……… aralarındaki sessizlik onu, düşler kurarak içlerinde kaybolduğu garip ve derin düşüncelere sürüklemişti. Ruhunda hafiften gizli bir aşk duygusu uyanmıştı, fakat erkeği değil de, çevrelerinde bulunan diğer bütün canlıları, rüzgarda hafifçe salınan başakları, bereketli ürünün iş ve mutluluk bahşettiği insanları düşünüyordu, gökyüzünde birbirini kovalayan kırlangıçları düşünüyordu, aşağıda uzaklarda, gri bir buğu kubbesinin altından bakan şehri düşünüyordu, sonra yumuşacık akan güneş ışığının içine ilk kez koşan neşeli bir çocuk gibi, içinde yine ilkbaharın her şeyi kucaklayan gücünü hissetti.
Sana içimdeki canlı varlığın, senin kozmik varlığının sonsuz genişlikteki evrenini açtım. Bu benim büyük ödülüm. Diktatörlere ve zalimlere ama, kurnazlara ve zehir saçanlara, bokböceklerine ve sırtlanlara eski bir bilgenin şu sözleriyle seslenirim:
Kutsal sözlerin belgilerini (şiarını) diktim
bu dünyaya.
Palmiye ağacı çoktan kuruduğunda,
kaya paralanıp dağıldığında,
parlak hükümdarlar çoktan
çürük yaprak gibi toz olduğunda:
Taşır her günah selinden Nuh’un bin gemisi
benim sözümü:
Var olacaktır!