En akıllı insan bile saçmalar bazen..
5/10
·198 syf.··
2026 61. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:02
Charlie'nin Büyük Cam Asansörü, Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nın devam kitabı olarak Charlie Bucket, ailesi ve Bay Wonka'nın büyük cam asansörle çıktıkları sıra dışı macerayı anlatıyor. Uzay yolculuğu, tuhaf icatlar ve beklenmedik olaylarla dolu bu macerada Roald Dahl yine hayal gücü yüksek bir dünya kuruyor. Ancak kitap, Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ndaki kadar büyüleyici ve akıcı hissettirmedi. İlk kitaptaki atmosfer burada daha zayıf kalmış. Özellikle yetişkin bir okur için bazı bölümler fazla çocukça ve basit gelebilir, bu yüzden zaman zaman sıkıcı hissettirebiliyor. Eğlenceli fikirleri olsa da Charlie'nin ilk macerasındaki akıcılığı yakalayamadığını düşünüyorum. Yine de çocuk okurlar için eğlenceli, yaratıcı ve keyifli bir macera kitabı olduğunu düşünüyorum..
Roman
Charlie'nin Büyük Cam AsansörüRoald Dahl · Can Çocuk Yayınları · 20202,520 okunma
Biraz da tarih incelemeleri :)
Puan vermedi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki Türkiye Hüner Tuncer Doç. Dr. Hüner Tuncer’in titiz bir arşiv çalışması ve diplomatik birikimiyle kaleme aldığı Menderes’in Dış Politikası eseri, Türk dış politikası tarihinin en radikal dönüşüm süreçlerinden birini uluslararası ilişkiler disiplininin temel yapı taşları üzerinden analiz eden sarsıcı bir kitaptır, Tuncer, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini oluşturan ve geleneksel dış politikayı biçimlendiren Atatürkçü ilkeler ile 1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti (DP) iktidarı tarafından hayata geçirilen pratikler arasındaki derin kırılmayı mercek altına almaktadır. Kitap, temelde realist bir uluslararası politika perspektifiyle yazılmış olup, bir devletin kendi ulusal gücüne dayanmaksızın, salt bir süper gücün koruyuculuğuna ve dış yardımlara yaslanarak tam bağımsızlığını sürdüremeyeceği tezini savunmaktadır. Tuncer, yapısal analize geçmeden önce, Atatürk dönemi dış politikasının "gerçekçilik", "tam bağımsızlık", büyük güçler arasında denge kurma ve ideolojik dogmalardan uzak durma gibi temel prensiplerini anımsatarak, Menderes dönemindeki "sapmanın" teorik ve pratik boyutlarını daha görünür kılmaktadır. Uluslararası sistemin İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok kutupluluktan iki kutupluluğa evrilmesi ve Soğuk Savaş’ın tırmanması, Türkiye’nin jeopolitik konumunu kırılgan bir zemine taşımıştır. Eserde, bu dönemin en kritik eşiklerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı ertesindeki Türk-Sovyet ilişkileri ve SSCB’nin Boğazlar ile Doğu Anadolu üzerindeki haksız talepleri teferruatlı bir biçimde incelenmektedir. Yazar, bu noktada önemli bir tarihsel ayrım yapmakta; İsmet İnönü dönemindeki Batı’ya yakınlaşma hamlelerinin savaş sonrası koşulların ve Sovyet tehdidinin dayattığı istisnai, konjonktürel bir zorunluluk olduğunu belirtirken, DP iktidarının bu çizgiyi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki TürkiyeHüner Tuncer · Kaynak Yayınları · 20133 okunma
Reklam
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:54
