Puan vermedi
İngiliz yazar David Szalay’ın 2025 Booker Ödülü’ne layık görülen ve Türkçe baskısı İthaki Yayınları (2026) tarafından yapılan romanı "Beden", modern erkeğin varoluşsal krizlerini, yalnızlığını ve toplumsal normlar karşısındaki sıkışmışlığını "çıplak" bir gerçekçilikle ele alıyor. Kitap, geleneksel başarı öykülerinden ya da derin içsel hesaplaşmalar barındıran klasik kurgulardan çok farklı. Yazar, okuru karakterin zihninden kasıtlı olarak uzak tutarak, her şeyi dışsal eylemler ve fiziksel varlık üzerinden aktarıyor. Romanın merkezinde István adında, son derece sıradan ve yaşamın içinde oradan oraya sürüklenen bir adam yer alıyor. István, hayatta büyük hedefleri olan, azimli biri değil; çoğunlukla başkalarının talepleri ve şans eseri önüne açılan kapılardan geçerek ilerliyor. Roman, onun ergenliğinden yaşlılığına uzanan kronolojik ama fragmanlar halinde sunulan bir ömrü kapsıyor. Hikaye; ordudan ıslahevine, ardından bir iş insanının hayatını kurtarmasıyla değişen kaderinden Londra’nın lüks çevrelerine uzanan bir yükselişi odak noktasına alıyor. İstvan, para ve güç odaklı modern dünyada sınıfsal olarak hızla yükselip aynı hızla dibe vurabiliyor. "Beden" kavramı, karakterin dış dünya ile bağ kurabildiği neredeyse tek araç. István; sevgiyi, yakınlığı, öfkeyi, şiddeti ve tiksintiyi sadece fiziksel dünyada ve cinsellikte bulabiliyor. Bu nedenle anlatı, sert ve yer yer pornografik öğeler barındıran temalar içeriyor. Yazar, bedeni hem ruha ev sahipliği yapan bir kafes hem de modern dünyada kapıları açan bir sermaye olarak konumlandırıyor. István, hiçbir şeyi tutkuyla arzulamamasına rağmen büyük bir güce ve servete erişiyor. Ancak aşk, statü ve zenginlik arasında sıkışıp kaldıkça, bu kontrolsüz güç onu mahvetme noktasına getiriyor. Çevresindekileri de peşinden aşağı çeken,
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026322 okunma
Puan vermedi
UĞULTULU TEPELER Emily Brontë Yorkshire’ın tekinsiz, rüzgarlı ve kasvetli kırlarında, doğanın vahşi kalbinde filizlenen bir aşk: Catherine ve Heathcliff. Biri malikanenin hırçın kızı, diğeri sokaklardan kurtarılmış gizemli ve yabani bir yetim. Çocukken ruhları bir olan bu iki gencin yolları, toplumsal sınıf farklarının, kibrin ve ihanetin gölgesinde trajik bir şekilde ayrılır. Catherine’in statü uğruna zengin bir aristokratı seçmesi, Heathcliff’in içindeki saf aşkı, önüne gelen her şeyi yutmaya hazır karanlık bir nefrete dönüştürür. Yıllar sonra zengin ve güçlü bir adam olarak geri dönen Heathcliff, sadece kendisine acı çektirenlerden değil, onların çocuklarından ve geleceklerinden de intikam almaya kararlıdır. Emily Brontë’nin Viktorya dönemi edebiyatının tüm kalıplarını yıkan tek romanı Uğultulu Tepeler, iyilikle kötülüğün, aşkla saplantının iç içe geçtiği sarsıcı bir başyapıt. İnsan doğasının en karanlık dehlizlerine inen, tutkunun yıkıcı gücünü iliklerinize kadar hissettirecek zamansız bir klasik. Uğultulu Tepeler, İngiliz edebiyatının en güçlü ve en sıra dışı klasiklerinden biridir. Roman, Emily Brontë tarafından yazılmış ve 1847 yılında yayımlanmıştır. Yazarın tek romanı olmasına rağmen dünya edebiyatının en önemli eserleri arasında gösterilir. Emily Brontë romanı yayımlarken kadın yazarların ciddiye alınmadığı bir dönemde erkek takma adı olan Ellis Bell adını kullanmıştır. Kitap ilk yayımlandığında sert eleştiriler alsa da zamanla bir başyapıt olarak kabul edilmiştir. Uğultulu Tepeler, aslında bir aşk romanından çok; aşkın, tutkunun ve intikamın insan ruhunda açtığı yaraları anlatan unutulmaz bir karakter romanıdır. Bu nedenle üzerinden yaklaşık 180 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ yeni okurlar tarafından keşfedilmeye devam etmektedir.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · İthaki Yayınları · 202658bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 03:14
Hz. Adem yaratılan ilk insan, ilk peygamber, ilk eş... Hata yapan ilk insan. Cennetten dünyaya sürgün edilen ve dünya hayatında babalığı tatmış ilk baba. Bir baba olarak belki de en büyük sınav ona düştü. Ölen de ondan, öldüren de ondan... Yazarın şiirsel bir dille kaleme aldığı okurken sıkılmayacağınız ve yaratılan ilk insan hakkında epeyce bilgilerin bulunduğu bu eserde yazar okuyucuyu kendisiyle muhakeme yaptırıyor. İlk Yusuf ve Züleyha kitabıyla tanıştığım yazar Nazan Bekiroğlu' nun kalemini sevdim. Diğer kitaplarını da alıp muhakkak okuyacağım. Sizlere de kesinlikle bu iki kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Lâ: Sonsuzluk HecesiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202114,6bin okunma
İkinci adam
Puan vermedi·568 syf.··
2026 10. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:35
İkinci Adam: İsmet İnönü Türkiye siyasi tarihinde gerek kendi döneminde ve gerek günümüzde belki de en az anlaşılmış siyasi figürüdür. Aynı zamanda en çok haksızlığa uğrayan kişidir. Hakaretlere uğramış, linç edilmeye çalışılmış, yolları kesilmiş, taşlanmış, başı kırılmış, yerlere serilmiş, partisinin mallarına el konulmuş, partisi kapatılmaya çalışılmış, suikaste uğramış, hatta ömrü savaş alanlarında geçtiği halde asker kaçağı olduğu bile söylenmiş... Kısacası gerek savaş meydanlarında gerek iktidardayken özellikle de muhalefetteyken baya mihnetler çekmiştir. Oysa ülkenin kurtarılmasında, kuruluşunda, modernleşmesinde ve ekonomisinde belki de en fazla harcı olan kişidir. Elbette ki kurtuluşta ve kuruluşta bir çok kişinin inkar edilemez payı vardır. Büyük emekleri vardır. Hele Mustafa Kemal Atatürk bu işin başlatıcısı, öncüsü ve lideridir. Ama kuruluştan sonra Atatürk artık liderdir. Fikirler üretir ve talimatlar verir. Ama İsmet İnönü ise bizzat icracı ve uygulayıcıdır. Sahanın ortasındadır. İnkılapların uygulanması ekonomi ve sanayinin oluşturulmasında büyük emekleri vardır. Hele demir yollarındadaki başarılarda en büyük pay onundur. Zaten kitapta da altı çizilmiştir. Üstelik Atatürk'ü eleştiremeyenler bütün okları ona yöneltmiştir. Hele Atatürk'ün ölümünden sonra bütün yük onun omuzlarındadır. O bir tarihi ve siyasi karakterdir. Ama her şeyden önce elbette ki o bir insandır. Ve bir insan olarak doğru ve yanlışları olmuştur. Başarıları ve başarısızlıkları olmuştur. Bu doğru ve yanlışlar teraziye konulur ve değerlendirilir. Ki bence terazinin doğrular ve başarılar kefesi yanlışlar ve hatalar kefesine büyük farkla ağır basar. Bizde ise tarihi ve siyasi kişiler ya göklere çıkarılır ya da yerin dibine batırılır. Ortası yoktur. Çünkü mantık ile değil, duygu ile hareket
İkinci Adam Cilt: 3Şevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitabevi · 1988439 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 24. kitabı
