Puan vermedi·640 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 09:05
Kitap çok çarpıcı. Hatta o kadar çarpıcı ki Ciano'nun eşi, onun idam edilmesini önlemek için bir koz olarak bu kitabı kullanmış. Bu yönüyle değerlendirince; evet, kitap gerçekten İkinci Dünya Savaşı öncesi ve savaş sürecince var olan atmosferi, zulmü, fikir ayrılıklarını, Mussolini'nin Hitler'e bakışını objektif bir şekilde anlatmış olabilir ve bu kitap bu yüzden kıymetli diyebilir, böyle düşünebiliriz. Ancak bir yönüyle de Ciano gibi hem bakan hem damat olan bir figürün, az veya çok, Duce'yi fikirleriyle etkileme ihtimali olduğunu varsayabiliriz; fakat hem İtalya'nın savaşa hazırlık için henüz hazır olmaması meselesi, hem İtalya'nın sürekli barış istemesi (savaşın başlamasını da geciktirmeye çalışması) hem de Hitler'e karşı Mussolini'nin yorumlarının sürekli, an be an değişmesi mevzusu, bu kitabın Ciano tarafından geçmişe yönelik belli miktarlarda değiştirildiği yönündeki görüşümü kuvvetlendirdi. Çünkü göreceksiniz; Ciano neredeyse hep haklı çıkıyor. Bu kabul gören bir bakış açısı mı, bilmiyorum. Belki benim İkinci Dünya Savaşı'nın İtalya açısından değerlendirilmesi kısmında bilgim eksiktir. Ama şimdilik fikrim bu yönde... Hacmine aldanmamanızı ve okumanızı tavsiye ederim.
Savaş GünlükleriKont Galeazzo Ciano · Kronik Kitap · 2017424 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2025 48. kitabı
Kitap karşı çıkış, arayış, reddetme, itiraz, farkına varma, isyan, sorgulama odaklı ilerliyor. Daha çok duygular ve soyutluk ön planda. Zaman olarak Bizans dönemindeyiz. Andronikos kiliseden, kilise öğretilerinden, toplumdan, klişe ve kalıplardan, ezberlerden, çizilen yanlış sınırlardan kaçıp (ya da gidip) dağlara, tepelere sığınıyor. Bazı şeyleri ya da her şeyi bırakıp uzaklaşmak kimine göre kaçmak kimine göre gitmektir. Andronikos, kitap boyunca da görüleceği üzere çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da hem ikilemde hem sorgulamada. Sayfa 44'te "Gitmek. Kendini de başkalarını da aldatmayacağı, aldatmak zorunda kalmayacağı bir yere kaçmak, bir yere gitmek. Öyle bir yer ki kendisinden yalnız inancını değiştirmesi değil eski inancına göre hareket etmesi, davranması da istenmesin. Öyle bir yer ki, bugüne dek topluluk içinde Andronikos neyi simgelemişse, orada öyle bir şeye yer olmasın." derken, sayfa 45'te "Kaçmak gerekti. Kaçmak, uzaklaşmak, hayatı yeniden başlatmak için gerekli koşulları bulacağı günü bekleyerek, umarak, kaçmak, uzaklaşmak..." diyerek ikilemi ve aynı zamanda bulunduğu yerden kopmanın savaşını yansıtıyor. Kimine göre gitmek korkaklık kimine göreyse kahramanlık. Andronikos bu konuda da beyin fırtınası yapıyor, iki açıyı karşılaştırıyor, ölçüp biçiyor, tartıyor. Bir yerde "Serüven ardında koşmak için insan yürekli olmalı, yiğit olmalı, alışkanlıklardan her an kopabilmeli, daha doğrusu alışkı edinmekten kaçınan kişi olmalı." diyerek topluluk içinde yaşamayı kölelik olarak görüyor, başka yerdeyse"Kahramanlık, acaba, köleliği kabul etmek anlamına gelemez mi?" diye soruyor. Ama başka şeye karar veriyor: "Kahraman olmayacaktı. Efendisine dönmeyecekti, efendisinden kaçanlara katılmayacaktı. Ne köle olacaktı ne kahraman." Çoğu kişinin yaptığı gibi Andronikos da
