elizabeth strout’un olive kitteridge’i olive karakterine de yakışır şekilde bir anda başka bir kitabın arasına girdi. neden yakışır şekilde diyorum, çünkü kitabın kahramanı olive; dominant, etrafındaki insanların duygularını önemsemeyen, hatta çoğu zaman ortamı okuyamadığı için “kaba” olarak nitelenen biri.
karakter temalı anlatıları seviyorum, muhtemelen o nedenle araya aldım ama hiç beklemediğim bir teknikle yazılmıştı kitap. (tam da karakter temalı bir romanın pulitzer almasını yadırgamışken cevabı kitabın ortalarında yakaladım.)
bu roman aslında her bir bölümde küçük bir maine kasabasında yaşayanların hayatlarından kesitler sunuyor okura. bu bölümler kendi içerisinde birer öykü ve her biri olive’e bağlanmıyor, hatta bazılarında önemsiz bir cümle arasında geçiveriyor olive’in adı. fakat roman öyle başarılı kurgulanmış ki sonuna ulaştığınızda olive kitteridge’in tastamam bir portresine de ulaşmış oluyorsunuz.
öncesinde haberdar olmadığımdan baş kısımlardaki bölümlerde bunlar romana nasıl hizmet ediyor, nereye bağlanacak diye kopukluk yaşadım. ancak romanın akışına kendinizi bıraktığınızda siz de kasaba sakinlerini tanıyan sıradan bir komşu gibi hissediyorsunuz kendinizi.
çok etkilendiğim kitaplar arasında yer almayacak ancak okumaya kesinlikle değer.
bu arada kitabın bir mini dizisi de olduğunu belirteyim, henüz başlarındayım ama kaliteli bir yapım gibi görünüyor.
baskı ve çeviri temiz, düzeltide bazı eksikler var fakat o kadar olur, emeği geçen herkesin eline sağlık.