Yaşamak, insanın ömrü boyunca kaçmaya çalıştıklarına tek tek yakalanma tecrübesidir. Bazılarından biraz daha uzun süre kaçabiliyoruz ama er ya da geç yakalanıyoruz. Yaşlanmak, artık kaçma teşebbüsünde bulunamayacak kadar yorulmak demektir. Gençler kaçarlar, yaşlılar beklerler; mukadder olan nerede olursak olalım gelip bizi buluyor.
“Bir şeyi unutmuşum gibi geliyor.”
Gidenlere hep böyle gelir; bir şey unutmuşlar gibi. Oysa zaten bir şey unutmak için gider insan. Giderken bir şey unutmak sorun değil; insan çok daha büyük bir şeyi unutmak için gider. Geride kalanların ne anlamı olabilir ki?
Yaşamlarımızda sihirli 'an'lardan oluşan bir sirk kuruyoruz.Yaşamlarımız, her olayın bizi sihirli bir 'an'a götüreceği umuduyla yaşanan bir olaylar dizisi.Sihirli 'an'ı kutlama törenleri yapıyoruz.Sihirli 'an' ritüelleri: Doğum,bir sihirli 'an' törenidir. Düğün de bir sihirli 'an' törenidir.Zifaf gecesi, karı kocanın,iki sevgilinin bir arada geçirecekleri ilk gece, bir sihirli 'an'törenidir.Bütün sihirli 'an'lar üzerimizde yeni baskılar kurar. Bütün sihirli 'an'lar baskıcıdır. Bunların sevinçlerinde, neşelerinde bile baskı vardır.Çünkü önceden provaları yapılmıştır."