Kitap karşı çıkış, arayış, reddetme, itiraz, farkına varma, isyan, sorgulama odaklı ilerliyor. Daha çok duygular ve soyutluk ön planda. Zaman olarak Bizans dönemindeyiz. Andronikos kiliseden, kilise öğretilerinden, toplumdan, klişe ve kalıplardan, ezberlerden, çizilen yanlış sınırlardan kaçıp (ya da gidip) dağlara, tepelere sığınıyor. Bazı şeyleri ya da her şeyi bırakıp uzaklaşmak kimine göre kaçmak kimine göre gitmektir. Andronikos, kitap boyunca da görüleceği üzere çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da hem ikilemde hem sorgulamada. Sayfa 44'te "Gitmek. Kendini de başkalarını da aldatmayacağı, aldatmak zorunda kalmayacağı bir yere kaçmak, bir yere gitmek. Öyle bir yer ki kendisinden yalnız inancını değiştirmesi değil eski inancına göre hareket etmesi, davranması da istenmesin. Öyle bir yer ki, bugüne dek topluluk içinde Andronikos neyi simgelemişse, orada öyle bir şeye yer olmasın." derken, sayfa 45'te "Kaçmak gerekti. Kaçmak, uzaklaşmak, hayatı yeniden başlatmak için gerekli koşulları bulacağı günü bekleyerek, umarak, kaçmak, uzaklaşmak..." diyerek ikilemi ve aynı zamanda bulunduğu yerden kopmanın savaşını yansıtıyor. Kimine göre gitmek korkaklık kimine göreyse kahramanlık. Andronikos bu konuda da beyin fırtınası yapıyor, iki açıyı karşılaştırıyor, ölçüp biçiyor, tartıyor. Bir yerde "Serüven ardında koşmak için insan yürekli olmalı, yiğit olmalı, alışkanlıklardan her an kopabilmeli, daha doğrusu alışkı edinmekten kaçınan kişi olmalı." diyerek topluluk içinde yaşamayı kölelik olarak görüyor, başka yerdeyse"Kahramanlık, acaba, köleliği kabul etmek anlamına gelemez mi?" diye soruyor. Ama başka şeye karar veriyor: "Kahraman olmayacaktı. Efendisine dönmeyecekti, efendisinden kaçanlara katılmayacaktı. Ne köle olacaktı ne kahraman."
Çoğu kişinin yaptığı gibi Andronikos da