K₂SO₄

K₂SO₄
@drfuat
11 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Nadir Abi
“Her şey bir insanı sevmekle başlar, değil mi Dosto?”
Sayfa 76 - Kırmızıkedi
Alıntı
Reklam
Ne Akademi kaldı ne de bilim.
Bir zamanlar merakın, sorgulamanın ve yeniliğin yuvası olan akademi; bugün bürokratik bir üretim bandına, düşünsel bir mezarlığa dönüşmüş durumda. Akademisyen artık bir bilge değil, sisteme veri üreten bir memur. Ölçütler, puanlar, raporlar, PUKÖ döngüleri arasında boğulan bir akademik ekosistem, bilimin özünü değil, biçimini yüceltir hale geldi. Elsevier, Clarivate gibi dev yayın tekellerinin belirlediği “değer” ölçütleri, bilimsel merakın yerini ticari kaygılara bıraktı. Bir makalenin etkisi artık toplumsal fayda ya da yenilik değil; etki faktörü ile ölçülüyor. Akademisyenler de bu rekabetin kölesi haline getiriliyor: Daha çok yayın, daha çok proje, daha çok rapor… ama daha az anlam, daha az düşünce. Akademi artık özgürlüğün değil, itaatin ödüllendirildiği bir sistemdir. Yenilikçi fikirler değil, sistemin şablonuna uyan işler alkışlanıyor. Bu düzende “yaratıcı düşünen” değil, “doğru formatta teslim eden” değerlidir. Bir zamanlar insanlığın ilerlemesi için var olan bilim, şimdi kendi zincirlerini üretir hale gelmiştir. Akademi artık bir laboratuvar değil, akıl tutulmasının kurumsallaşmış biçimidir.
Aşkın Gerçek Yüzü: Tutkunun Değil, Dayanıklılığın Sınavı Aşk, çoğu zaman duygusal yoğunluk, tutku ve mutlulukla özdeşleştirilir. Oysa özünde aşk, iki insanın birlikte yürüdüğü yolda karşılaştıkları zorluklar karşısında gösterdikleri psikolojik dayanıklılığın ve duygusal olgunluğun bir sınavıdır. Gerçek sevgi, yalnızca gülüşlerin paylaşıldığı huzurlu anlarda değil; hayal kırıklıklarının, kırgınlıkların ve sessizliklerin yaşandığı dönemlerde kendini gösterir. Romantik ilişkilerdeki bağlanma biçimleri üzerine yapılan çalışmalar, sevginin sürekliliğini belirleyen temel unsurun tutku değil, empati, güven ve duygusal istikrar olduğunu ortaya koymaktadır. Bir ilişkide “birlikte kırıldığında da sarılabilmek”, tarafların birbirini suçlamak yerine anlamaya yönelmesi, duygusal zekânın ve ilişkisel olgunluğun göstergesidir. Dolayısıyla aşk, mükemmelliğin değil; kusurların kabulü ve yeniden inşa etme iradesinin ürünüdür. Gerçek sevgi, “her şey yolundayken” değil, “hiçbir şey yolunda gitmezken” kendini belli eder. Çünkü o anlarda, sevgi artık bir duygu değil, bir karar ve bir sorumluluk bilinci haline gelir.
İnsan ve Duygular
Mülk insanı bozar” ifadesi, yalnızca ekonomik bir yargı değil, aynı zamanda insan doğasının derinlerine işleyen psikolojik bir tespittir. Sahip olma arzusu, bireyin özgürlük alanını daraltır; insanın hem içsel hem de toplumsal ilişkilerinde bağımlılıklar yaratır. Can Yücel’in meşhur dizelerinde söylediği gibi: “Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. O olmazsa yaşayamam demeyeceksin.” Bu dizeler, modern insanın en büyük yanılgısını özetler: sahip olma ile var olmayı karıştırmak. Oysa insan, sahip oldukça değil, vazgeçebildikçe olgunlaşır. Bir insanın bir insana, bir mülkün bir insana ait olması düşüncesi, hem ontolojik hem etik düzlemde bir yanılsamadır. Dünya, fani bir misafirhane gibidir; bizler burada kalıcı değiliz. Mülkiyetin, aidiyetin ve sahiplik duygusunun yoğunluğu arttıkça, ilişkilerde sevgi azalır; yerini korku, kıskançlık ve kontrol isteği alır. Gerçek huzur, sahip olduklarımızda değil, sahip olma gereksiniminden özgürleştiğimiz noktada başlar. Can Yücel’in de dediği gibi, “bağlanmayacaksın”; çünkü bağlandığın her şey, seni bir gün eksiltecektir.
Felsefe-Düşünce
Puan vermedi
Don Miguel Ruiz’in “Dört Anlaşma” kitabı da bize bu dengeyi hatırlatır: Birincisi: Sözlerine dikkat et. Ağzından çıkan söz, kaderini şekillendirir. Olumsuz cümleler kurma. “Olmaz” deme, “Olur”, “Yaparım”, “Güzel olacak” de. Unutma, düşünce enerjindir; kelimeler kaderindir. İkincisi: Hiçbir şeyi kişisel algılama. Yaşadığın olaylar çoğu zaman seninle değil, karşındaki kişinin iç dünyasıyla ilgilidir. Birini suçlamak yerine anlamaya çalış. Bu, ruhsal olgunluğun göstergesidir. Üçüncüsü: Varsayım yapma. “Gelecekte şu olacak, bu olacak” diye bugünün huzurunu karartma. Ne güzel demişler: “Hayat bir gün, o da bugündür.” Anı yaşa, bu anın kıymetini bil. Dördüncüsü: Elinden gelenin en iyisini yap. Mükemmel olmaya değil, içten olmaya çalış. Her koşulda elinden gelenin en iyisini yap; gerisini hayatın akışına bırak.
Felsefe-Düşünce
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,2bin okunma