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,175 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·188 syf.·
2025 691. kitabı
Faşist nedir?dıye başlayalım söze Günümüzde faşizm kavramı herhangi bir hareketi, siyasi veya felsefi doktrini işaret etmekten ziyade hoşgörüsüz, baskıcı ve otoriter kişilik olarak nitelemek üzere başvurulan aşağılayıcı (pejorative) bir sözcüğe dönüşmüş durumdadır. İlk faşist kimdir?pekı Faşizm, kurucusu Benito Mussolini sayılan, Ulusal Faşist Parti'nin İtalya'da iktidara gelmesiyle tarih sahnesinde gün yüzüne çıkan politik ideolojidir. Mussolini, 1922'den beri İtalya'nın faşist lideriydi. 1925'te diktatörlük yetkilerini ele geçirmesinin ardından Il Duce unvanını aldı. Haziran 1940'ta ülkeyi Nazi Almanyası'nın yanında II. Dünya Savaşı'na soktu. Amaç tüm İtalyan halkını, şirketleri ve dernekleri kontrol altında tutmaktı. Mussolini'nin dış politikada amacı ise pasifist antiemperyalizmin yerine agresif milliyetçilik getirmekti. Bunun ilk örneği 1923'te Corfu'nun bombalanması sırasında olmuştu... Gelelim kitaba, bize ne anlatıyor, Francesco Filippi tarih hakkında neden yalan söylenir sorusunun peşine düşüyor. Kahramanın yolculuğu için neler feda edilir ve neler örtbas edilir? Mussolini’nin yaptığı iyi şeyler de var mı? Duce İtalyanlara emekli maaşı bağlayan ilk insan mıydı? Mussolini bataklıkları kuruttu mu? Duce tüm İtalyanları ev sahibi yaptı mı? Duce yol yaptı mı? Duce bir adalet savaşçısı mıydı? Faşizm mafyayı alt edebildi mi? Duce İtalyan ekonomisini zirveye mi taşıdı? Duce İtalyan kadınlarının statüsünü yükseltti mi? Duce büyük bir lider miydi? Mussolini lütufkâr bir diktatör müydü? Ama Mussolini İyi Şeyler de Yaptı Naziler faşist miydi? İtalyan Faşist lider Benito Mussolini'nin 1922'de Roma'ya Yürüyüş'te iktidarı ele geçirmesi, bir aydan kısa bir süre sonra kendisini ve Nazi Partisi'ni Mussolini ve Faşistler'e benzetmeye başlayan Hitler'in hayranlığını kazandı. Hitler, Nazileri bir
Tarıh Araştırma inceleme siyaset politika
Ama Mussolini İyi Şeyler de YaptıFrancesco Filippi · Runik Kitap · 20246 okunma
9/10
·171 syf.··
2025 41. kitabı
Gökyüzü Düşerken... Beni çok etkiledi... Annelerini kaybettikten sonra, kız kardeşiyle birlikte babaları tarafından büyütülmek üzere Toskana'daki malikanesinde yaşayan Yahudi amcalarına gönderilen iki küçük kız çocuğundan büyük olanının ağzından anlatılan hikaye, yazarın hayatından izler taşıyor. Etrafında olan biteni çocuk aklıyla analiz etmeye çalışan Penny, gittiği Katolik okulunda hayatına hükmeden İsa ve Duçe arasında hayatını anlamlandırmaya çalışırken arka planda faşizmin ayak sesleri duyuluyor. Okurken gülümsüyorsunuz ama aslında bu gülüş acıklı bir gülüş, çünkü 1930'larda yaşanan savaşa, yerinden edilmişliğe, büyüme hakkı tanınmamış çocukların varlığına dair bazı şeyler biliyoruz. II. Dünya Savaşı sırasında İtalya'daki Faşist rejim altında masumiyetin ve ailenin kaybı, Penny'nin gözünden, keskin, nükteli fakat çok gerçek bir üslupla anlatılıyor. Çok sevdim. .. .. "Konu: "Mussolini'yi babamız gibi severiz." Ödev: "Ben Benito Mussolini'yi babamdan daha çok seviyorum, çünkü babam yok. Her zaman eniştemin yanındayım, bu yüzden Mussolini'yi eniştem gibi seviyorum."
