10/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2010 11. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2010 00:00
Marksizmin felsefi, ekonomik ve politik temellerini bütünlüklü bir şekilde ortaya koyan, diyalektik materyalizmin adeta ansiklopedisi sayılabilecek bir eserdir. Engels, Bay Dühring'in sığ ve eklektik görüşlerini çürütürken, aslında bilimsel sosyalizmin dünya görüşünü inşa eder. Doğa bilimlerinden tarihsel materyalizme kadar uzanan geniş bir yelpazede, Marksizmin bir dogma değil, evreni ve toplumu anlama yöntemi olduğunu kanıtlar. Sosyalist teoriyi öğrenmek isteyen herkesin, Marx'ın Kapital'inden önce veya onunla birlikte mutlaka okuması gereken temel taşlardan biridir.
1000Kitap
Anti-DühringFriedrich Engels · Sol Yayınları · 1966137 okunma
Dühring'in çocuksu teorilerine darbe!(Notlarım)
10/10
·160 syf.··
2024 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2024 01:09
Kitabın ilk üç bölümü, aslında Engels'in Anti-Dühring adlı kitabından alınmıştır. Kitaba adını veren "Tarihte Zorun Rolü" adlı metin ise Engels tarafından tamamlanmadan bırakılmıştır. Kitabın sonunda ise Engels'in "Otorite Üzerine" başlıklı makalesi bulunmaktadır. Engels'in zorluklarla dolu yaşamı, bu kısa notlara sığmayacak kadar uzundur. Onu kısaltmaya çalışmak ise bu sevgi dolu adamın yaşamının derinliğini kaybettirmekten öteye gitmeyecektir. Bu konu üzerine, K. Marx - F. Engels - Hayat ve Eserlerine Giriş adlı kitap çevirisi rezalet denebilecek kadar kötü olsa da okunabilir. Engels hakkında -kendi kişisel çıkarımıma göre- söylenebilecek en doğru sözü, Eleanor Marx Engelsin mezarında söylemiştir: "Birinci planda olabileceği halde, gönüllü olarak ikinci planda durmuş olan bir adam öldü..." Zor Teorisi Dühring'e göre tarihi belirleyen esas unsur siyasal zor ilişkileridir. İktisadi avantaj ikinci plandadır. "Yani asli olan şey, dolaylı bir iktisadi güçte değil, dolaysız bir siyasal zorda aranmalıdır." Buna karşın herhangi bir kanıt sunmaz. Elindeki, komedi denilebilecek tek kanıt, Robinson'un Cuma'yı köleleştirmesidir. Ayrıca "zora dayalı mülkiyet" teorisi yazılı tarih kadar eskiye dayanır ve bu teoriye olan inanç yüzünden eski tarihe dair elimizde ilerletici gelişmeler hakkında çok az şey bulunmaktadır. Robinson'un Cuma'yı köleleştirmesinin nedeni, artı-değer oluşturabilmesidir. Artı-değer oluşturmadığı takdirde, Cuma'nın köleliğinin bir anlamı yoktur. Yani Dühring'in bulduğu bu çocuksu örnek, onun teorisini çürütmekten öteye gitmiyor. Köleliğin (modern veya ilkel) uygulanabilmesi için belirli bir üretim aracının oluşmuş olması ve bölüşüm aracında eşitsizlik meydana gelmesi gerekir. Aksi takdirde, kölenin çalışabilmesi için bir alet ve üretim aracı olmazsa, gelirler arasında eşitsizlik oluşmazsa, kölelik,
Tarihte Zorun RolüFriedrich Engels · Yordam Kitap Yayınları · 2020125 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·128 syf.·
2021 8. kitabı
Bismarck ve dönemde yaşananlar karşısında Engels'in düşünceleri.. Kan ve Demir'in ekonomi politiği olarak da incelenebilir. 1870 Fransa-Prusya harbi ve öncesinde yaşanan savaşların, Almanya'nın birleşme sürecine katkısı gibi konuları Engels, Anti-Dühring teorisi ile aydınlatmaya çalışıyor.
