Alper Kamu serisinden sonra Şair dedektif Stan LaFleur ile karşımızda Alper Canıgüz. O kadar uzun zamandır yeni kitabı çıkmıyordu ki kendisinin bu kitabının basıldığını bile çok geç gördüm
Okudum ama ben ne okudum bunu tarif edecek kelimeleri nasıl seçerim bilmiyorum. Gerçekler, bilimsel veriler, distopik bir dünya hepsi iç içe, kıvrak bir beynin ürünü olan bu kitap benden geçer not aldı. Psikoloji bölümü mezunu bir insanın psikanaliz üzerine böyle bir kurgu yazmış olması bence muazzam olmuş. Bu kitap klasik bir Alper Canıgüz kitabı değil dikkat! Diğer kitaplarında olduğu gibi kara mizah yüklü değil, daha karanlık, düşündürücü ve toplumsal gerçekliği sorgulayan yönü ağır basıyor.
1974 yılı Türkiye’sindeyiz, pek çok ülke 20 senedir hiperdemokrasiyle yönetiliyor. Ülkede kamuyu ilgilendiren her karar halkın iradesiyle alınıyor, ankete sunulup oylanıyor. İnsanlar yıl içerisindeki yararlılık derecesine göre yaşam vizesi alıyorlar, vizesi dolan tabiri caizse itlaf ediliyor, bu karar da tamamen demokratik bir biçimde oylanarak kabul edilmiş. Ve tüm bunlar olurken gökyüzünde kırmızı bir yarık şekilleniyor, bunun ne olduğunu da gerçekten tam anlamıyla dikkatimizi vererek okuduğumuzda kavrıyoruz. Beyin yakan bir kitap, okuması dikkat gerektiriyor.
”Gidişatın kontrolünün kendi ellerinde olduğu illüzyonu o kadar güçlü ki bundan vazgeçemiyorlar.” İşte bu söz tam olarak bu kitabı özetliyor. Gerçeklerden kaçış, hiperdemokrasiye güven tam
”Hiperdemokrasi, küçük bir grup tarafından gerektiğinde kalabalıkları kontrol etmek için kullanılacak, gerektiğinde çöpe atılacak bir araçtı.”
Kısacası okuyun azizim, çünkü benzersiz bir konu, harika bir anlatım