Eser (Hz. İdris'in hayatını konu edinen) yahudi ve erken Hristiyanlık döneminin mistik anlayışının temelini oluşturan apokrif bir yapıt olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapıt sadece Habeş kilisesi tarafından tamamıyla kanonik olarak kabul edilmiştir. Eser akış olarak birbirine bağlı bölümlerin peş peşe sıralamasıyla oluşturulmuştur. Gözcüler; kitabın insanlar tarafından en çok bilinen ve ilgi çeken bölümüdür. Bu bölümde insan kızlarına şehvet duyarak yeryüzüne inen meleklerden bahsedilir. Bu meleklerin insan kızları ile birlikte olması sonucunda ise Nefilim denilen 'Devler' ortaya çıkmıştır. Yasaklı bilgiler; yeryüzüne inen meleklerin insanlara öğrettiği ilimler (savaş aleti yapımı, değerli madenlerin işlenmesi vs.) ile Nefilimlerin mücadeleleri sonucunda kötülüğün doğuşu ele alınır. Astronomi; Enok peygamberin gökyüzü yolculuğu sırasında (güneş ve ay hareketleri, yıldızların gizemi, evrenin temel verilerini) öğrenmesini konu edinir. Kıyamet ve yargılama; dünya üzerinde kötülük ve adaletsizliğin nasıl yayılacağı ve bunların nasıl sona ereceği; Rabbin kötüleri cezalandıracağı ve iyileri mükafatlandıracağı anlatılır. Yapıtın empirik yönünün yüksek olması ve mistik konuları daha çok ele alması nedeniyle benim için bir tık mantıksızdı... Keyif alamadım ama bu konunun belgeselleri daha bir hoş diyebilirim. Herkese izlemesi tavsiye edilir. Özellikle Sümer ve Antik Mısır ile konunun bağdaştırılması daha açıklayıcı olmuş.
Peygamber Enok'un KitabıKolektif · Hermes Yayınları · 20201,141 okunma
Zamansız Bir Hakikat: Birbirimizi Sevebilmek
Puan vermedi·316 syf.·
2026 20. kitabı
Bazen sayfaları sararmış, eski basım bir kitap geçer elinize. Okuması fiziksel olarak yorucu olsa da satırların arasındaki o derinlik sizi öyle bir yakalar ki elinizden bırakamazsınız. Benim için son dönemin böyle bir yolculuğu, yazarın söyleşilerinden derlenen zamansız bir eserle oldu. Kitabı kapatıp üzerine düşündüğümde fark ettim ki bundan yüzyıllar önce yaşamış felsefecileri de okusak, yakın dönemin psikologlarına da baksak insanlığın özü ve arayışı hep aynı noktada düğümleniyor: İletişim, emek ve sevmenin bir gönüllülük işi olduğu gerçeği. Tek Kürekle Sandala Yön Verilemez Kitapta çok güçlü bir metafor var: Bir sandaldasınız ve tek bir küreği sallayarak o sandala kalıcı bir yön veremezsiniz. İlişkiler de tam olarak böyle. Her ne kadar kendi dünyamızda kendimizi en kıymetli, en merkezdeki kişi olarak görsek de o devasa okyanusta aslında hepimiz birer damlayız. Birbirimizin gözünde bir dünya olabiliriz ama bu koca evrende çok küçüğüz. İşte bu yüzden, o okyanusun içinde kaybolmamak için dünya üzerindeki yerimizi kıymetlendirmeyi, o iki çift gözde anlam bulmayı ve o anlamı birlikte büyütmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Teknolojik Yalnızlık ve "Alternatif" İllüzyonu Kitap aslında 1980'lerde popülerlik kazanmış bir eser. O dönemin "yalnızlaştıran vebası" televizyonken, bugün yerini sosyal medyanın devasa ağına bıraktı. Şimdilerde bize "alternatifler" adı altında, herkesin yerinin doldurulabileceği illüzyonu pazarlanıyor. Oysa gerçek şu ki insanın herkeste bir şey bulma, herkesi sevebilme dürtüsü son derece sığdır. Bir görselliği sunabilir, vitrini parlatabilirsiniz ama geçinmek, yaşamak ve yaşatmak bir gönül ve zihin işidir. Üstelik sevmek, teorik olarak kitaptan veya masa başından öğrenilebilen statik bir bilgi de değildir; sevmek, sadece ve sadece karşılıklı iletişimle
Birbirimizi SevebilmekLeo Buscaglia · İnkılâp Kitapevi · 2020298 okunma