Tarihte Zorun RolüFriedrich Engels · Sol Yayınları · 1974125 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2017 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2017 20:41
"Üç şair, Üçü de yaşamda değil. Birini görmedim (Nazım Hikmet). Biriyle fakülte yıllarında arkadaş oldum. Biri, gece Ulus'a gelmiş, "Ben Ahmed Arif, kurban!" demişti." Ben şiir kitapları okumadan önce şairlerin hayatlarını, hangi akımdan veya şiirlerini yazarken neyden etkilendiklerini araştırdıktan sonra şiirlerini okumaya başlarım. Nazım Hikmet'ten üç kitap, Cemal Süreya'dan iki kitap okumuştum. Fakat Ahmet Arif ile tanışmam bu kitap sayesinde oldu. Bana göre bu kitabı diğerlerinden ayıran şey, Muzaffer İlhan Erdost'un Ahmet Arif'i ve Cemal Süreya'yı tanıması diyebilirim. Yazılarda onlarla yaşadığı anıları okuduğumda kendimi sofralarında onları dinlerken buldum. Okurken onları yaşadım. Bu yüzden bu kitabın benim için anlamı büyük oldu. "Nazım için yazmayı zaman zaman düşündüm. ama bir edebiyat tarihçisi, ya da eleştirmen/meleştirmen gibi değil. Olursa kendime özgü bir yazı olsun istedim. Gün olur yazarım belki derdim. Edebiyatçılar Derneği "Nazım Hikmet'in Şiirinde Devrim Kavrayışı"nı "bildiri" olarak hazırlamamı isteyince, konuyla çerçevelendim. Doğal ki yöntemim de, ancak genel bir yöntem olabilirdi." Nazım Hikmet ile ilgili yazısını şairin devrim ruhuna uygun olarak yazmayı seçmiş. İlk başta onun devrimini anlatmış. Neye karşı olduğunu, neden Türkiye'de sosyalizmin oluşmadığını anlatmak istemiş. "Yalnızca üç bilgin ve yalnızca üç devrimci değil,aynı zamanda çok büyük üç sanatkar olarak niteleyeceği Marx, Engels ve Lenin, ilk şiirlerinde daha çok "inkilap" ile özdeştirilen "ihtilal"ci özellkileriyle kucaklanır. Anti-Dühring, Kapital, Materyalizm ve Ampiryokritisizm de öyle. Çünkü, biri felsefe ve sosyalizm, biri kapitalist üretim sürecini tahlil, biri de idealist felsefenin eleştirisi açısından bu üç yapıt, bilimsel sosyalizmin bilgi teorisi en yüksek
Siyaset
Üç ŞairMuzaffer İlhan Erdost · Onur Yayınları · 2006108 okunma
9/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2016 129. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2016 22:31
Bir kitabı elimize ilk aldığımızda nasıl bir emeğin ürünü olarak ortaya çıktığını pek de düşünmeyiz. Ne kadar çok işçinin ellerinin hüneri ve gözlerinin nuruyla gelip konuk oluvermiştir dünyamıza, merak etmeyiz çok kez. Buram buram kâğıt kokusunu içimize çektiğimizde dünyamıza neler sunacak, neler katacak bilmeyiz henüz. Kitapların hepsi benzer bir emeğin ürünüdür aslında. Ama ilk sayfaları çevirip de yolculuk başladığında anlarız ki kitapların her biri çok farklıdır. Bazısı zehir saçar. Zehirli bir yılan gibi tıslayarak bilincimizi ele geçirmeye çalışır. Kör tanrıların emrinde yazılmıştır her bir satırı. Bazısı öğretir. Bazı kitaplar hayallere dalmamızı ister ya da yalana gerçek dememizi. Ama bazı kitaplar vardır ki, bilincimizi bir dağ doruğundan diğerine çıkarır. Onları okudukça kendimizi yerçekimsiz bir yaşamdan kurtulmuş, ayaklarımız yere basmış gibi hissederiz. Kendimize bir yer buluruz. İnsan toplumunun tarihinde bir yer. Dünyada bir yer. Boşlukta salınıp durmaktan kurtarır, örgütler bizi böyle kitaplar. Yön duygusunu kaybetmiş sandığımız insanlığın nereden gelip nereye gittiğini gösterirler, bize emek verirler. Galina Serebryakova’nın kaleme aldığı “Ateşi Çalmak” işte böyle bir kitaptır. Çünkü aslında kitabın anlattığı konu, işçi sınıfının Prometheus’u olan Karl Marx’ın hayatı ve mücadelesidir. Prometheus, tanrılardan ateşi çalıp insanlığa vermiştir. İnsanlık için ateş aydınlık demektir. Karanlıkta önünü görmek ve tüm zorluklara göğüs gerebilmek demektir. Çözümdür ateş. Marx da, tıpkı Prometheus gibi, kurtuluş ateşini işçi sınıfının eline vermiştir. Marx işçi sınıfı için ışık demektir. İşçi sınıfının kurtuluşu Marx’ın öğretisindedir. Marksizmin ışığında yürümektedir. Anlatılan Marx olunca, Marx’ın hayatı olunca, kitap artık bir biyografi değildir. Belgesel
Siyaset
Ateşi Çalmak 1Galina Serebryakova · Evrensel Basım Yayın · 1996282 okunma