkun çabalarını, var oluşlarının tüm gerilim ve yüklenme kapasitesini adamaları;
Oyuna, kalplerinin bu arzusuna . . .
Düşmesin bizimle yola: evinde ağlayanların göz yaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!