Sen susalı üç hafta oldu ve bazen karıştırıyorum hangimizin öldüğünü. önce senin öldüğünü sandım. çok üzüldüm biraz zaman geçince fark ettim ki ölen benmişim ama farkında değilmişim. seni arayınca anladım gerçeği çünkü ben her daim bir yaranın sızısıyla sana koşuyorum, kanar kanamaz elimle bastırıp sana koşuyorum, yaramı sar beni öp mırıltıyla dua oku diye sana koşuyorum. üç haftadır sana yetişmeye çalışırken kaç kere öldüğümü sayamadım. insan böyle zamanlarda anlıyor ölümden önce bir hayatın olmadığını. ayrılığın olduğu yerde hayat da olmaz. bütün kuşkularım bitti sen susunca, ölümden önce bir hayat yok.
O hâlde... Kırık umutlarını topla. Onları yük gibi taşımak yerine, Allah'a sun. Gözyaşlarını, sessiz çığlıklarını, yarım kalan dualarını O'na teslim et. Çünkü kırık umutlar, en samimi duaların malzemesidir.
Ve unutma: Rabbine açtığın her kırık, O'nun elinde tam bir huzura dönüşebilir.
Gününü değerlendirmeye bakacaksın., günün nasıl değerlenir, bak anlatayım: şimdi ömrünü bitmiş say, ömrün bitmiş de sen yalvarmış, yakarmışsın, sana gözyaşların için cabadan bir gün daha vermişler., işte şu anda da o bir tek son günün içinde bulunuyorsun., işte o son günde ne yapacaksan, her gün onu yapacaksın.
Sayfa 19 - İz Yayıncılık 26. baskı, İstanbul 2015·Kitabı okuyor
Hiçbir Tanrı iyi yapamaz sizi
Hiçbir kötülük utandıramaz
Her cümleniz bir çocuk tabutu
Her annenin ağıtı baş yastığınız
Babaları çoktan gömdünüz
Çocuklarının koynuna
Bütün mezarlar varoluş tahtınız
Eyvah ki her gün biraz daha zalim
Kapanmayacak açlığı ruhunuzun
Hepimizin hayatını utanca çevirdiniz.