Püsküllü ayraçlı kitapları çok seviyorum. Yayınevinin bu ayırıcı özelliği çok mutlu ediyor insanı. Yine çok beğenerek okudugum bir kitapla geldim .. Birinci Dünya Savaşı zamanları .Emily soylu bir ailenin kızı.Bir çiftlikte yaşıyorlar. Abisi savaşta ölmüş. Küçük kardeşi de difteriden ölmüş. Tek çocuk kalmış. Okul arkadaşı Clarissa orduya hizmet için eğitim alıp Fransa da hemşirelik yapıyor. Emily de istiyor ama ailesi izin vermiyor . Yakınlarda ki yaralı askerlere annesiyle kek götürüyorlar. Orda Robbie ile karşılaşıyor. O bir Avustralyalı pilot .Yaralanmış ve tedavi görüyor. Emily dogumgününe onları da çağırıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Annesi bunu hoş karşılamıyor ve Robbie yi baska bir hastaneye sevkettiriyor . Emily de devlete hizmet icin başvuruyor ama hemşire ihtiyacı olmadığı icin geri çevriliyor .Kadın Kara ordusu adlı oluşum yiyecek temin etmek için kurulmuş .Tarla işleri ,hayvan bakımı, çiftçilik. Emily ona katılıyor. Asıl bir ailenin kızı oldugu belli oluyor o toplulukta. Ama o her şeyi öğrenmeye çalışıyor Robbie yle de görüşmeye devam edip birlikte oluyor. Savaş bitince evlenme kararı alıyorlar. Leydi Charlton malikanesine bahçeyi düzeltmek için işçi isteniyor .Emily Alice ve Daisy i alıp gidiyor .Orda harabe bir kulubeye yerlesiyorlar .Leydi suratsız bir kadın .Ama Emily in bir asilzade olduğunu öğrenince onunla konuşmaya, çay içmeye davet ediyor .Gitgide aralarında guzel bir arkadaşlık gelişiyor. Emily kulübede bir sandıkta bir defter buluyor .16 .yy da yaşamış bir cadının o evde oturdugu anlaşılıyor. Sonra da bir ogretmen olan Susan oturmuş oda yazmış deftere .Köyde o ev lanetli olarak anılıyor. Defteri okuduktan sonra Robbie savaşta ölüyor ve Emily hamile oldugunu anlıyor . Ve bundan sonrası hayatta kalma mücadelesi ..Savaşın çirkin
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202635 okunma
Zaman akıyor da ya sen?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:11
Şüphesiz ki çoğumuz zamanın ne kadar kıymetli ve geri getirilemez olduğunun farkındayızdır. Zaman, bu kadar ehemmiyetli iken bu farkında oluş tek başına yeterli değildir ve tek başına bizlerin yaşam kalitesinde değişikliğe yol açmaz. Zamanın kıymetini bir şeyleri kaybedince ya da bazı fırsatları kaçırınca daha iyi idrak ederiz. O anlarda bir saniyeyi dahi geri getirememek en büyük pişmanlığımız ve yakarışımız haline gelir. Keşkelerle boğuşur, ah vah ederiz. Böyle durumlarda zamanın acımasız ve hızlı geçişini iliklerimize kadar hissederiz. Zaman, her ne kadar bizler için soyut bir kavram gibi görülse de aslında en somut, yaşamımızın düzenini en çok belirleyen ve hayat kalitemize en çok etki eden mefhumdur. Biz zamanı her şeyden bağımsız, bizimle ilgisi olmayan ve kendi halinde alan bir nehir gibi zannederiz. Oysa saçlarımız beyazlayınca anlarız zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ve o zaman anlarız yılların bizi eskiten bu acımasız geçişini. Yüce Allah'ın, ayetine zamana yemin ederek başlaması onun aslında ne kadar önemsenmesi ve dikkatli kullanılması gereken bir değer olduğunu gözler önüne seriyor. "Zamana yemin olsun ki insan ziyandadır." Burdan anlaşılması gereken bir diğer husus ise zamanı boşa tüketen insanın açıkça bir ziyanda olduğudur. En kötüsü ise insanın ziyanda olduğunun farkında olmayışıdır. Kısaca, zaman ziyan eder. Zaman sizi yönetirse sizi ziyan eder, zarara uğratır. Siz zamanı yonetirseniz hayatınızın düzenini kuracak en büyük sermayeyi elinize almış olursunuz. Ve büyük yararlar sağlarsınız. Allah da inşirah süresinde bizlere; "O halde mühim bir işi bitirdiğinde hemen başka bir mühim işe sarıl. Dua ve niyazla yalnızca Rabbine yönelip yalvar!" Buyurmaktadır. Allah tembelliği değil, dünya ve ahiret için çalışmayı öğütler. Kitapta birkaç örnekte bazı
Zamanın Kıymeti-Pratik BaskıAbdulfettah Ebu Gudde · Takdim Yayınları · 20197,3bin okunma
Puan vermedi·218 syf.··
2026 100. kitabı
Sokaksız, efendisiz ve kapısız bir dünya... Beni çoktan unuttuğumuz köklerimize, tam 9.000 yıl öncesinin Çatalhöyük’üne götüren büyüleyici bir yolculuğu bitirdim bugün: Sonsuz Suyun Kıyısında. Arkeolojiye ve gizemli tarihe biraz bile ilginiz varsa, bu kitap sizi ilk sayfadan yakalayacak cinsten. Beni en çok etkileyen şey, hikayenin tamamen gerçek bir arkeolojik kazıdan ve o kazıda bulunan sıra dışı bir mezardan ilham alması oldu. Kucağında sıvanmış bir erkek kafatasıyla gömülen bir kadın... Binlerce yıl önce orada ne yaşandı? Bu nasıl bir inanç, nasıl bir bağlılık ya da aşktı? Yazar, bu gizemin etrafına öyle atmosferik ve ritmik bir dünya örmüş ki, avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçişin o ilkel ama mistik havasını içinizde hissediyorsunuz. Biblu’nun hikayesi, tarihin en erken dönemlerinde kadının o güçlü, kurucu rolünü de çok naif bir şekilde hatırlatıyor bize. Ağır ve sıkıcı bir tarih anlatısı kesinlikle değil; tam aksine su gibi akan, tempo kaybetmeyen bir kurgu. Kitap bitti ama benim aklım hâlâ o damların üzerinde, kerpiç evlerin gölgesinde kaldı. Tavsiyemdir!
Sonsuz Suyun KıyısındaIşıl Işık · Sayda Yayıncılık · 20267 okunma
Candide ya da Bağnaz İyimserlik
10/10
·136 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:34
Okurken hem güldüren hem rahatsız eden hem de düşündüren çok az kitap var. Candide benim için tam olarak öyle bir kitap oldu. Saf Candide, en bilge insan olarak gördüğü Pangloss’un bitmek bilmeyen iyimserliğine ve “Bu dünya en iyi mümkün dünyadır.” görüşüne körü körüne inanır. Ancak kitap boyunca başına gelen felaketler, savaşlar, ihanetler ve absürtlükler bu fikri adım adım çökertir. Candide de zamanla Pangloss’u ve onun öğretilerini sorgulamaya başlar; yine de tamamen kopamaz çünkü ona bağnazca bağlıdır. Bu yüzden her kötülükten bir iyilik çıkacağına inanmayı sürdürür, küçük umutlardan büyük beklentiler üretir. Bir noktadan sonra kitap şunu hissettirir: Gerçekten her şey bir planın parçası mı, yoksa biz mi buna inanmak istiyoruz? Voltaire, eser boyunca skolastik düşünceyi, Engizisyon’u ve dogmatik inançları sık sık eleştirir ve bunlara göndermelerde bulunur. Sonunda ise ortaya çok sade ama güçlü bir fikir çıkar: “Kendi bahçemizi yeşertmeliyiz.” Yani büyük teoriler yerine gerçek hayata, emeğe ve yapılabilir olana yönelerek ancak bu dünyada bir denge ve huzur bulabiliriz. Çok akıcı ve keyifli bir kitap herkese öneririm.
Candide ya da İyimserlikVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20257bin okunma
Reklam
Reklam