Hayat her zaman adil ya da kolay olmayabilir. Rüzgarlar tam karşıdan esebilir. Ancak unutma ki gemiler rüzgarın şiddetiyle değil, kaptanın yönüyle ilerler. Sen bu hayatın kaptanısın ve dümen senin elinde.
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere.
"Nasıl hareket edersem edeyim hayat benden kaçıyor gibi. Ya da hayatın ritimini tam yaşayamıyorum. İnsan hani çok yorulunca sudan çıkmış balığa döner ya, ben de nasıl hareket etmem gerektiğini bilemediğim zamanlar oluyor böyle. Sağa gidiyorum başka bir macera, sola gidiyorum bambaşka masallar. Hepsi bana ait aslında. Sadece gemide dümen benim elime verilmiş ve orada hep kaptan benmişim gibi hissetmişim. Artık dümen elimde değil, tutmak değil yeniden başlamak istiyorum."
Ey benim Asya ile Avrupa kavşağı kutsal yurdum!Ey benim tanrısal bir ibre gibi hem doğuya, hem batıya ölçülü âhenkle cevelan uran Türk milletim! Yeryüzünde insanlığın bir baştan bir başa yarattığı birbirine zıt mânâların hepsini tadan, ayrıksı ve küskün âlemleri kendi vücûdunda bir araya yoğurarak "yeni insan"ı kalıba dökmek namzetliğini nurdan çelenk gibi alnında taşıyan yurt kardeşlerim! Bizim bayrağımızda doğunun hilâliyle batının yıldızı kucak kucağa görünmez mi?Ben bu bayrağın öz çocuğuyum, onun çizdiği yüksek mânâlı rotanın izinden ayrılamam.Hiçbir garplı Kerem'in ardından gidemezdi, ben Türk olduğum için gidebildim.Son menzile ulaştım, gemimi yokluğun sınırından geçirdim. Hiçbir şarklı bu bölgeden geri dönemezdi, ben Türk olduğum için geri dönebildim. Kıtalar arasında sefer etmek, hem Asya'ya, hem Avrupa'ya yurdum diyebilmek bana dedeler mîrâsıdır.Doğu ülkemi gezdim dolaştım, oradaki zenginliklerden gemime seçme bir yük yükledim.Fakat dip-doğunun ifrit suratlı tanrı taslaklarına el vermedim. Dümen kırdım, batıya gidiyordum.O diyârın mahsûlünü de seçe seçe devşirmeye alışkınım. Onların da soysuzlaşmaya yüz tutmuş yaratıkları gözümde değer bulamaz. Beğenlik, övünlük matâı bir bakışta ayırt ederim. Hazînem kabaracak, yeryüzünde biricik olacak. Onu kendi döküm evimde eritip kendi görüşümün, anlayışımın mücevherini ortaya çıkardığım zaman isterim ki hem batıdaki, hem doğudaki dostlarım benim numûnemde kendilerini, kendi eksiklerini, üstelik de yeni çağın müjdesini bulsunlar.
ENİŞTEMİN KAYINÇOSU
Orijinali benzinli, gazla gider bizimkisi.
Aynasında varsa tesbph, hızla gider bizimkisi
Ne doğandır nede şahin, Bursa dadır fabrikası
Görsen bi sanırsın milli takım amigosu
Doğan görünümlü şahin,eniştemin kayınçosu.
Gerçek Avrupalı, halt yemiştir yanında.
Ay yıldızlı besmele, her daimdir camında.
Kessen bir damla ihanet, bulamazsın kanında.
Görsen bi sanırsın milli takım amigosu
Türk oğlu Türk tür, eniştemin kayınçosu
Osmanlı'nın torunudur , Avrupayı feth eder.
Bir dümen çevirsem de, yurtdışına yırtsam der.
Düz duvara tırmanır, sen hatundan haber ver
Görsen bi sanırsın milli takım amigosu
Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar,
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere...
Hürriyete Doğru
Orhan Veli Kanık