Gökyüzü DüşerkenLorenza Mazzetti · Odipa Yayınları · 202514 okunma
Mussolini
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2025 23:49
1883'te sosyalist bir demircinin oğlu olarak İtalya'da doğdu Benito Mussolini. Gençliğinde edebiyata yöneldi. Gençliğinde askerlik zamanı gelince İsviçre'ye gider. Buradaki siyasi eylemlerinden dolayı İtalya'ya iade edilir. Sosyalizmi benimser. Ama savaş karşıtı olmadığından sosyalist gazeteden arkadaşları onu atar. O da Faşizm adını verdiği yeni bir ideolojiye sığınır. Kendisi hep hayrının dokunması ve işe yaraması için çalışmıştır. Yararlı olmak istemiştir. 1922'de İtalyan başbakanı olur ve icraatlerini gösterir. Dış borcu öder ve mafyayı bitirir. Sonuç olarak bir Mussolini geldi ve geçti. Son yüzyılın en önemli isimlerinden biri olarak. "Mermiler gider, Mussolini kalır." İl Duce
Mussolini: OtobiyografimBenito Mussolini · Zeplin Kitap · 202236 okunma
Hitler'in Pilotu anılarını yazarsa...
7/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2022 26. kitabı
İncelemeye bir not/uyarı ile başlamak istiyorum: Aynı eser, "Hitler'in Pilotu" başlığıyla Karakutu Yayınları tarafından da 2005 yılında tekrardan basılmış. Benim okuduğum bu eser, Hitler’in özel pilotu Gen. Hans Baur’un 1957'de yazdığı otobiyografisinden çevrilmiş. Aslında bu ilk tercümenin başlığının, “Ich flog die Mächtigen der Erde” (Kelimenin tam anlamıyla "Dünya’nın kudretlilerini ( Dünya’ya hükmedenleri) uçurdum") içeriğe daha uygun olduğunu düşünüyorum. İngilizce’ye yapılan tercümesinin başlığı (Anglo-Saksonlardan beklendiği üzere!) daha az iddialıydı: “I was Hitler’s Pilot!” (Hitler’in pilotu idim.) Daha sonra, uzatılmış bir versiyonu “Mit Mächtigen zwischen Himmel und Erde” ("Kudretliler ile Gökyüzü ve Yeryüzü Arasında") olarak yayınlanmış. Bizdeki basımın Fransızca olduğunu başlıktan anlıyoruz: (" Ben Hitler'in pilotuydum: Dünyanın kaderi benim ellerimdeydi."). Refik Özdek tarafından çevrilen kitap toplamda 332 sayfa tutan üç ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde doğal olarak çok kısa olsa da ailesi, doğup büyüdüğü yer hakkında bilgiler verdikten sonra havacılığa kendini bildiğinden beri duyduğu ilgiden ve 1. Dünya Savaşı’nın başlaması ile pilot olma yolundaki hızlı ilerleyişini anlatıyor. Hem kabiliyetli bir pilot hem de iyi bir mekanikçi olduğundan çabuk yükselen Baur 1. Dünya Savaşı’nda katıldığı çok sayıda hava çatışmasını anlatıyor. Savaş bittikten sonra onun deyimiyle “kızıl diktatörlüğün Almanya’da kurulmasını engellemek” için çarpışıyor. Versay Anlaşmasının koşullarının uygulanmaya başladığı 1920’li yıllardan itibaren de önce bağımsız sivil pilot sonrada 1926 yılında kurulan Lufthansa’da görev yaptığı dönemi kâğıda dökmüş. İkinci bölüm Hitler tarafından çağırılması ile başlıyor ve onun Nazi iktidarı ile yükselmesi esnasında yaşadıklarını aktarıyor.
Askeri Tarih
Dünyanın Kaderi Benim Ellerimde İdiHans Baur · Yağmur Yayınları · 19746 okunma