Hangimiz sevmedik ki…
Hepimizin içinde kabuk bağlamış ama
bazen ince ince kan sızdıran bir yara yok mu?
Unutulmayan, hatırladığında yüzünde acı bir tebessüm oluşturan eski bir hatıramız yok mu?
Çoluk çocuk, torun torba sahibi olsak bile
enkaza bir yerde karşılaşsak, gözgöze gelsek, sol tarafımızdaki keskin yaramızı acıtacak
o kişiyi görünce ne yaparız, söylesene! “Kac yıl geçti bak, hala son bakışın miras bana!
diyesimiz gelmeyecek mi ona?
Hangimiz sevmedik ki…
Sevmek, geçmişte olup biten bir şey değil hani…
Her an sevebilirsin, şimdi bile…
Ve unutma ki; sevmenin yaşı, zamanı, mevsimi yoktur…
İç geçirerek daha ne kadar sürecek bu bekleyiş ,kavuşamamak inceleyen kollarımla düştüğüm yatakta nefesim titreyerek özlüyorum seni ,Dünya sönüyor yokluğunda gömüldüğüm karanlık ne geceye benziyor ne ölüme …
Bana gel …
Islak sokak lambalarım parıldasın.
Adım seslerim ,adım seslerine karışsın
Şehir seni özledi .
Ben ,seni özledim …
Ses ver .Sesim sesine karışsın .
Nefesim ,nefesinde soluklasın .
Durulayım seninle .Sende kalayım …
Gel sevgili .
Gel ki,gidişler utansın .