“Haydi oradan,” dedi K. “Herkese nüfuzlu diyorsun. Bana da diyor musun?” – “Sizi,” dedi hancı çekinerek, ama ciddiliğini bozmadan, “nüfuzlu saymıyorum.” – “Demek gayet iyi gözlemliyorsun,” dedi K., “aramızda kalsın, gerçekten de nüfuzlu biri değilim. Bu yüzden de nüfuzlu kişilerin karşısında en az senin kadar saygılıyımdır, ancak senin kadar dürüst değilim,
ve bunu da her zaman itiraf etmek istemem.”
Bu liste bitecek mi hiç ? Her geçen gün yeni sorunlar mı doğuracak ? Sorunlarının, görmek istemediği şeyleri gölgede bırakmak için ilgiyi kendi üzerine çekmeye çalıştığını görmesini nasıl sağlayacağım? Küçük, önemsiz düşünceler zihnini mantar gibi kaplıyor. Sonunda bedenini çürütecekler. Bugün ona, bu küçük şeyler gözünü kör etmese ne görürdü diye sordum. Böylece yolu gösterdim. O yoldan gidecek mi?
İlginç biri - akıllı fakat zihni körelmiş, içten ama dolambaçlı yollara sapıyor. Samimiyetsiz zihnin farkında mı acaba? Ona yardım ettiğimi söylüyor. Beni övüyor. Benim hediyelerden nefret ettiğimi biliyor mu? Hediyelerin beni kaşındırdığını ve uykumu mahvettiğini biliyor mu? Hediye almak için hediye veriyormuş gibi yapanlardan mı o da yoksa? Ona hediye vermeyeceğim. Hürmete hürmet edenlerden mi? Kendinden ziyade beni bulmak isteyenlerden mi? Ona hiçbir şey vermemeliyim ! Bir dost, dinleyecek bir yer istediğinde ona verilecek en iyi şey sert bir divandır !
Zamanımızın en iyi kişiliklerinin üzerine bir kasvet ve duygusuzluk çökmüş, kalplerinde verdikleri sahtelik ve dürüstlük kavgasından duydukları sonsuz bir bıkkınlık, özgüvenlerindeki huzursuzluk - bütün bunlar yüzünden başkaları için yol gösterici ve aynı zamana terbiyeci olma yeteneklerini yitiriyorlar.
Gerçek dostluk, dürüstlük üzerine kurulur. Eğer dostunla arandaki bağ sağlam ise onunla konuşup içini dökmek en doğrusu olur. Zaman her şeyin cevabını verir ama saklı kalan duygular bazen daha büyük yaralar açar.
... sevme hissinin ve dürüstlük işareti olan iyi niyete dayalı şefkatin doğadan kaynaklandığını bilelim. Dürüstlük arayanlar sevmeye başladıkları kişiden yararlanabilmek için giderek ona yaklaşır, kendilerini ona verir, onunla sevgide birleşirler ve bu kişiler birbirlerine eş olur, yardım almaktan çok yardım etmeye hazır olur ve aralarında bir erdem yarışı olur. Böylece hem dostluktan büyük fayda elde edilecek, hem de zayıflıktan değil doğadan kaynaklanan dostluk daha ciddi ve gerçek olacaktır. Zira dostlukları sağlamlaştıran fayda olsaydı, faydası olmadığında dostluğun da bitmesi gerekirdi, oysa doğa değiştirilemeyeceğinden, gerçek dostluklar da sonsuza dek sürer.
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu